Mezun çok, usta yok!

Şu sıralar Kastamonu, Karabük taraflarındayız.

Buralarda siyaset hareketlidir, memleketin büyük partileri; Ak Parti, CHP, MHP her zaman iddialıdır.

İktidar da muhalefet de güçlüdür.

Bundan dolayı Türkiye genelinde hangi partinin ne kadar oya sahip olduğunu anlamak yani nabız tutmak için iyi bir alandır.

Buralarda dolaşırken, iktidara destek verenlerin de muhalefet taraftarlarının da gayet mutsuz olduklarını gördüm.

CHP’lilerin tadı tuzu kalmamış.

Hepsi “Bir dönem daha Erdoğan’la devam” diyorlar.

AK Partililer ise iktidarın sokaktaki vatandaştan gittikçe koptuğunu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yalnız bırakıldığını, omurgalı insanların geriye çekildiklerini söylüyorlar.

Onların bu iktidara destek vermeye devam ediyor olmasının iki sebebi var:

1- Erdoğan’a vefa,

2- Bu ülkenin CHP zihniyetine teslim edilemeyecek olması.

Kendilerine “Ya Erdoğan’dan sonrası?” diye sorduğunuzda “İşte orasını hiç bilemiyoruz. Devlet aklı bir şeyler düşünüyordur herhalde!” benzeri cevaplar alıyoruz.

Buralarda, ülkedeki mesleksiz diplomalı krizi fena halde hissediliyor.

Birçok alanda usta bulmak çok zor.

Beş dakikalık sıhhi tesisat arızasını giderme faaliyeti için 500 lira ustalık bedeli istendiğini söylüyorlar.

Meslek erbabının sayısı çok azalmış durumda.

Olanlar da epeyce yaşlı.

Gençler üniversitelerde ya da üniversite sonrası “mesleksiz diplomalı” olarak iş arayışında.

İşe yaramayana kim iş verir?

Asgari ücretle iş bulsa neye yarar?

Mühendislik bitirmiş gençler sokaklarda geziyor, eskiden ilkokul mezunlarının yapmadığı işlere razı geliyor.

Oralarda da duramıyor zira üniversite bitirmiş adam çok daha hassas oluyor, burnundan kıl aldırmıyor…

Patronla, ustayla, müşteriyle takışıyor.

Babası fakir bir gencin iş bulması, işinden ailesini geçindirebilecek bir maaş alması, para biriktirebilmesi, ev sahibi olabilmesi neredeyse imkânsız.

Geleceğe dair ümitleri kırılmış olan gençler boşlukta kalıyor maalesef.

Boşluktaki genç de “şer odakları” için kolay av oluyor!

*

Dikkatimi çeken bir durum daha:

Buralarda ev fiyatları çok pahalı.

Kastamonu’nun 5 bin nüfuslu Araç adlı ilçesinden ele ayağı düzgün bir daire almak isterseniz ortalama 4-5 milyonu hazır etmeniz gerekiyor.

Yani…

Araç olmuş Ankara!

Eskiden “Olmadı küçük yerlerden birinde yaşarım!” deniyordu, şimdi oralar da şişti.

Üstelik çarşı pazar çok daha pahalı, Ankara’daki Keçiören Pazarı’ndan 50’ye aldığınızı burada 80’e alabiliyorsunuz. Gel de buralarda asgari ücretle geçin! Gel de buralarda asgari ücretle de olsa iş bulabil!

Şimdilerde, (çoğu zaman) üniversite bitirmek pek bir işe yaramıyor.

Devlete kapağı attın, attın…

Atamadınsa, büyük ihtimalle yandın!

Ne yapacaksın?

Büyük ihtimalle asgari ücretle çalışacaksın…

İki asgari ücretli, biri erkek biri dişi.

Mecburi eğitimin süresi 12 yıl olmasaydı, milyonlar 12 sene mecburen okula bağlanmasaydı…

Okumaya hevesli olmayanlar da, 18 yaşını bitirene liseye bağlanmasaydı.

Meslek eğitimi cazip hale getirilseydi…

Çocukların arzu ve kabiliyetleri zamanında keşfedilseydi…

Ona göre uygun mesleklere yönlendirilselerdi…

Üniversitelerin kapıları da beş on soruyu yapabilene açık olmasaydı…

Bu kadar çok lise ve üniversite öğrencimiz olmasaydı.

Üniversite öğrencilerimizin sayısı mesela Almanya’daki kadar olsaydı…

Zamanında aşırı liseleştirme ve üniversiteleştirme yoluna gidilmeseydi…

***

Aaaah…

Ahhh!