MÜSLÜMANIN GÜZELLİK ANLAYIŞI NASIL OLMALI?

0

Cerir bin Abdullah'tan:

– Şüphesiz ki Allah, senin yaratılışını (fiziki varlığını) güzel yapmış. Öyle ise sen de ahlakını (duygusal varlığını) güzelleştir.

(Müslim, Zekat 161; Nesai, Zekat 95)

* * *

Geçtiğimiz Ramazan bayramında, birkaç arkadaş bir tüccar dostumuzu ziyarete gitmiştik. Sohbet sırasında, o dostumuz, bizzat yaşadığı bir olayı anlattı. Hayata Kur'an ve Sünnet kültürüyle bakmanın değerini ortaya koyma bakımından, önemli gördüğüm için, anlattıklarını aynen aşağıya alıyorum.

O tüccar dostumuz, yanında dini ilimlerden nasibi olan, hatta yarı hoca bile sayılabilecek bir tanıdığı ile, bir müşterisinin evine uğramış. İzzet ikram derken, yanlarına evin küçük kızı gelmiş. Kız, çok sevimli ve şirin bir şeymiş. Güzelliğine bakmaya doyulamayacak cinsten... Ev sahibinin de kızını çok sevdiği, biraz da şımarttığı, çocuğun hareketlerinden belli oluyormuş.

Tüccar dostumuzun yanındaki yarı hoca sayılan tanıdığı, o masum çocuğa adeta öfkeli bir bakış gönderdikten sonra, ağzından şu cümle dökülmüş:

– Seni fettan seni. Bu şımartıcı güzelliğinle Allah bilir ilerde ne kadar genci yoldan çıkaracaksın, günaha girmelerine sebep olacaksın.

Tüccar dostumuz, tanıdığının bu sözleri ve de o masum yavruya böyle ön yargılı ve nefretli bakışı karşısında donup kalmış.

– Bu, nasıl bir negatif düşünce, kötümser bakış. Şu masum yavrunun ne günahı var ki, böyle bir olumsuz değerlendirmeye muhatap ediliyor. Tanıdığımın bu anlayış ve davranışı, güzellikler dini olan İslam'a uygun olmasa gerek, diye bize duygularını aktardı.

Gerçekten de dediği gibi idi. Bu anlayış ve değerlendiriş, Kur'an ve Sünnet çizgisiyle bağdaşmayan, yakışıksız bir düşünceydi. Bunu söyleyen zat, İslam kültürüne bilinçli bir şekilde vakıf olsaydı, beddua gibi böyle kötümser düşünce yerine, o masum yavru için dua gibi şu ifadeleri kullanacaktı:

– Maşallah! Ne kadar güzelsin, cici ve sevimli şeysin sen kızım. Allah senin yüzünü ve endamını bu derece güzel yaratmış. İnşallah içini de, ahlakını da aynı şekilde güzel ve temiz kılar.

Bu anlayış, sünnete uygun bir anlayıştır.

Çünkü peygamberimiz, yüz ve fizik güzelliği olan bir sahabesiyle konuşurken, ona sahip olduğu bu nimeti şöyle dikkate vermiştir:

– Allah senin suretini (yüzünü ve fiziğini) güzel yaratmış. Siretini de (içini ve ahlakını da) sen güzelleştirmeye gayret et.

Bu ikazıyla, o yakışıklı sahabesine: Bu görüntü güzelliğini, davranış ve huy çirkinliğiyle bozma; biri Allah'tan diğeri senden olarak iç ve dış güzelliğin birbirini tamamlasın, birbirine zıtlık arzetmesin, demek istemiştir.

İşte, Sünnet ışığında olaya bakış, bu değerlendirmeyi gerektirmeliydi.

Tüccar dostumuz, bizim bu açıklamamızdan son derece memnun oldu. Hissettiklerinin doğru ve yerinde düşünceler olduğunu anlamanın rahatlığı içinde, bizlere çok teşekkürler etti.

Bu vesileyle, kız çocuklarının sevimliliğine dair, Bediüzzaman Hz.lerinin yaptığı şu yorumu da burada belirtmek istiyorum.

"Resûl-i Ekrem (a.s.m.) ferman etmiş ki:

– Oğlan çocuğunu seviniz.

Demişler:

– Kızları niçin istisna ettin?

Ferman etmiş ki:

– Kızlar kendi kendini sevdirirler. Onlar fıtraten sevimlidirler.

Evet kız, şefkat ve cemalin mazharı olduğundan erkek çocuğundan daha ziyade sevilir. Bahusus bu zamanda ebeveyn hakkında kızlar daha mübarektir. Çünkü tehlike-i diniyeye çok maruz olmuyorlar." (Barla Lahikası)

"Asım Bey gibi senin de bir kız evladın dünyaya gelmesi, meşrebimizde en mühim esas şefkat olduğu cihetiyle ve şefkat kahramanları kızlar olduğundan ve en sevimli mahlûk bulunduğundan daha ziyade tebrike şayansınız.

Cenab-ı hak onu sizlere medar-ı teselli ve ünsiyet ve evinize küçük bir melaike hükmüne getirsin." (a.g.e.)