Muhafazakâr Kürt halkının oyuyla, kimin siyaseti yapılıyor?

Siyasette en büyük erdem, seçmene karşı dürüst olmaktır. Bir parti, hangi dünya görüşünü benimsiyorsa bunu açıkça söylemeli; hangi ideolojik çizgide yürüyorsa bunu milletten gizlememelidir. Çünkü sandık, sadece oy verilen yer değil, aynı zamanda güvenin de emanet edildiği yerdir.

DEM Parti'li bazı milletvekillerinin son dönemde LGBT konusunda yaptıkları açıklamalar ve okullarda mescitlere yönelik eleştirel beyanları, partinin ideolojik yönelimine dair tartışmaları yeniden alevlendirmiştir. Bu açıklamalar, özellikle muhafazakâr ve dindar Kürt seçmenler arasında ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.

Şu temel soru artık daha yüksek sesle sorulmalıdır: Oyunu veren muhafazakâr Kürt halkı ile partinin savunduğu politikalar arasında gerçekten bir uyum var mıdır?

Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun büyük bölümü, asırlardır İslam'ı hayatının merkezine koymuş, camisini, ezanını, Kur'an'ını ve manevi değerlerini kimliğinin ayrılmaz bir parçası olarak görmüş bir toplumsal yapıya sahiptir. Bu halk, inancını sadece bireysel bir tercih olarak değil, kültürünün ve tarihinin temel direği olarak yaşamaktadır.

Buna rağmen, kamuoyunda sıkça tartışma konusu olan birçok meselede dinî hassasiyetlere mesafeli duran söylemlerin yine aynı siyasi çevrelerden gelmesi dikkat çekmektedir. Eğitim kurumlarında ibadet imkânlarına yönelik eleştiriler ya da LGBT konusunda yapılan açıklamalar, muhafazakâr seçmenin beklentileriyle çeliştiği yönünde değerlendirmelere neden olmaktadır.

Bir başka tartışma da partinin ideolojik kimliği üzerinedir. Siyasi yorumcular uzun yıllardır partinin, Türkiye solunun çeşitli geleneklerinden etkilendiğini dile getirmektedir. Ancak hangi ideolojik referanslar benimsenirse benimsensin, bunların seçmene açık ve net biçimde anlatılması demokratik siyasetin gereğidir. Seçmen, yalnızca seçim dönemlerinde değil, her zaman partinin hangi ilkeleri savunduğunu bilme hakkına sahiptir.

Hiç kimsenin inancından dolayı ötekileştirilmediği gibi, hiçbir inanç da kamusal alandan dışlanmamalıdır. Okullarda isteyen öğrencilerin ibadet edebilmesi, temel hak ve özgürlükler bağlamında ele alınabilecek bir konudur. Aynı şekilde farklı yaşam tarzlarına ilişkin tartışmalar da toplumun tüm kesimlerinin hakları gözetilerek yürütülmelidir. Siyasi partilerin bu konulardaki tutumları ise doğal olarak kamuoyu tarafından eleştirilebilir.

Muhafazakâr Kürt seçmeni artık şu soruyu kendisine sormalıdır: Sandıkta destek verdiği parti, gerçekten kendi değerlerini mi temsil ediyor, yoksa kendi dünya görüşünden oldukça farklı bir siyasal çizgiyi mi takip ediyor?

Demokrasi, sadece oy vermek değildir; verilen oyun hangi fikirlere, hangi ilkelere ve hangi politikalara güç kazandırdığını bilmektir. Şeffaflık, dürüstlük ve seçmene saygı da bunun vazgeçilmez şartıdır. Siyasetin meşruiyeti, milletin iradesini doğru temsil edebilmesinden geçer.