Allah'ın insanlığa sunduğu son din İslamiyet, ilke ve esaslarıyla fıtratımıza uygun; bireysel, sosyal, siyasal, ekonomik ve ahlaki esaslar içermektedir. Böyle bir dine mensup olmanın kıvancını her zaman her yerde haykırabiliriz.
Dinimiz mükemmel ama ya biz Müslümanlar? Ona inandığını, bağlandığını söyleyen, yaşadığını zanneden, tebliğ ettiğini ifade edenler? Aynı şey bizler için de geçerli mi acaba?
Buna tereddütsüz "evet" demek isterdim.
Haccac-ı Zalim'in zorba yönetiminden rahatsızlığını dile getiren insanlara söylediği rivayet edilen bir sözü üzerinde hayli düşünmek lazım. "Siz sahabe gibi inanıp yaşayın, ben de Ebubekir ve Ömer gibi merhametli ve adaletli olayım."
Zulmün mazereti elbette olmaz. Haccac katıksız bir zalimdi. Onun yaptığı zulme mazeret bulma sevdasında değilim. Ama bu sözün de haklılık payı yok değil.
Güzel konuşuyor, güzel yazıyor, güzel şeyler bekliyoruz ama kendimiz bu güzelliklerden az nasipleniyoruz. Efendimiz aleyhisselamın hayatı ile sahabenin hayatı ile yaşadığımız hayatı mukayese ettiğimizde arada dağlar kadar fark var. İşin acı yönü, yaşadığımız hayatı İslam gibi göstermek gibi bir eğriliğe evrilmekten de kaçınmıyoruz. Kılıf bulmakta hiç zorlanmıyoruz.
Önce kendimize sonra da çevremize baktığımızda, söz ve davranış birliği anlamında dışımızdakilere örnek olacak kaç hareketimiz var acaba? Bizler bu halimizle dinimize zarar ve leke getirmiyor muyuz? "Dinlere en büyük düşmanlığı kendi mensupları yapmıştır." Diyen Prof Mehmet Azimli haklı değil mi?
…
Bir Müslüman, bir Hristiyan ve bir de Mecusi arkadaş olurlar. Seyahat ederken yolda acıkırlar. Yanlarında yiyecekleri olmadığı için bir bahçeye dalarak meyvelerden ne bulurlarsa yerler. Az sonra bahçeye gelen mal sahibi, üç kişinin bahçesini talan ettiğini görür. Onlara selam verir, tanışır. Her birinin bir dinden olduğunu anlayınca, Müslüman ile Hristiyan'ın kulağına fısıldar.
"Bu adam Mecusi. Siz Allah'ın gönderdiği hak iki kitaba iman etmiş kimselersiniz. Onun dini tamamen sapkınlık üzere. Bahçeme geldiniz, hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Ama bu adam tam sapık. Ona cezasını vereceğim ama siz bana karışmayın."
İki kişinin ses çıkarmadığını gören adam, mecusiyi iyice pataklar.
Adam sonra Müslümana yaklaşır. "Sen son hak din İslam'a mensupsun. Bu adam ise bir Hristiyan. Teslise inanan biri. Allah'a iftira ediyor, Peygamber Efendimizi reddediyor. Onun bahçemden yemesine gönlüm razı değil. Buna bir ders vereceğim ama sen bana karışma."
Ve Hristiyan'ı da pataklar.
Sonra Müslümana dönerek, bir taraftan vurur diğer taraftan da bağırır. "Ne biçim Müslümansın sen! Hadi onlar kafir, helalı haramı bilmezler. Sen hiç mi Allah'tan korkmadın? Başkasının malını nasıl izinsiz yersin? Bahçeme nasıl zarar verirsin? Allah'a hesap vereceğini düşünmez misin? Onlara niçin kötü örnek olursun?"
…
Bazı şeyleri görmemiz, idrak etmemiz için dayak mı yememiz lazım?...***