Bahçeli, Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfınca Ankara Spor Salonu'nda düzenlenen 'Türk Gençliği Büyük Kurultayı'nda yaptığı konuşmada, salonu kuşatan coşkudan, heyecandan ve ülkü sevdasını görmekten büyük kıvanç duyduğunu belirterek, milletin yarınlarına, Türk-İslam davasının genç nefeslerine, istikbalin şafak vaktine şahitlik etmekten dolayı bahtiyar olduğunu söyledi.
'Al bayrağın altında şahsiyetini, bozkurtlu mavi sancağın gölgesinde gençlik düşlerini büyüten, Kızılelma'nın ışığında istikbalimize yürüyen Türk gençliğiyle iftihar ediyorum.' diyen Bahçeli, 19 Mayıs'ın 107'inci yılında yüreğinde Ergenekon'un demirden dağları eriten kudretini, fikriyatında Malazgirt'in Anadolu'yu vatan kılan kararlılığını, istikametinde İstanbul'un çağ açıp çağ kapatan fetih ufkunu, adımlarında Samsun'un istiklal meşalesini taşıyan Türk gençliğini görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
'Hürriyet güneşi 107 yıl sonra Türk gençliğinin gözlerinde parlıyor'
19 Mayıs 1919'da Samsun ufkunda doğan hürriyet güneşinin 107 yıl sonra Türk gençliğinin gözlerinde parladığını belirten Bahçeli, şöyle konuştu:
'Türkiye Cumhuriyeti'ne biçim veren ülkücü iradenin nasıl diri kaldığını işte bu muazzam tablo eşliğinde buradan ilan ediyoruz. Ne mutlu bizlere, hasretini çektiğimiz, dualarda dilediğimiz, sabırsızlıkla beklediğimiz ve sonuna kadar güvendiğimiz o Türk gençliği, işte karşımda dimdik ayakta duruyor. Bu gençlikle ne kadar sevinsek ne kadar övünsek ne kadar iftihar etsek azdır.
Bu salonu dolduran alnı ak, aklı selim, kalbi sağlam, azmi aşikar, niyeti halis olan, bütün samimiyetimle kendileriyle gurur duyduğum sevgili asenalar, sevgili bozkurtlar, Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen Türk Gençliği Büyük Kurultayı münasebetiyle hepinizi en kalbi duygularımla, muhabbetle, hürmetle selamlıyorum. Her birinizi teker teker bağrıma basıyor hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Başta Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım olmak üzere Ülkü Ocakları'nda yetişmiş, yetiştirmeye devam eden tüm dava ve yol arkadaşlarıma ayrı ayrı teşekkür ediyorum.'
'Samsun'da çakan kıvılcım'
19 Mayıs 1919'da Türk milletinin, tarih sahnesinde yeniden doğrulduğunu, kaderine vurulmak istenen esaret zincirini parçaladığını, emperyalizmin kurduğu vesayet oyunlarını elinin tersiyle ittiği kutlu bir başlangıç yaptığını ifade etti.
Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Mondros'un ağır hükümleri milletimizin sırtına hançer gibi saplanmış, Anadolu'nun dört bir yanı işgal heveslilerinin kirli hesaplarıyla sarmalanmıştı. Vatan toprağı işgalcilerin postallarıyla çiğnenirken, ihanetin ağları İstanbul'dan Musul'a, Erzurum'dan Selanik'e kadar uzanmış, mandacıların himaye hevesleri, ayrılıkçı cemiyetlerin teslimiyet hesaplarıyla çepeçevre kuşatılmıştı. İstanbul'un semalarına işgalin ağır gölgesi çökmüş, ordunun imkanları mütareke şartlarıyla budanmış, vatan sevdalılarının sabrı taşmıştı.
Vatan ve hürriyet şairimiz Namık Kemal, milletin sızısına şöyle ses veriyordu 'Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini, Yok mudur kurtaracak baht-ı kara maderini?' İşte Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a attığı ilk adım, bu suale verilmiş en büyük cevaptır. O ilk adım Havza'da ulusal şuura, Amasya'da kurtuluş fermanına, Erzurum'da milli birliğe, Sivas'ta 'Ya İstiklal Ya Ölüm' diyen kararlılığa, Ankara'da devletleşen ve devleşen milli iradeye dönüşmüştür. Böylece Namık Kemal'in feryadı cevabını bulmuş, Gazi Mustafa Kemal Atatürk de bu cevabı tarihe şu mısralarla mühürlemiştir, 'Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini, Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini.' İşte bu mısralar Samsun'da çakan kıvılcımın Anadolu'da nasıl bir ihtilal yangınına dönüşeceğinin habercisi olmuştur.'
'Bu yürüyüşte yorgunluğa yer yoktur'
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'da Milli Mücadele'nin fitilini ateşlerken önünde belirsizlik, karşısında işgale soyunan düşman, arkasında hıyanetin muhbirleri, boynunda idam fermanı olduğunu hatırlatan Bahçeli, 'Fakat onun ruhunda korkuya yer yoktu. Bandırma Vapuru, Karadeniz'in hırçın dalgalarıyla nasıl bilendiyse, Milli Mücadele'nin iradesi de yokluklar içinde, ihanetlerin arasından, işgalin gölgesinden sıyrılarak kuvveden fiile çıkmıştır.' diye konuştu.
Bahçeli, şunları söyledi:
'O iradenin mimarı olan Gazi Mustafa Kemal Paşa da imkansızlığı mazeret saymamış, Anadolu'nun sessizliğinde yaklaşan kıyamın ayak seslerini sinesinde duymuştur. Sükutu sedaya, acizliği azamete, dağınıklığı dirliğe, kederi kıyama çeviren ise Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın Türk milletine duyduğu sevgi ve inanç olmuştur. Resmi bir vazifenin sağladığı imkanı milli bir dirilişin kilometre taşına çeviren iradenin Samsun'da Türk milletinin talihini ve tarihini sil baştan inşa etmiştir.
Bugün bu inşa üzerine yürüdüğümüzü çok iyi bilmenizi isterim. Bu yürüyüşte yorgunluğa yer yoktur. Bu yürüyüşte yılgınlığa yer yoktur. Bu yürüyüşte tereddütlere, teslimiyete, tükenişe, tefrikaya yer yoktur. 19 Mayıs, mahzun kalmış milletimizin miracıdır. 19 Mayıs, esarete terk edilmek istenen mukadderatın Türk eliyle yeniden yazılmasıdır. 19 Mayıs, karanlığa terk edilmek istenen bu coğrafyada fecrin ilk ışıklarıdır. 19 Mayıs, Samsun'da Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın attığı o ilk adımla 107 yıl önce başlayan ve ilelebet sürecek istikbal seferinin adıdır. Bugün sizlere düşen vazife de bu seferin en ön saflarında birer nefer olmaktır.'
'Korkmayacaksınız, kaçmayacaksınız, satmayacaksınız'
Galip Erdem'in 'Hürriyet savaşını kazanmak ne kadar mühimse, hürriyete layık olmak da en az o kadar mühimdir.' sözüne vurgu yapan Bahçeli, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Şayet bir gün çaresiz kalırsanız, bir kurtarıcı beklemeyin. Kurtarıcı kendiniz olun.' öğüdünü hatırlatarak, 'Gençliğe armağan edilen bu müstesna günün manası bu seslenişte ve hakikatte yatmaktadır.' dedi.
Türk gençliğine istiklalin haysiyeti, istikbalin mesuliyeti, cumhuriyetin namusu, Türk milletinin ebediyete kadar hür yaşama ahdinin 19 Mayıs 1919'un hatırasıyla emanet edildiğini vurgulayan Bahçeli, 'Kıymetli asenalar, değerli bozkurtlar, o halde korkmayacaksınız, kaçmayacaksınız, satmayacaksınız, savrulmayacaksınız. Rüzgar belki sert esecek, yollar sarpa saracak, zaman zaman hissenize bozkurt yalnızlığı düşecek, bazen kimse sizi anlamayacak, ne kadar dil dökseniz de anlaşılmayacaksınız. Güneşli günlerin yolcuları, şen sofraların misafirleri, düz yolların heveslisi değil, çetin zamanların nöbetçileri, puslu havalarda ocaklarının bekçileri, Türk milliyetçiliği davasının yegane hancısı olacaksınız. Kim olduğunuzu merak eden, nereden gelip nereye gittiğimizi soran varsa önce dönüp maziye baksın.' ifadesini kullandı.
Arif Nihat Asya'nın ülkücü gençliğe seslenişini anımsatan Bahçeli, şöyle dedi:
'Siz büyük Türkiye'yi gerçekleştirecek olan ülkücüler. Siz Oğuzların, Kürşadların, Alparslanların, Fatihlerin, Yavuzların, Abdülhamidlerin, Yunus Emrelerin, Mevlanaların, Hacı Bektaşların, Sütçü İmamların, Dilşad Sultanların, Nene Hatunların, Gevher Nesibelerin, Malhun Hatunların torunları olan ülkücüler: Sizler işte böyle bir neslin devamı, böyle bir tarihin mirasçıları, böyle bir davanın emanetçilerisiniz.
Kökünüzden kopmayacak, kimliğinizi şeref sayacak, tarihinize sırt çevirmeyeceksiniz. Garbın çağdaşlık pazarlarında atanızın öğüdünü, ananızın duasını satmayacaksınız. Gündeminizi küresel rüzgarların insafına, günlerinizi sanal alemin girdabına, gönlünüzü köksüz akımların seline kaptırmayacaksınız. Aklınızı ilimle, ahlakınızı imanla, hayallerinizi ülküyle, hedeflerinizi disiplinle tahkim edeceksiniz. Saflarınızı terk etmeyecek, gerektiğinde ileri atılmaktan ve bir daha geri dönmemekten çekinmeyeceksiniz. Günü kurtaran değil, asırları kurmaya namzet olan, o asra da Türk ve Türkiye Yüzyılı damgasını vuran büyük Türk gençliği olacaksınız.'
'Ülkü Ocakları, Türk gençliğini menşei meçhul fikir akımlara terk etmeyen sığınaktır'
Şair Hüseyin Nihal Atsız'ın 'Bütün Türk Gençliğine' şiirinin 'Ölümlerden sakınma, meyus olmaktan utan. Bir kere düşün nedir seni dünyada tutan? Mefkuresinden başka her varlığı unutan, Kahramanlar gibi sen ebedi kalmalısın' dizelerine vurgu yapan Bahçeli,' İşte o kahramanlar bir bayrak gibi karşımda duran ülkücü Türk gençliğidir.' diye konuştu.
Ülkü Ocakları'nın Türk gençliğini aidiyet buhranlarından, manevi kuraklıktan, değer erozyonlarından, kimliksizliğin ve köksüzlüğün öğütücü çarklarından çekip çıkaran bir mektep olduğunu vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:
'Bu mektebin tarihi, Türk milletinin son yüzyılda verdiği varoluş mücadelesinin gençlik cephesidir. Türk gençliğinin menşei meçhul ideolojik kamplara ayrılmaması, sokak çatışmalarına teslim edilmemesi, kinle beslenmiş ithal reçetelerde deva aramaması ve bölünme telkinlerine terk edilmemesi için mücadele edilmiştir. Bu mücadele, gerek üniversite koridorlarında ve öğrenci yurtlarında gerekse mahkeme salonlarında, zindanlarda, tabutluklarda verilmiştir.
Bu mücadele bir gençlik hevesi olarak değil, milli bekasına sahip çıkan bir millet refleksi olarak doğmuştur. Bu mücadele, şehitler kervanımızın yol başçısı Ruhi Kılıçkıran'dan son ülkücü şehidimiz Fırat Yılmaz Çakıroğlu'na uzanan aziz hatıralarla mühürlenmiş, fedakarlıkla yoğrulmuş, şehadetle taçlanmıştır. Bugün bu salonu dolduran Türk gençlerinin gözlerine baktığımızda görüyoruz ki şehitlerimizin emaneti yerde kalmamıştır, kalmayacaktır. Ülkücü şehitlerimizin hatıraları bugünümüze biçim veren, aydınlık katan kutup yıldızlarımızdır. Onların aziz hatırası yalnız dualarımızda, anılarımızda değil, bugün kitap başında ter döken, laboratuvarda bilimle hemhal olan, kod yazan, proje geliştiren, toprağı tanıyan ve üreten Türk gençliğinin alın terinde yaşamaktadır.'
(Sürecek)