Muhsin Yazıcıoğlu suikastı üzerinden rol kapma siyaseti

Muhsin Yazıcıoğlu...

Aradan 17 yıl geçmesine rağmen aydınlatılamayan bir suikast şüphesi,

Milletimizin vicdanında giderilemeyen sorular…

Bu yüzden dosyanın, yeni deliller ışığında incelenmesi, varsa bütün sorumluların ortaya çıkarılması ve adaletin eksiksiz olarak tecelli etmesi hepimizin ortak beklentisidir.

Fakat ilginçtir, bir siyasi parti tarafından son günlerde sosyal medyada bir paylaşım dolaşıma sokuldu;

"Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği helikopter kazasının tüm yönleriyle araştırılması için Genel Görüşme açılmasını önerdik. AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi."

İlk bakışta bu paylaşımı gören vatandaşın zihninde şöyle bir algı oluşuyor;

"Demek ki iktidar bu olayın araştırılmasını istemiyor."

Oysa gerçek, asla böyle değildi.

Gerçekte olan, kamuoyuna yansıtıldığı gibi yeni bir soruşturmanın engellenmesi meselesi olmayıp, TBMM'de genel görüşme açılması talebidir. Hal bu ki dosya zaten yargının gündeminde... Son yıllarda ortaya çıkan yeni deliller ışığında soruşturmalar sürmekte, ilgili savcılıklar çalışmalarına devam etmektedir. Kısacası mesele, "araştırılsın mı, araştırılmasın mı?" tartışmasının ötesinde bir şey…

Bu noktada her reddedilen önergeyi, "Bakın, gerçeğin ortaya çıkmasını istemiyorlar." propagandasına dönüştürmek, hakikati aramaktan çok rol kapma çabasından başka bir şey değildir.

Toplumun hassas olduğu her konuda önerge verip, ardından "önergemiz reddedildi" söylemiyle siyasi kazanç elde etmeye çalışmak; adalet arayışına değil, algı siyasetine hizmet eder.

Bu konuda en dikkat çekici değerlendirmelerden biri de merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun avukatlarından Selami Ekici'ye aittir.

Ekici, özetle şu gerçeğin altını çiziyor;

"Muhsin Yazıcıoğlu liderimizdi, milletin sevgilisiydi. Oğlu Furkan Yazıcıoğlu ve ailesi, sürecin siyaset üstü yürütülmesi konusunda büyük hassasiyet gösteriyor. Biz avukatlarından da aynı özeni bekliyorlar. Bu konunun siyasete alet edilmesi Muhsin Başkan'ın kemiklerini incitir. Aradan 17 yıl geçti. Adalet Bakanımızın ve Cumhuriyet savcılarımızın dosyayı büyük bir titizlikle takip ettiğinden şüphemiz yoktur. Beklentimiz, siyaset değil; adaletin bir an önce tecelli etmesidir. Bu meseleyi ısrarla siyasete malzeme yapmak isteyenlerin tutumunu doğru bulmuyoruz."

Aslında çok yerinde bir açıklama.

Muhsin Yazıcıoğlu'nun adını siyaset üstünde tutmaya çalışanlar; ailesi ve yıllardır sabırla çalışan hukukçulardır.

Öyleyse hepimize düşen sorumluluk bellidir.

Dosyanın takipçisi olacağız ve,

Yeni delillerin ortaya çıkarılmasını bekleyeceğiz.

Adaletin gecikmeden tecelli etmesi buna bağlı.

Tabi bu arada, Muhsin Yazıcıoğlu'nun aziz hatırasını günlük siyasi rekabetin malzemesi hâline getirmemeye özen göstereceğiz.

Çünkü Muhsin Yazıcıoğlu ismi üzerinden yürütülen siyasi polemik, adalete hizmet etmemektedir.

Buradaki beklentimiz siyasi bir kazanç değildir.

Bizim beklentimiz; hakikatin ortaya çıkarılması, adaletin tecelli etmesi ve milletimizin vicdanındaki tüm soru işaretlerinin ortadan kaldırılmasıdır.

Çünkü adalet, siyasetin değil; milletin ortak vicdanının talebidir.