MATBÛÂTIN ESÂRETİNE DÂİR 9. MİSÂL: 1 ŞUBAT 1933’TE, BURSA’NIN ULU CÂMİ’İNDE, İKİ MÜ’MİN, SAHÎH EZÂN VE KÂMET OKUYUNCA, “EBEDÎ KUMANDAN”, MATBÛÂTTA VE BÜTÜN TÜRKİYE’DE “İRTİC”I TEPELEME SEFERBERLİĞİ BAŞLATIYOR
Evvelâ Türkiye’de 1920’li, 30’lu Senelerde Tercüme Faâliyeti (Nazariye ve Kültürel-İctimâî Tahavvül) ünvânlı kitabımızda (Ankara: Kurtuba Yl., Haziran 2018, ss. 220-298), müteâk̆iben daha geniş olarak, Yeni Söz’deki neşri iki seneye yakın süren Mustafa Kemâl’in Hastalığı, Ölümü, Cenâzesi ünvânlı pek geniş araştırmamızda (7.1-5.4.2020/468-576, her gün tam sayfa 3,5 ay) istitrâden ve en mufassal sûrette işlediğimiz mevzûlardan biri, her sâhada “ink̆ilâb” yapan “Mutlak Şef”in, Ocak 1932’de (1350 Ramazan’ında), bu def’a “Dîn İnk̆ilâbı”nı sahneye koyarak, câmilerde, “Türkce Kur’ân” tilâvet ettirmesi ve minârelerden Uydurma Ezân okutması oldu. Bu çerçevede, Bursa’da, 1 Şubat 1933’te vukû bulan “Sahîh Ezân Hâdisesi” üzerinde de uzun uzun durduk ve o devrin gazetelerini tedk̆îk̆ ederek Hâdiseyi -bu malzemenin elverdiği nisbette- bütün tafsîlâtı ve hakîkatiyle gün ışığına çıkardık.
“Dîn İnk̆ilâbcısı” Mustafa Kemâl, Câmilerde -Diyânet İşleri Reîsinin mahk̃ûm ettiği- bozuk tercümeli Meâl’i tilâvet ettirdi; matbûât yine meddâh rolündeydi
İstanbul’da “Türkce Kur’ân” tilâveti tatbîkâtına, 22 K̃ânûnisânî (Ocak) 1932 (1350 Ramazan’ının 14.) Cumâ günü, sâat 14.00’te, Yerebatan Câmii’nde başlanmıştı. Okunan metin, Miralay Cemîl Saîd Dikel’in daha 1924'te Diyânet İşleri Reîsi Rifat Börekçi ve 1925'te, TBMM'de, Diyânet bütçesi görüşülürken bu müesseseyi temsîlen orada bulunan Ahmed Hamdi Akseki tarafından ağır ifâdelerle mahk̃ûm edilen, bozuk tercümeli, “Türkce Kur’ân” olarak anılan Meâl̃inden Yâsîn Sûresi ve okuyan da, Riyâset-i Cumhûr Mûsık̆î Hey’eti Alaturka Kısmı Sâbık Şefi ve yalancılığıyle mâl̃ûm Hâfız Yaşar Bey (Okur) idi. (Diyânet İşleri Reîsi Rifat Hocaefendi’nin teblîği: “Türkçe Kur'ân-ı Kerîm nâmıyle ve Cemîl Saîd imzâsıyle intişâr eden eser, tedk̆îk̆ olundu. Kur'ân-ı Azîmüşşân ile karşılaştırıldığı zamân, serâpâ muharref olduğu anlaşılan bu esere Türkçe Kur'ân demek esâsen câiz olmadığı gibi, Kur'ân-ı Kerîm'in Tercümesi diye îtimâd etmek de câiz değildir. Binâenaleyh g̃ûnâg̃ûn maksadlarla neşredilen bu gibi eserlere aldanmamalarını, Müslümanlara tavsıye etmeği bir vazîfe addederiz. Diyânet İşleri Reîsi Rifat. 1 Teşrînievvel 1340.” -Tevhîd-i Efk̃âr ve Vak̆it gazetelerinin 4 Teşrînievvel 1340 / 4 Ekim 1924, Sebîlürreşâd mecmûasının 9 Teşrînievvel 1340 târihli nüshalarından; Dücane Cündioğlu, Bir Kur'ân Şâiri; Mehmed Akif Ersoy ve Kur'ân Meâli, İstanbul: Gelenek Yl., 2004, 2. baskı –ilk baskı: 2000-, ss. 106-107'den naklen. Rahmetli Rifat Hocaefendi’nin mezkûr teblîğinin 9 Teşrînievvel 1924 târihli Sebîlürreşâd’da neşredilen metninin fotokopisini kıymetli araştırmacı-muharrir Ertuğrul Düzdağ bize iletmiş ve biz de onu Yeni Söz’deki 8.3.2020 târih ve 529 numaralı tefrikaya dercetmiştik.)
İlk Kemalist Uydurma Ezân -resmî ismiyle “Türkce Ezân”- ise, ilk “Türkce Kur’ân” tilâvetinden sekiz gün sonra, 30 K̃ânûnisânî (Ocak) 1932 (1350 Ramazan’ının 22.) Cumartesi günü, ikindi namazından evvel, Fâtih Câmii’nin “Bahr-i Sefîd cihetindeki” minâresinden, Bursalı Hâfız Rifat Efendi’ye okutulmuştu.
(Devlet Radyosu dâhil) bütün matbûât, “Mutlak Şef”in “Türkce ibâdet” hamlesiyle başlıyan “Dîn İnk̆ilâbı” için de seferber edilmişti. (Kemalist “Dîn İnk̆ilâbı” bunlarla başlamıştı; projede bunları tâk̆îb edecek daha çok şey vardı: Câmilerde havra ve kiliselerdeki gibi sandalye üzerinde oturarak ve mûsıkî refâkatinde “ibâdet” edilmesi, Müslümanlığın Kemalizme payanda yapılması, Müslüman avâma “Kemalist Müslümanlık” telâk̆k̆îsinin, münevver zümreye ise Materyalizmin aşılanması gibi…) Her gün manşetten haberler ve başmakâlelerle “Dîn İnk̆ilâbı” övülüyor, bu meyânda Millete Müslümanlık dersleri veriliyor, “Türkce Kur’ân” ve “Türkce Ezân”ın aslında Müslümanlığın bir îcâbı olduğu iddiâ ediliyordu. Bir başka iddiâları da, “Dîn İnk̆ilâbı”nın halkın büyük teveccühüne mazhar olduğu ve “böyle hayırlı bir işi başlatan Büyük Şef”e câmi cemâatlerinin hayır-duâlar ettiğiydi. (Meselâ Cumhuriyet, 26.1.1932, s. 1) Buna mukâbil, matbûâttan, “Dîn İnk̆ilâbı”na îtirâz eden tek ses çıkmıyordu; zâten çıkması da beklenemezdi…
(Cumhuriyet, 21.1.1932, s. 1)
En sağdaki sütûnda, yukarıdaki resmin alt yazısı: “Bundan sonra [22 Ocak 1932’de] Kur’anın türkçe olarak okunması gibi büyük inkılâba şahit olacak camilerimizden: Ayasofya’nın dahilî manzarası…” Haber metninden: “Din kitabımızın türkçeye tercüme edilmemiş olması ve ibadetlerin öz dilimizle yapılmaması cehalet ve taassup devirlerinin manasız ve hatta muzır bir dalâleti idi. Gazi İnkılâpları millete bu yolda dahi nurlu bir şahrah açmıştır.” Onun altında, “Mâbûd”un Samsun’daki devâsâ heykeli… Ortadaki haber: Güzellik müsâbakası (ki, her sene, “Dîn İnk̆ilâbcısı” Mustafa Kemâl’in telk̆îniyle tertîb edilmektedir; Keriman Halis, o sene “Dünyâ Güzeli” seçilince, onu harâretle överek tebrîk edecekdir)… “Güzellik müsabakası için yaptığımız temdit üzerine müsabakaya yeniden on hanım daha kaydolundu. 30 zattan mürekkep hakem heyetini… İlh…”
Girişilen iş, pervâsızca îlân edilmiş, Laik, Materyalist Kemalizm, en büyük ink̆ilâbının inşâsına başlamıştı: “Dînî İnk̆ilâb”… “Öztürkçe İbâdet Vâsıtasıyle Dîn İnk̆ilâbı”… Sahîh Müslümanlık yerine “Kemalist Müslümanlık” dalâletinin ikâmesi, Memleket idâresine Laikliğin, dîğer tâbirle Materyalizmin hâkim kılınması ve cem'iyete Frenk hayât tarzının benimsetilmesi… Kemalizm, bu projesinden hiç vazgeçmiyecek, tahakkuku için –tâ günümüze kadar- fırsat kollamıya, ona zemîn hazırlamıya devâm edecek, bu yolda (bilhassa ihtilâller, darbeler ve Kemalist Propaganda Vekâleti sâyesinde) adım adım mesâfe kat'edecekdir… Zâten proje, geniş mik̆yâsda tahakkuk etmiş, ikmâline az kalmıştır…
***
1 Şubat 1933: Bursa’da Sahîh Ezân Hâdisesi
Müteâk̆iben, bu tatbîkâtlar bütün câmilere tâmîm edilmiye çalışılmış, bir sene, “Türkce Kur’ân / Türkce Ezân” henüz Memleketin bütün câmilerinde tatbîk̆ine başlanamadan geçmiş, bu meyânda, muhtelif tazyîk̆ ve cebir vâsıtalarıyle sindirilmiş halktan matbûâta ak̃seden alenî bir ak̃sülamel de sâdır olmamıştı. Tâ ki 1 Şubat 1933 (Hicrî 5 Şevvâl̃ 1351) Çarşanba günü, Bursa Ulu Câmii’nde bir avuc Mü’minin, Sahîh Ezânı okumalarına ve İbâdet Hürriyeti nâmına, Evkâf Müdürlüğü ve Vâlîlik nezdinde haklarını aramıya teşebbüs etmelerine kadar… (1351 Ramazan’ında muhtelif şehirlerde Uydurma Ezân’a îtirâz etmiş birkaç kişi, ancak Bursa’daki Sahîh Ezân hâdisesi üzerine başlatılan tedhîşçi siyâseti tâk̆îben tesbît edilip Çorum Ağır Cezâ Mahkemesi’ne sevk̆ edildiler…)
Kemalist “Dîn İnk̆ilâbı” siyâsetinin ve Kemalist Totaliter Rejimin içyüzünü, bu meyânda “Tek Adam”ın gizli şahsıyetini ve mensûbiyetini aydınlatan fevkal̃âde câlib-i dikkat bir hâdise de, işte, 1 Şubat 1933'te, Bursa'nın Ulu Câmi’inde, cemâatten iki Mü'minin, İkindi Namazında Sahîh Ezân ve Kâmet okumalarını müteâk̆ib koparılan “İrticâ” yaygarası ve bütün prangalı (ki olmıyanı yoktu) matbûâtın şiddetli alkışları arasında Mü'minlerin mârûz kaldıkları büyük zulümdür…