Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (296)

Bu Farmason Kemalist, aynı îzâhatında, Türkiye’nin Avrupa Konseyi’ne kabûl̃ edilerek böylece Avrupa’yle bütünleşme yolunda mühim bir merhale kat’edilmesinden büyük memnûniyet duyuyor, bununla iftihâr ediyordu:

“Avrupa Konseyine katılmamız neticesi Anadolunun Avrupa siyasî ve iktisadî birlik hudutları içine girmesi, bizim için belli başlı bir hâdisedir”…

Şu var ki bütünleşme, ancak Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne âzâ olmasıyle tamâmlanacaktır. Nitekim, Kemalist Devlet ricâli, 1950’li senelerden beri, hiç olmazsa bir referandumla halkın reyini almıya lüzûm görmeksizin, bu hedefe ulaşmak için hummalı bir faâliyet içinde bulunmakta, bu hedefi Milletimize dayatmaktadır…

O zamân sormak îcâb ediyor: Anadolu’nun tamâmının dahi Avrupa Birliği hudûdlarına dâhil olmasını şeref addeden Frenkperest Zihniyet, (Kıbrıs dâhil) Anadolu Adaları’nın, Yunanistan vâsıtasıyle Avrupa’ya dâhil olmasından gocunabilir mi? Bunların Türkiye’ye kazanılmasını, samîmiyetle, bir dâvâ olarak benimser, bu uğurda mücâdele eder mi?

Kemalist Ekipin Anadolu Adaları’nı umursamayışının bir şâhid ve temsîlcisi: Dr. Rızâ Nûr

Lozan’daki Kemalist ekipin Anadolu Adaları mes’elesine l̃âkaydîsinin mühim bir şâhidi, (Lozan’da bizi değil, hak̆îkatte Siyonist-Sabataî-Mason Câmiasını temsîl eden) Murahhas Hey’etinin (kendisi de, aynı zihniyet ve tavır içindeki) İkinci Murahhası olan (Farmason) Dr. Rızâ Nûr’dur (Sinob, 30.8.1879 – İstanbul, 8.9.1942, Merkezefendi Mez.):

“Birinci Komsiyon’un dîğer bir işi de Adalar Denizi’ndeki Adalar mes’elesidir. Bunların bir kısmı Yunanlıların, bir kısmı İtalyanların elinde; ahâlî, ekseriyetle Rum… Vâkıa, Anadolu sâhilleri için kaçakçılık ve eşk̆iyâlık, ik̆tisâdî vazıyet cihetiyle Adalar mühimdirler. Hattâ Anadolu’ya tecâvüz için mükemmel üssülharek̃ât olabilirler…

“Fakat Türkiye’de onları ne almak, ne de sonra muhâfaza etmek kuvveti var. Deniz aşırı… [?] Muhâfazaları büyük masraf ister…

(https://www.google.com/maps/@38.154663,26.662631,8z?entry=ttu&g_ep=EgoyMDI2MDMxMC4wIKXMDSoASAFQAw%3D%3D; 13.3.2026)

Evet, bütün bu Adalar, “Anadolu Adaları”dır; Anadolu’nun ayrılmaz cüz’ü ve emniyeti için elzem Adalardır! Ahâlîsinin Rum olması, bu vâkıayı değiştirmez! Oralarda yaşıyabilmeleri, bizim l̃utfumuzladır! Yunanlıların Türk jenosidi yaptıkları gibi biz de Rum jenosidi yapmadığımız için, o Adalarda üç kat hak sâhibiyiz! Târihî, coğrâfî ve insânî olarak üç kat hak!

***

“Yalnız Çanakkale Boğazı’nın ağzını tıkıyan bir-iki adayı almalıyız ve alabilirsek k̃âr! Öbür tarafı uğraşmıya değmez…

“Yunan veyâ İtalyan… Kimin elinde olursa olsun! Bizde olmayınca kimde olursa olsun! İkisi de bize tecâvüz edecek mâhiyette ve hem de birinden alıp dîğerine vermek de elimizde değil!

“Sâde, buraları gayr-i askerî yapabilirsek, fenîmelmatlûb!

“Zâten Boğazlar’ın karşısındaki üç adayı da bize iâde edeceklerini evvelce Notada söylemişlerdi… Bu husûstaki siyâsetimiz bu idi…

“Meis adası; bir ufalık ve kayalık yermiş; neye yarayacak?”

“Bize, ‘Meis adası, sâhilimize pek yakın olduğundan, verilmesini’ Raûf, Hük̃ûmet nâmına ısrâr ile yazdı… Fakat bir ufalık ve kayalık yermiş; neye yarayacak? İtalyanlara üssülhareke ise Rodos ve Kuş adasıdır. Burası, o işe yaramaz!

“Bu adaların hepsi de, Oniki Adalar’dandır… Bunları, 1912’de, Türkiye, Uşi Muâhedesi ile, İtalya’ya zâten vermiş… [???] Bize şimdi burada tasdîk̆inden başka çâre yok!

“Binâenaleyh [sâdece] karasularımızdaki adaları aldık.

“Yunan elindekiler Limni, Midilli, Sakız, Sisam olup İtalyanların Trablusgar̃b Muhârebesi zamânında işgâl̃ ettikleri adalarımız ‘Oniki Ada’ adıyle mârûftur.

Gaflet mi, hıyânet mi? Limni, Lozan’da, Tevfîk̆ Bıyıklıoğlu tarafından (g̃ûyâ) kayda geçirilmesi “unutulduğu” için Yunanistan’a kaptırılmış!

“Sukomisyon’da [la sous-commission: Alt Encümen] Limni, bizim müşâvirler tarafından unutulmuş… Lord Curzon, Komisyon celsesinde bu sebeble bizimle alay etmiştir. Hakkı var! Kendi menfâatimiz husûsunda büyük bir gaflet edilmiş idi. Bu müşâvir de, Tevfîk̆ [Moskova Büyük Elçisi, Riyâset-i Cumhûr Umûmî K̃âtibi, T. Târih Kurumu Başkanı Tevfîk̆ Bıyıklıoğlu] idi… [Bunun bir “gaflet” eseri olduğuna nasıl inanmalı? Bıyıkoğlu, bu husûsta bir tahk̆îkat geçirdi mi? Bir cezâ aldı mı?]

“Gayr-i askerî kılınacak adalar, Yunan hükmü altındakiler… Hâl̃buki İtalyanların elindekileri de yapmalı! Buna yanaşan yok! İsmet niye bunlarla uğraşmamış, bilmem!” (Dr. Rızâ Nûr, Hayât ve Hâtırâtım, İstanbul: Altındağ Ye., 1967, c. 3, ss. 1013-1014)

Trabzon Meb’ûsu Ali Şükrü Bey: “Efendiler, o adalar ki bizim bahçe duvarımız, harîmimiz duvarıdır ve o adalar elimizde bulunmadıkça Anadolu’nun selâmeti hiçbir vak̆it müemmen değildir!”

Bu süflî zihniyete, bu tahammül edilmez hâl ve tavra isyân eden Trabzon Meb’ûsu Ali Şükrü Bey (İstanbul, 1884 – Boğdurulduğu yer: Ankara, Çankaya, 27.3.1923, Kabri: Trabzon, Boztepe), TBMM’nin 5 Mart 1339 / 1923, Pazartesi günü akdedilen gizli celsesinde (5. İn’ikad, 4. Celse), çok kıymetli îzâhatta bulunarak, İsmet Paşa ve Dr. Rızâ Nûr riyâsetindeki Lozan Murahhas Hey’eti’nin, büyük bir l̃âkaydî içinde, Türkiye’nin emniyeti bakımından hayâtî ehemmiyet arzeden Oniki Ada, v.s.’yi Türkiye topraklarına katmak için gayret göstermemesini şiddetle tenk̆îd etmiş, Türkiye’nin âlî menfâatlerini korumıyan bu hey’et yerine, başka bir hey’et teşkîlini istemişti:

“…Efendiler, o adalar ki bizim bahçe duvarımız, harîmimiz duvarıdır ve o adalar elimizde bulunmadıkça Anadolu’nun selâmeti hiçbir vak̆it müemmen değildir. (‘Çok doğru!’ sesleri…)

“Efendiler, Devletler o şekilde hareket etmişlerdir ki l̃utfen bize Bozcaada’yı, İmroz’u veriyorlar; fakat bunlara muhtâriyet-i idâreyi vermeyi unutmuyorlar; tahkîm ettirmemeği unutamıyorlar! Fakat beri tarafından, bilâkayd-ü-şart, adaları, Sakız’ı, Midilli’yi, İstanköy vesâireyi Yunanlılara bırakıyorlar! İyice hatırımda yoktur: Belki istihk̃âmat yaptırmıyorlar! Fakat tayyâre hangarı filan hep yapacak. Anadolu’nun üstünde tayyâre gezmeyecek efendiler. Onun mânâsı nedir? Boğaz’ı müdâfaada kullanacağız vehmiyle o iki ufak adayı tahkîmden men’eden Devletlerin Yunanistan’a o iki ada üzerinde tayyâre hangarı vesâire yaptırmalarının mânâsı nedir? Efendiler, zamânı geldiği vak̆it Anadolu’ya atlayın demekdir! Başka hiçbir mânâsı yoktur!

(TBMM Albümü, 1. Cilt 1920-1950, Ankara: TBMM Yl., Haziran 2010, s. 59)

(https://kulturenvanteri.com/yer/ali-sukru-bey-kabri-boztepe/; 2.3.2026)

(https://www.yerlidusunce.com/bir-dava-ve-aksiyon-adami-sehid-i-millet-ali-sukru-bey/; 2.3.2026)

1. Meclis’de Trabzon Meb’ûsu, hak̆îk̆î vatanperver, hak̆îk̆î İstik̆l̃âl̃ kahramanı Şehîd Ali Şükrü Bey’in kısa tercümeihâli ve Trabzon, Boztepe’deki âbidevî mezarı… Mezar taşı kitâbesi: “Hüvelbâk̆î, Şehîd-i Muazzez Ali Şükrü Bey, Trabzon Meb’ûsu, 1884 - 1923, Rûhuna Fâtiha”… Muhlis ve geniş müktesebâtlı bir Müslüman sıfatıyle Türkiye’nin ve Milletin haklarını cesâretle müdâfaa ettiği için, 27 Mart 1923’te, Çankaya Tepesi’nde, Topal Osman’a boğdurtularak şehîd edildi… Heyhât ki kâtilinden hâl̃â millet huzûrunda hesâb sorulmadı!

***