Muharrem İnce ve CHP'deki şeriatçılar!..

0

"Cumhurbaşkanı Adayı" Muharrem İnce, başarılı mı, değil mi?..

Seçimden çıkarttığı yüzde 30'luk sonuç iyi mi, değil mi?..

"Muharrem İnce Hareketi" tutar mı, tutmaz mı?..

Ondan Recep Tayyip Erdoğan'ın, hadi olmadı Bülent Ecevit'in imza attığı gibi başarı hikayeleri çıkar mı, çıkmaz mı?..

Erdoğan ve Ecevit, "dikkat çekici" misaller…

Zira her ikisi de siyasi hayatlarında "risk alan" liderler, her ikisi de camialarının büyük karizmalarına "rağmen" zirveye çıkmayı bildiler.

Bülent Ecevit

İyi bir yazar, iyi bir gazeteci, kendi kulvarında bir "aydın"dı.

"Karaoğlan" imajı fena değildi.

"Toprak işleyenin su kullananın", "ortanın solu", "ulusal sol", "kasket", "köy-kent" derken bir yol tutturdu, gitti.

Farklı tabanlara da oynadığı DSP'yi bilirsiniz…

İlginç bir denemeydi.

O süreçte, "Vahdettin Han Hain değildi" dediği için "Şeriatçı CHP'li"lerden bol tepki aldı.

"Abdullah Öcalan'ı paketleyerek teslim edenlerin" büyük desteğiyle önemli başarılar elde etti, DSP'yle…

Bir ara Fetullah ile arası iyiydi, nice Fetullahçıyı yakınına aldı, Fetullah'ın şefaatçi (!) övgülerine mazhar oldu!..

Yaptığı iyi şeyler vardı, Başbakanlığının son demlerinde ağırlıklı olarak kötü şeyler yaptı.

Vesaire…

Şöyle veya böyle, Atatürk'ten sonraki en başarılı CHP'liydi Bülent Ecevit.

Serbest seçimlerde, en fazla oy oranına ulaşan CHP'li de, Ecevit olmuştu.

Muharrem İnce, Bülent Ecevit'in yaptıklarını yapabilir mi?..

Emin değilim.

İnce'ye kendi camiasından misal bulmak zor, bugüne kadar gelen tiplerden farklı.

Atatürk'e, İnönü'ye, Ecevit'e, Baykal'a, Karayalçın'a, Kılıçdaroğlu'na hiç benzemiyor…

O tarafta emsali yok.

Bu tarafın alternatifsiz Lider'i "Recep Tayyip Erdoğan'ı taklit etmek" de yol değil, Muharrem İnce için.

O, Recep Tayyip Erdoğan gibi, "çilelerle yoğrula yoğrula" gelmedi bir yerlere.

Erdoğan'ın hayatındaki bütün aşamalar, üstleneceği büyük görevlere hazırlıkmış, bunu şimdi çok daha net bir şekilde görebiliyoruz.

İnce ise hazırlıksız, başarıyı öre öre gelmiş değil.

Çilesi yok!..

Yalovalı ama oradan bile ne kadar destek bulabildiği ortada, "taban"ı sağlam değil yani.

Rahat sayılabilecek bir çocukluk ve gençlik dönemi geçirmiş…

Ortaokul ve lise çağlarında önümüze çıkan ve isimlerini hatırlamakta güçlük çektiğimiz öğretmen tipleri vardır ya, öyle bir karakter geliyor aklıma.

Hayli zamandır siyasette ama son vakitlere kadar öyle rüzgar estirmiş filan da değildi doğrusu.

Deniz Baykal dönemindeki topa girişlerinde pek çekingendi.

Kılıçdaroğlu devrinde ortaya çıktı…

Recep Tayyip Erdoğan karşısında seri mağlubiyetler alan ve bundan dolayı da hayli "bunalan" Camia'nın gözünde, bir "ümit" olarak parlamaya başladı.

Ve son olarak da, işte, "adaylık" süreci…

Kemal Kılıçdaroğlu O'nu öne iterek Genel Başkanlık ve Milletvekilliği gibi iki "kazanım"ından olmamış oldu, Muharrem İnce de namına nam kattı.

"İki kulplu kazan, tut bir ucundan sen de kazan!" dünyası bu.

İkisi de kendi çapında kazançlı.

CHP'ye gelince…

Tabanına yani, oralarda kazanan yok.

"Perişan" oldu taban; uğraş, didin, bağır çağır, tehdit et, küfür et, saldır, "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" sloganı ile tırman, tırmala…

Sonuç:

"Eyvah yine bana hüsran,

Bana yine hasret var…"

-Yine (size) kara günler düştü!..

CHP İLE OLMAZ, YENİ PARTİ ŞART!..

Bu böyle gider mi?..

Gider!..

CHP tabanının sesi çok çıkan, hırçın, kızgın, radikal, "Şeriatçı-Radikal Kemalist" kesimi, yeni bir "Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı" dalgasıyla motive edilebilir, kullanılabilir…

Yeni bir tezgahla bir süre daha idare edilebilir.

Orası kolay…

Lakin, öyle CHP'liler biliriz ki, bu zihniyetle hiçbir yere varılamayacağını çok iyi bilmektedirler…

Muharrem İnce'nin veya "ümit vaat eden" bir başka ismin mutlaka ama mutlaka, CHP'den koparak "yepyeni bir parti kurmasını" istemektedirler.

CHP'nin rahmetli vekillerinden, Emekli Büyükelçi İnal Batu, "Asiye nasıl kurtulur?" bağlamındaki bir soruya…

"CHP'nin kurtulması, kurtarılması mümkün değildir! Bu saatten sonra yapabileceği iş, kendisini tasfiye etmek ve yepyeni bir siyasi hareketle yürümektir!" yollu bir cevap vermişti.

Evet, CHP'nin "ontolojik problemleri" vardır ve kendisini bu sınırlara, bu ambleme, tarihin bir dönemine hapsetmiş bir parti olarak…

Gerçek bir açılım ve atılım gerçekleştirmesi mümkün değildir.

CHP'nin ayağında prangalar vardır; her genel başkan, bu prangalarla yola çıkar…

Geleneksel "Politbüro" ve tabandaki "Radikal Şeriatçılar", parti genel başkanlarının teşebbüs ettiği her anlamlı açılımı sabote ederler, büyük bir atılım gerçekleştirebilme imkanını daha teşebbüs anında yok ederler.

Bu böyle bir kafadır, değişmez…

Ben onların içinden geldim, çok iyi bilirim bu "Radikal Kemalist" kesimi…

Kendilerine benzemeyenlere "tepeden" bakarlar, "köylü" diyerek küçümsedikleri insanlara duvarlarına astıkları tablonun milyonda biri kadar kıymet atfetmezler!..

Bu ne kadarlık bir kesimdir CHP içinde?

Ben diyeyim en fazla yüzde 5'lik, siz deyin en fazla yüzde 10'luk.

CHP'de bir azınlıktır bu, ama etkili bir azınlıktır.

CHP medyası büyük ölçüde bunların elindedir. Anadolu'nun kasabasındaki, köyündeki, büyükşehirlerin varoşlarındaki "sıradan CHP'liler", bu "elit CHP'lilerin yanlarına yaklaşamazlar.

Ak Parti'de tabandaki bir partilinin, icabında bir Bakan'a bile hesap sorduğunu görebilirsiniz…

CHP'de ise bu olmaz; Önder Sav'ın, kendisinden "Hac Kontenjanı" konusunda yardım isteyen "sıradan" bir CHP'liye o çirkin muamelesi, tipik misaldir "CHP Radikalizmi"ne…

CHP'nin önde gelenleri, her durumda jakobendir; farklı dünya görüşlerine olduğu kadar, kendisine destek veren "tabandaki CHP'lilere" de tepeden bakarlar…

Bu kafa nereye götürür bir partiyi?

İşte, bir aday koyarsınız; birilerinin gazı, üflemesiyle yüzde 30'u aşabilirsiniz en fazla.

Parti olarak elde ettiğiniz yüzde 22 ise, geleneksel oylardır aslında, kilitlendiğiniz yerdir.

Bunu nasıl aşacaksınız?..

Dedim ya, CHP ile olmaz, zira CHP, bulunduğu yere "Altı ok ile" sabitlenmiş durumdadır!..

Altı ok, CHP'yi duvara asmıştır!..

CHP'nin yapabileceği, duvara sabitlenmiş halde, bacaklarını sağa sola oynatmaktan ibarettir!

Bir de bağırırsınız oradan,

"Mustafa Kemal'in askerleriyiz!" diye.

Bu bir çaresizlik halidir.

Bu durumu aşabilmek için,

Tabandaki "Şeriatçı-Kemalist Azınlığı" geride bırakacak bir yeni "Parti"nin kurulmasından başka bir yol yoktur!..

Reel politik denilen "kıvrak" kavrama yaslanacak yeni hareket, içerideki ve dışarıdaki ilişkileri "şartlara" göre tanzim edecek…

CHP'nin artık geride kaldığını, oradan aldıkları değerleri kaybetmeden, "yarınlara" yürüyeceklerini…

Geçmişteki bazı yanlışlardan dolayı, kendilerine kızgın ve küskün olan milyonlarla birlikte yepyeni bir süreç içine gireceklerini…

Dünü dünde bırakacaklarını ve artık yeni şeyler söylemeye başlayacaklarını ilan edecektir.

Muharrem İnce, bu "Yeni Parti"yi kurabilir mi?..

Bilemiyorum, bana zor gibi geliyor ama o veya bir başkası kursa hem memleket için, hem de kendileri için çok iyi olacak.

Türkiye'de artık Başkanlık Sistemi var.

AK Parti'ye kabaca "Demokratlar"ın Temsilcisi diyebiliriz.

Buna, karşı taraf olarak bir de "Cumhuriyetçiler" lazım.

CHP, bu rolü oynayamaz.

Yeni bir parti lazım.

Ya İnce kurar, fırsatı değerlendirerek…

Ya da…

Başkası…

CHP tarihte kalmıştır.

Tabela olarak değilse de, sosyolojik olarak bitmiştir!..

***

BİRAZ İZİN İSTESEM

Malûm çok yoğun bir süreçten çıktık kıymetli okuyucularım.

Bugün, uzun yıllar boyunca "izin yapmamış" bünyemizin ve daha çok da ailemizin bir talebi oldu.

"Ufak bir Anadolu Turu Yapalım" ve biraz "kafa dağıtalım" istiyoruz.

Müsaade edersiniz…

Şöyle ufak çaplı bir izin.

Fazla değil, beş-altı yazılık.

Lütfen.