Mehmet \u00c2kif'e saldırma modası

0

Mehmet Âkif'e yaşarken yapılan zulüm yön değiştirerek günümüzde de farklı metotlarla devam ediyor. Hem de akla ziyan saldırılarla, ahlaka mugayir sözlerle.

Abdulhamid'e karşı kullandığı ifadelerden başlayıp "Doğrudan doğruya Kur'andan alıp ilhamı" dizesine kadar uzanan, oradan "Bedrin aslanları"nın kulağını çınlatan mesnetsiz, izansız bir kuru kalabalık sözü dillerine dolamaya devam ediyorlar.

Bütün bunlara ve daha fazlasına mantıklı açıklamalar getirilse de gözünü, kulağını, zihnini hakikate kapatıp kendisine öğretilen nakaratları tekrarlayanlara hiçbir söz kar etmiyor.

En son zıvanadan çıkmış söz de geçen hafta sarf edildi. "Tahsili veterinerlik olduğu halde tefsir yazmaya kalkışmıştı." cümlesi de kullanıldı nihayet. Bütün köşeleri kinleriyle doldurdular ya içleri epey bir rahatlamıştır. Cümle zaten baştan sıkıntılı. Mehmet Âkif tefsir değil meal yazmıştı. Tefsir ile mealin ayırtına varamadan maksat yıpratmak olunca işte böyle de şaşırabiliyor insan.

Mesele şu demek ki. Herkes kendi işini yapacak. Alanı ne ise onun dışına çıkmayacak. Tek alanda çalışmasını yürütecek demek kendi işinin yanında kendini yetiştirerek başka alanlarda söz sahibi olan bütün isimleri yok saymaktır bu. Mesela Mustafa Armağan edebiyat fakültesi mezunu ise tarihle ilgilenmesin demektir bu. Mehmet Niyazi için de geçerli bu kıstas o zaman. Hukuk eğitimi almış birinin tarihle ilgilenmesi hem de bu alanda başyapıt denen eserler ortaya koyması ne büyük talihsizlik demek anlamına geliyor.

Mealden bahsediyoruz. Yani Arapça'ya vakıf olmakla ilişkili bir durum bu.

Son günlerin en revaçtaki tartışmasına merhumu da katmaya çalışanlara ne demeli. "Kur'andan ilham almak." Acaba Kur'an'dan değil de nereden ilham almasını salık veriyor bu akıl sahipleri? İlhamı Kur'an olanın yolu dosdoğru peygambere çıkar. Elbette çarpıtmak isteyenler için geçerli değil bu. Hani "Kuran Müslümanlığı" ifadesini duyunca çarpılmış gibi olanlar var ya. Kavram karmaşasında boğulup gidiyorlar da haberleri yok. Elbette Kur'an Müslümanı olmak gerek. Başka bir yol mu var?

Abdülhamid'e sahip çıkalım derken Mehmet Âkif'i yıpratmak ne büyük gaflet ve dalalettir. İki ismin de fani olduklarını, hataları olabileceğini kabul etmeyip dokunulmazlık zırhı giydirerek bazı isimlere, ancak kendimizi kandırırız. Âkif Âkif'tir her şeyiyle, Abdülhamid de Abdülhamid. Günahları ve sevapları ile.

İşi daha da ileri götürerek İstiklal Marşı'nı Âkif'in yazmadığını söyleyenlere ne demeli? Dayanakları da İstiklal Marşı'nın üslubunun Âkif'in üslubuna hiç benzemiyor olmasıymış. Safahat'ı bir kez bile baştan sona okunmamış zır cahillerin bu safsataları ancak merhumun kemiklerini sızlatır.

Aynı kafadaki bir tarihçinin "Âkif'in Müslümanlığı bile şüphelidir." dediği zamanları bile yaşadık. Kendi insanına ihanette bu denli bir yarışa giren başka bir millet var mıdır acaba dünya üzerinde?

Kur'anı sadece kılıf içerisinde evin aksesuarı olarak kullanan bir ümmetin "İnmemiştir hele Kur'an bunu hakkıyla bilin / Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için" dizesinden rahatsızlık duymasını nereye koyacağız. Bu dizeleri yazan Âkif'in mi Müslümanlığını tartışacağız şimdi?

Âkif'e saldırmak bu toprakların değerlerine saldırmaktır. Âkif'i yok etmeye çalışmak bu milletin bir damarını kesmek demektir. Âkif'i eleştirenler önce gölgesinde serpilip büyüdükleri patronlarının ödeyecekleri kul haklarının çetelesini tutsunlar. Sonra Âkif hakkında belki birkaç cümle kurabilirler. O da insafları el verirse.