MTTB

Yıllar önce çok önemli bir kuruluşumuzun genel başkanı ile konuşuyordum. “Müessesemizin tarihi yazıldı mı?” diye sorduğumda müspet cevap alamamış ve buna çok üzülmüştüm. Türkiye’de -bazıları asırlık- pek çok kurum vardır. Bunların bir kısmı resmîdir, diğerleri ise vakıf ve dernekler gibi cemiyetler, STK’lardır. Hepsinin tarihi yazılmalı, manevi miras, gelecek nesillere emanet edilmelidir.

Türkiye’nin çok kıymetli ocaklarından biri de Millî Türk Talebe Birliği’dir. Ortaöğretim yıllarımızda Anadolu’nun ücra şehrindeki memleketimiz Siirt’te şubesi yoktu. İstanbul Üniversitesi’ne tahsile geldiğimde ise 1980 Darbesi ile birçok kuruluşla birlikte MTTB de kapatılmıştı. Daha sonra Birlik Vakfı bünyesinde hizmetlerine kaldığı yerden devam eden MTTB’de bir ara bizim “Yazı Editörlük ve Medya Kursu”muz yapıldı. “Divanyolu Sohbetleri” ise kısa bir müddet sürdü.

Uzun zamandan MTTB tarihinin yazılmakta olduğunu duyuyor ve buna çok seviniyordum. Şükürler olsun ki, gazetemiz köşe yazarı Ali İhsan Gülcü’nün editörlüğünü yaptığı Millî Türk Talebe Birliği – Bir Neslin İnşası isimli eser günışığına çıktı. 1916’da kurulan MTTB’nin bu sene kuruluşunun 110. Yılı. Misvâk Yayınları’ndan çıkan kitabın kapağında (1916-1980) ibaresi yer alıyor. Demek ki (1980-2026) dönemi hazırlanıyor; inşallah en yakın zamanda okuruz.

Eser çok geniş, büyük boy, 530 sayfa. Asırlık müessesenin belge niteliği taşıyan fotoğrafları, gazete kupürleri ve muhtelif görselleri ile dolu. Yani eser, bir bakıma hem bir tarih, hem de belgesel niteliğinde. Sürükleyici ve akıcı anlatımıyla da bir roman tadında. Ali İhsan Gülcü Bey’in bu esere çok emek verdiğini biliyorum. Gazeteci araştırmacı ruhunu, çalışkanlığını ve titizliğini kitaba tam manasıyla yansıtıyor. Yayınevinin “Takdim” yazısında şu hakikatli sözler ifade ediliyor: “Bazı isimler vardır; bir tabeladan, bir kurum adından ibaret değildir. Zihinlerde bir dönemi, gönüllerde bir davayı, hatıralarında ise gençliğin en diri hâlini çağrıştırır. Millî Türk Talebe Birliği, işte böyle bir isimdir. MTTB’yi tanımak, yalnızca geçmişi hatırlamak değil; aynı zamanda bir idealin, bir davanın ve bir adanmışlığın izini sürmektir.”

Ali İhsan Gülcü de “Editörden” başlıklı yazısında, “Millî Türk Talebe Birliği, Osmanlı’nın son yıllarında başlayıp 20. Yüzyıla damga vuran, yetiştirdiği gençlikle Türkiye’nin 21. Yüzyılını dönüştürülüp şekillendiren en büyük gençlik hareketlerinin adıdır.” Doç. Dr. Erkan Çav’ın “Millî Türk Talebe Birliği Deneyimi: Dava, Örgüt, Adanmışlık, Aksiyon” başlıklı makalesi çok mühimdir. MTTB’nin özlü olarak misyonu, burada mükemmel biçimde ifade ediliyor. Ve “Giriş”te efsane MTTB’nin geçmişte kurulduğu şartları, daha sonra yaşadığı dönüşümleri okuyoruz. “Millî Türk Talebe Birliği’nin Kuruluşu ve Millî Mücadele Yılları” ile “Cumhuriyet’in İlk Yıllarında MTTB” yazıları dikkatinizi çekecektir. Daha sonra Demokrat Parti döneminde Tevfik İleri merhumun rolüne işaret ediliyor. “MTTB’nin İkinci Kuruluş Dönemi” 1946-1965 yıllarına tekabül ediyor. Giderek yerli ve millî bir çizgiye oturan, milliyetçi muhafazakâr camianın gözbebeği olan MTTB’de Millî Gençlik ve Çatı dergileri zengin bir muhteva ile yayımlanıyor. Başta Necip Fazıl olmak üzere pek çok büyüğümüzün konferansları, MTTB’de büyük kalabalıklar tarafından takip ediliyor. Ayhan Songar, Nevzat Yalçıntaş, Adnan Ziyalar, Salih Tuğ, Ali Nihad Tarlan, Faruk Kadri Timurtaş, Sabahattin Zaim, Selçuk Özçelik, Şahabettin Tekindağ, Muharrem Ergin, Ahmet Kabaklı, Ali Murat Daryal, Tarık Buğra, Ömer Nevzat Atlığ, Osman Öztürk, Erol Güngör, Süleyman Yalçın hitabeleriyle gençlere moral veriyor. Bu isimlerin bir kısmı Aydınlar Ocağı çatısı altında da hizmet vermektedir. Esasen o dönemde ‘sağ’ düşüncenin içinde keskin çizgiler yok. Neredeyse bütün milliyetçiler, muhafazakârlar ve mukaddesatçılar, ortak paydalarda, kardeş kuruluşların mekânlarında buluşuyor. MTTB’nin düzenlediği “Fetih Mitingi”, “Kıbrıs Mitingi”, “Pakistan Mitingi” ve “Şahlanış Mitingi” Türkiye genelinde ses getiriyor. Siyasetin dışında kalan MTTB, partilere ve idarecilerine yön vermeye başlıyor. Artık büyük bir güç olmuştur. Rasim Cinisli, Burhaneddin Kayhan, İsmail Kahraman ve Ömer Öztürk olmak üzere bu otağda hizmet eden başkanlar, gençliğin meselelerine sahip çıkıyorlar. Kongreler yapılıyor, seçimler gerçekleşiyor, başkanlar değişiyor ama ruh aynı, dava tek ve hedef hiç değişmiyor. Bu güzel vatana, bu aziz millete, bu mübarek ümmete ve insanlığa hizmet etmek biricik şiarları. MTTB’nin yükselişi, basına da aksediyor. Gazeteler bu faaliyetlere uzak kalamıyor. Çünkü Türkiye’nin en büyük gençlik hareketinin adıdır MTTB. Bütün hayırlı faaliyetlerin içinde, merkezinde, mihverinde… O zamanlar sağ kesimin ortak düşmanı olan kanlı komünizm ideolojisi, düzenlenen muhteşem mitinglerde lanetleniyor. MTTB’nin “Altın Çağı” başlamıştır artık. Türkiye genelinde açılan şubeler, düzenlenen yarışmalar, tiyatro çalışmaları, kitap kulübü, fotoğrafçılık, spor müsabakaları… Ve geliyoruz “1973-1980 Yılları”na… Ülkenin kaosa sürüklenmek istendiği kara dönem! Bu senelerde de MTTB’yi istikrarlı, ılımlı, ilim, kültür ve sanatı önceleyen sağlam duruşuyla görüyoruz. Artık MTTB bir öncü hareket, lokomotiftir. Duruşu önemseniyor, yöneticilerinin açıklamalarına kulak kabartılıyor. Ve 80 darbesiyle diğer birçok hayırlı müessese ile birlikte önü kesiliyor. Şükürler olsun şimdi Millî Türk Talebe Birliği yine faal, yine aktif ve hizmetlerine kaldığı yerden devam ediyor. Ali İhsan Gülcü dostumu yürekten kutluyorum, ona ve esere emek veren, katkı sunan herkese teşekkür ediyorum. Eserin ikinci cildini de heyecanla bekliyoruz. Herkes gibi ben de MTTB’nin son 46 yılını merak ediyor, bu dönemi bir kitapta okumak istiyoruz. MTTB’ye nice bereketli, hayırlı, başarılı yıllar dilerken bu kutlu irfan ocağına sahip çıkan isimli/isimsiz herkese teşekkür ediyor, vefat eden dava adamlarına, şehitlerine Cenabı Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhları şad, kabirleri nur, mekânları cennet, menzilleri mübarek, makamları yüksek olsun.