Bursa Müftüsü Nûreddîn Efendi de “Mutlak Şef”in gazâbına uğruyor, 4 ay hapis yatıyor ve işini kaybediyor
Bu iki mâzûl̃a, bir üçüncü şahıs daha ilâve oluyor (5 Şubat 1933): Müftü Nûreddîn Efendi… Onun “kusûr”u da, câmilerde “Öztürkce Ezân ve Kâmet” tatbîkâtını sıkı şekilde tâk̆îb etmemekdir:
“Müfti Efendi, ihmal ve terahisi [gevşeklik göstermesi] yüzünden hâdiseye sebep olmuştur. Müfti Efendi, ezanın türkçe okunması ve kametin türkçe verilmesi hakkında Diyanet İşleri Riyaseti ile Evkaf Müdiriyeti Umumiyesinden gelen kat'î emri anlamamış görünmüş, bunları memurlarına ve diğer alâkadarlara izah etmemiştir. İşten el çektirilen Müfti Efendinin mahkemeye tevdi edileceği hakkında bazı şayialar da ileri sürülmektedir…” (Cevat Fehmi -Başkut-’un haberi, Cumhuriyet, 8.2.1933, s. 1)
Gazetenin “Diyanet İşleri Riyaseti ile Evkaf Müdiriyeti Umumiyesinden gelen kat'î emri” ifâdesi hak̆îkate uymuyor. Zîrâ yukarıda da kaydettiğimiz gibi, “Diyânet işlerinin kat’î emri”, ancak “Büyük Şef”in tedhîş estirmesini müteâkib, 6 Şubat 1933’te vâk̆î olmuştur. (Vakit, 7.2.1933, s. 1) Nitekim, Müftü Efendi, Çorum Ağır Cezâ Mahkemesi’ndeki muhâkemesini müteâk̆ib, 15 Haziran 1933’te, “adem-i mes’ûliyet karârı” ile berâat etmiştir.
Buna mukâbil, “mahkemeye tevdi edileceği hakkındaki şâyia” doğru çıkmış, azledilmesinden bir hafta kadar sonra, 14 Şubat 1933’te tevk̆îf edilerek “hapishâneye sevk edilmiş”, bilâhare Çorum Ağır Cezâ Mahkemesi’nde muhâkeme edilmiştir. Cumhuriyet gazetesinin 16 Haziran 1933 târihli nüshasındaki (s. 1) habere nazaran, (dört aydır mahpus yatan) Nûreddîn Efendi ile onun k̃âtibi Kemâl̃ Efendi hakkında, netîce olarak, “adem-i mes’ûliyet karârı verilmiş”, bu sûretle berâat̃ etmişlerdir. Hak̆îkat̃te ise, Nûreddîn ve Kemâl̃ Efendiler, üç şekilde cezâlandırılmışlardır: 1) Vazîfelerinden azledilmişler, işlerini kaybetmişlerdir; 2) Dört ay kadar hapis yatmışlardır; 3) Ayrıca, şeref ve haysiyetlerine tecâvüz edilmiş, hakârete mârûz kalmışlar ve muhtemelen daha başka ezîyetlere dûçâr olmuşlardır…
6 Mayıs 1933 târihli Cumhuriyet’te (s. 5), yerine başka birisinin tâyîn edildiğine dâir bir haber vardır. Bunda, (15 Haziran 1933’te “adem-i mes’ûliyet karârı” ile berâat edecek olan) Nûreddîn Efendi’nin, “idâresizliği yüzünden Bursa hâdisesine sebebiyet verdiği” iddiâ ediliyor:
“Yeni Bursa Müftisi… Bursa ‘Hususî - İdaresizliği yüzünden Bursa hâdisesine sebebiyet vermekle Çorum’a sevkedilen sabık Bursa Müftisi Nurettin Efendiden münhal kalan müftilik, şimdiye kadar vekâleten idare ediliyordu. Bugün umumî meclis salonunda toplanan Belediye meclisi azalarile vilâyet idare heyeti azaları ve imamları, namzet gösterilen zevattan ve bugüne kadar müftilik vekâletinde bulunan Kavala’lı Mehmet Efendiyi müfti intihap etmişlerdir.”
(Cumhuriyet, 6.4.1933, s. 3)
“Mutlak Şef”in gadrine uğrıyarak vazîfesinden azledilen, dört ay hapis yatan, çeşidli ezîyetlere dûçâr olan, Bursa’nın Ezân mazl̃ûmlarından Müftü Nûreddîn Efendi… Allâh ganî ganî rahmet etsin! Hâtıralarını yaşatmak, boynumuza borcdur!
***
“Mutlak Şef”, Hâdiseyi büyütüp bir İrticâ aleyhdârı seferberlik başlatıyor
Hâdise hakkında, 6 Şubat 1933 târihine kadar gazetelerde hiçbir haber çıkmamışken, bu târihten îtibâren, bütün gazeteler onu günlerce manşet haberi yapmışlardır. Bunun sebebi, “Mutlak Şef”in mes’eleye el atması, onu bir “İrticâ hareketi” olarak l̃anse etmesi ve “İrticâ” yaftalı Müslümanlığa karşı büyük bir taarruz harekâtı başlatmasıdır… Üstelik, her zamânki hâl ve tavrıyle, “hâdise, haddizatında fazla ehemmiyeti haiz değildir” demesine rağmen!
Hâdiseyi, o esnâda İzmir’de bulunan ve gecelerini balolarda geçiren “Mutlak Şef”, 3 Şubat 1933 günü, “akşam yemeğinde” haber almış, bunun üzerine “baloya gitmekden vazgeçmiş”, derhâl, “Bursa’ya baskın yapacağız!” şeklinde infiâl̃ göstermiş ve 4 Şubat 1933 sabahı sâat̃ 3.30’da trene atlıyarak –Başvekîl Mustafa İsmet’le buluştuğu- Afyon ve -5 Şubat 1933 sabahı sâat̃ 5.00’te vâsıl olduğu- Bilecik üzerinden, aynı Pazar gününün sâat̃ 9.30’unda “Bursa’ya baskın yapmış”, “mürtecileri tepeleme” harek̃âtına başlamış, emrindeki Hük̃ûmet, aynı gün, bir teblîğle ve peşînen “Ezân mücrimleri”nin listesini îl̃ân etmiştir, ki bunlar, bil̃âhare, Çorum Ağır Cezâ Mahkemesi’nde mahk̃ûm olacaklardır…
Yâveri Cevdet Tolgay’ın şahâdeti
Mustafa Kemâl’in İzmir’deyken Bursa’daki hâdiseyi öğrenmesi, infiâli, Bursa’ya seyâhati, bu şehirdeki icrââtı ve bu meyânda -biraz aşağıda bahis mevzûu edeceğimiz- “Bursa Nutku” hakkında birinci dereceden bir şahâdete sâhibiz. Bu, 1932-1938 senelerindeki yâveri Cevdet Tolgay’ın Marksist-Kemalist gazeteci Mustafa Ekmekçi’ye verdiği ve Milliyet gazetesinde neşredilen mülâkattır.
Cevdet Tolgay (İstanbul, 1902 – a.y., 21.6.1993, Nakkaş Baba Mez.), “Ebedî Şef”in altı sene zarfında Yâverliğini yaptığı gibi, müteâk̆iben “Millî Şef”in de Yâverliğini, hattâ Başyâverliğini yapmış ve “Yarbay” rütbesiyle emekli olmuştur. (https://tr.wikipedia.org/wiki/Cevdet_Tolgay; 3.11.2025)
Mülâkattan anlaşıldığına göre, Tolgay’ın Bursa Hâdisesine dâir anlattıkları sâdece hâfızasına değil, aynı zamânda tuttuğu “Nöbet Defteri”ne istinâd etmektedir. Bunlar, ayrıca, Anadolu Ajansı'nın (A. A.) o günki haberleriyle de uyum içindedir.
“Ocak ayının ortasında bir tetkik seyahatindeydik. Son merhale olarak İzmir'e geldik. İzmir'e vardığımızda tarih 31 Ocak 1933'dü. Gazi, Şubatın ilk üç günü İzmir'de dolaştı. Tetkikat yaptı. Gazi'nin yanında, o zamanki İktisat Vekili Celâl Bayar'ın başkanlığında tetkikler yapan bir iktisat heyeti de vardı.
“3 Şubat 1933 akşamı, İzmir'de Kordondaki Köşkte akşam yemeği sırasında Bursa'daki ezan olayı intikal etti. İlk gelen haber Gazi'yi bir hayli asabileştirdi. Alâkadar etti. Devrimlerine karşı olan her hareket Gazi'yi şiddetle mukabeleye sevkediyordu. O zaman devrimler daha yeni idi. Atatürk soyadını da almamıştı. Gazi Mustafa Kemal Paşa idi.
“(Mustafa Kemâl Paşa'nın Bursa Hâdisesine) ilk tepkisi, şiddetle, ‘- Bursa'ya baskın yapacağız!' şeklinde oldu ve hemen hazırlık emrini verdi. O gece İzmir'de verilen baloya da gitmediğini hatırlıyorum.
“Hareket tarihimiz, 4 Şubat 1933 oluyordu. Saat 03.30'da Afyon'a hareket etti. Celâl Bayar heyeti İzmir'de kaldı. Afyon'da Antalya gezisinden dönmekte olan Başvekil İsmet Paşa ile buluştuk. Afyon'da İsmet Paşa da trene bindi. Gazi ile İsmet Paşa aynı trende Eskişehir'e kadar özel olarak konuştular. Tahmin ederim ki bu meseleyi konuştular. Eskişehir'den sonra İsmet Paşa Ankara'ya, biz Bilecik istikametine hareket ettik. Saat 5'de Bilecik'e geldik. Bâzıları Karaköy diyorlar. Ben nöbet defterine Bilecik diye not etmişim. Saat 5'te, beklemeden Bilecik'ten hareketle saat 9.30'da Bursa'ya geldik.
“Gazi, gider gitmez işe el koydu. Meşgul oldu. Hâdise sanıldığı kadar büyük mahiyette değildi. Fakat ilgililer, hâdisenin takibinde gevşek davranmışlardı.
“Fakat Atatürk, olayı, kendi İnkılâplarına karşı bir hareket olarak ele aldı. 6 Şubat'ta, yâni ertesi günü, Dahiliye ve Adliye Vekilleri geldiler ve işe vaziyet ettiler…” (Mustafa Ekmekçi'nin Röportajı, Milliyet, 1.12.1966, ss. 1 ve 7)
“Mutlak Şef”in Bursa'daki faâliyeti
5 Şubat 1933 sabahı Bursa'ya vâsıl olan “Mutlak Şef”, gündüzü, Çekirge Yolu'ndaki Köşk'ünde istirâhatle geçirmiş, akşam üzeri, Vâli Fatîn Bey'i kabûl̃ etmiş, müteâk̆iben, Köşk'ünde 14 kişinin hazır bulunduğu bir ziyâfet vermiş, geceyi orada geçirdikden sonra, ertesi 6 Şubat 1933 günü, Hük̃ûmet nâmına Hâdiseyi tahk̆îk̆ ve “Mürteciler”i cezâlandırmak üzere alınacak tedbîrleri görüşmek vazîfesiyle Bursa'ya gönderilen ve o sabah Bursa'ya vâsıl olan Adliye Vekîli Yusuf Kemal Tengirşenk, (Beynelmilel Masonluk Mâbedinin 33 Dereceli sâliki) Dâhiliye Vekîli Şükrü Kaya, Emniyet Umûm Müdürü Tevfîk Hâdi Bey, Umûm Jandarma Kumandanı Kâzım Paşa ve Adliye Müfettişi Necmeddin Tahir Bey ile ayrıca, Kolordu Kumandanı Ali Hikmet Paşa ve (Sabataî Cemâatinin güzîdelerinden, şedîd İslâm düşmanı, sahte Türkperver, Ankara Meb'ûsu) Aka Gündüz'ü Köşk'ünde kabûl etmiş, A. A.'na (biraz aşağıda nakledeceğimiz) beyânâtını verdikden ve Belediye Reîsi Muhiddîn Bey'den, “verilen karârlardan Bursalıların son derece memnûn olduklarını” da öğrendikden sonra, akşam üzeri, sâat 18.00'de, Adliye ve Dâhiliye Vekîlleri refâkatinde, Mudanya'ya müteveccihen yola koyulmuş, “Mudanya tarîkıle gece sâat 12'de refâkatindeki zevât ile İstanbul'u şereflendirmiştir”. (Bâhusûs Milliyet, 7.2.1933, ss. 1 ve 6'ya istinâden)
Hâdiselerin seyrinden de anlaşılacağı vechiyle, böylece, Bursa Hâdisesine taal̃l̃ûk eden bütün karârlar Zirveden gelmiş, Bursa'daki mahâllî idâreciler (ve bilâhare Çorum'daki Ağır Cezâ Mahkemesi) bu karârları lâyıkıyle tatbîk̆ten öteye bir rol̃ oynamamışlardır…