Milli Takım ile ilgili zaman zaman yazılar yazıyorum. Konu genelde futboldan çok millilik meselesi üzerine oluyor. "Milli Takım Milli mi?" diye sorduğum soruda hala ısrarcıyım. Yani bir galibiyet alınca sözünü geri alanlardan değilim. Galibiyet aldığımız da yok ya o da ayrı bir mesele.
Sistemler değişiyor, ligler kuruluyor, dünya ve Avrupa kupasına gitme şartları da bu değişimlerden payını alıp yeni yöntemlerle takımlar belirleniyor. UEFA Uluslar Ligi ile başlayan süreçte Milli Takım bu işi çok da ciddiye almadığını zaten bu yarışa Lucescu ile başlayarak göstermiş oldu.
Milli Takım'ın başında Türk olmayan bir hocanın olması zaten izah edilemez bir durum. Kimse başarıdan, teknikten bahsetmesin. Milli Takım tarihinde alınan başarılar sıralanacak olsa yabancı hocalarla alınan en büyük başarı dünya ya da Avrupa kupasına katılmış olmak diyebiliriz. Aldığımız en büyük başarıları Şenol Güneş ve Fatih Terim zamanında elde ettik. Hal böyleyken; emeklilik hesapları yapan bir hocaya hayal bile edemeyeceği ücretleri vererek Milli Takım'ı emanet etmek sadece vurdumduymazlık ile ifade edilebilir.
Milli Takımı ciddiye almayanların takıma harcadıkları milyarların hesabını da soran yok ne yazık ki.
Türkiye - İsveç maçında millet olarak maça hazırdık. Konya üzerine düşeni fazlasıyla yaptı ve takımını yalnız bırakmadı. Atmosfer iyi futbol için her şeyiyle tamamlanmıştı ama sadece Milli Takım bu maça hazır değildi anlaşılan. Bahane sıralanacak olsa, art arda isimler konacak olsa teknik heyeti kaçıncı sıraya alırlar bilmiyorum ama önce teknik sorunlar çözülmeli takımda.
Türkiye liglerinde yabancı futbolcu sayısının çokluğundan dolayı Türk futbolcuların kendilerine yer bulamamaları, yerli futbolcuların kendilerini geliştirememeleri, sakat oyuncular gibi birçok etken de sayılabilir. Bunu Milli Takım kadrosunda da açıkça görebiliyoruz. Ya takımında bile oynama fırsatı bulamayan futbolcular var ya da yurtdışında oynayan oyuncular takımda yer alıyor.
Türkiye aldığı sonuçlarla UEFA Uluslar B Ligi'nden C ligine düşmüş oldu. Türkiye bu anlayışla, bu hoca ile C liginde de başarılı olamaz. UEFA Uluslar C Ligi diyoruz. Yani karşımızda mahalle takımları yer almayacak. Yine Avrupa takımları ile eşleşeceğiz. Yunanistan, Gürcistan, Romanya, İrlanda, Macaristan, Bulgaristan Norveç gibi takımlar muhtemel rakiplerimiz.
Rakibi küçük görme gibi bir hastalığımız olduğu için tarihte hayatındaki ilk korneri, ilk golü, ilk penaltıyı bize atan takımlar var ama biz hala büyük takım havalarından bir türlü kurtulamadık ve rakipleri küçük görmeye devam ediyoruz. Hem de yıllar var ki ne dünya ne de Avrupa kupasına katılamadığımız halde.
Böyle giderse kupa maçlarının müzmin izleyicisi olmaya devam edeceğiz. Milli Takım milli bir mesele midir, evet. Çünkü ülkemizi temsil eden bir yapısı var bu takımın. Aldığı her sonuç Türkiye'nin hanesine kaydediliyor.
Tasarruf edelim diyerek feveran edilen bir zamanda bu kararların sadece temennide kaldığının bir göstergesidir Milli Takım'ın durumu.
Gizli hesaplarla, kulağını ve ruhunu hakikatlere kapatarak yapılan planlarla ancak Lucescu'ya erken emeklilik ve güzel bir Türkiye tatili sunmaktan başka bir işe yaramaz onun görevde kalması.
Milli heyecanı yaşayacak millet hazırken takımın bu heyecana ortak olmamasının sonucudur bu düşüş.
Bir şeyler yapmak için harekete geçmeyenler acaba bu işe de Reis el atsın diye mi bekliyor? "Ne olacak bu Milli Takım'ın hali?" diyecek Reis ve birileri harekete geçecek demek ki. Beklemeye devam.