Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (298)

Kemalist Rejim, 1930’lu senelerde de, Anadolu Adaları için, “Yunanlıdan daha Yunancı” bir tavır içinde olmıya devâm etti

Lozan Müzâkerelerinde Anadolu Adaları ve Garbî Trakya bahislerinde “Yunanlıdan daha Yunancı” bir tavır içinde olan Kemalist ekip, Lozan sonrasında ve Lozan’la uyum içinde kendi (totaliter) rejimini kurunca, 1930’lu, 40’lı senelerde, yânî “Mutlak Şef” ve “Millî Şef” devirlerinde de aynı tavrı devâm ettirdi. Bunu, o devirlerin “prangalı matbûât”ının neşriyâtından hemen anlamak kâbildir.

1935 Ocak-Şubat aylarında, İtalya ile Yunanistan ve Adalar’ın Rum halkı arasında, Oniki Ada mes’elesi yüzünden bir hayli gerginlik yaşanıyor, bu hâlin bir ifâdesi olan hâdiseler cereyân ediyordu. İşte, Kemalist matbûâtın, bu haberleri verirken, Anadolu Milletinin bu Adalar üzerindeki vazgeçilmez haklarını hiç bahis mevzûu etmeden, Yunanlıların tarafını tutarak neşriyât yaptığı müşâhede ediliyor… (İhtâr: Kemalist ricâlin ve matbûâtın “Yunanlıdan daha Yunancı” tavrını, mücerred bir “Yunan aşkı”yle îzâh ediyor değiliz; zâhiren böyle görünen tavrın, beynelmilel Siyonist stratejisi bakımından, ilk ânda akla gelmiyen gâyet desîsebâz bir sebebi mevcûddur…)

General Dusmanis ve Kurun: İtalya, Oniki Ada’yı Yunanistan’a vermeli!

Meselâ, Us kardeşlerin Kurun gazetesinin 18 İkincikânûn (Ocak) 1935 târihli nüshasında, “İtalya On iki adayı işgalden vazgeçmeli” başlığı altında bir haber dikkati çekiyor. Haberi okuyunca, bu gazetenin bir Yunan gazetesi olduğu intibâına kapılıyorsunuz! Gazete, başlıktaki fikri işliyen bir Yunan Generalinin (daha açıkçası Yunanistan’ın sâbık Erkânıharbiye Reîsi Dusmanis’in) makâlesinin tamâmını neşrediyor. Birinci sayfada makâle tanıtılıyor ve yedinci sayfaya da makâlenin tamâmı dercediliyor:

“Bundan evvel de gene bir makale ile İtalyanların on iki adayı işgalleri altında bulundurmalarının mânasız olduğundan söz açan Yunanistanın eski erkânı harbiye reisi General Dusmanis bu defa da ‘Mesaje Detan’ gazetesinde bir makale neşretmiştir. Bu yazıyı olduğu gibi alıyoruz…”

Dusmanis’in yedinci sayfada iki sütûn işgâl̃ eden makâlesi şu netîceye vararak son buluyor:

“Yirmi senedenberi on iki adayı elinde tutan İtalya, büyük İtalya, kendisini işgale sevkeden fikirleri yeniden tetkik ederek ve tarihi hatırlayarak, bir yabancı zulmüne uğramak için hiç bir şey yapmamış olan zavallı on iki adaları serbest bırakmalıdır. Mamafih diğer büyük devletler gibi bir gün İtalya da bu lüzumu hissedecektir.” (Kurun, 18.1.1935, ss. 1 ve 7)

Yunan sözcüsü bir gazete de Milliyet!

Siird Meb’ûsu Mahmut Soydan’ın sâhibi, (Yalman’ın akrabâsı, Farmason, Kemâlperest) Mümtaz Faik Fenik’in Neşriyât Müdürü olduğu Milliyet gazetesinin 2 Şubat 1935 târihli nüshasının ikinci sayfasında, iki sütûn üzerinden ve haritalı geniş bir haber mündericdir:

“On iki adadaki vaziyet… İtalyanların tazyikleri günden güne artıyor… Kalimnos adasından kaçıp Yunanistana iltica edenler anlatıyorlar…Leros adasında da tazyik başladı…”

Habere nazaran, Oniki Ada’daki İtalyan İdâresi, Rum halkına zul̃metmektedir. Yunan Eleftron Vima gazetesinden bütünüyle ik̆tibâs edilen haber, tam bir iştirâk tavrıyle takdîm ediliyor:

“Yunanistandan gelen haberlere nazaran on iki adadan Kalminos adasında örfî idare son derece şiddetle devam etmektedir. İtalyanların buradaki Yunanlılara karşı tazyikatı artmıştır. Dün gelen Eleftron Vima gazetesi bu hususta şu tafsilâtı vermektedir…”

Eleftron Vima’ya sözcülük yapan Milliyet’teki haber, bir İtalyan mektebinin taşlandığına dâir hâdise bahis mevzûu edilerek bitiriliyor:

“Dün sabaha karşı bir otomobilde bulunan meçhul yolcular, Patisiya caddesindeki İtalyan mektebini taşlamışlardır. Bu taşlanmadan mektebin alt katının camları parça parça olmuştur. […] Bunu yapanların on iki adalı gençler olduğuna şüphe yoktur.” (Milliyet, 2.2.1935, s. 2)

Cumhuriyet de öyle!

Yunus Nadi’nin (ve Mustafa Kemâl’in) gazetesi Cumhuriyet de, 7 Şubat 1935 târihli nüshasının sekizinci sayfasında, Yunan Proiya gazetesine sözcülük ediyor… Habere, “Oniki adalarda vaziyet çok karışık… Tazyik arttı, umumî hayat durdu; geniş bir isyandan korkuluyor” şeklinde başlık koyuyor, sonra, Yunan gazetesinin uzun haberinin tamâmını naklediyor:

“İtalyanlar tarafından takib edildiği için kaçmağa muvaffak olan Kalimnoslularla dolu bir yelkenlinin adadan ayrıldıktan sonra bombardıman edilerek batırıldığı on iki adadan Selâniğe gelen telgraflarda bildiriliyor. Boğulanların adedi belli değildir. […]

(Sırasıyle: Kurun, 18.1.1935, s. 1; Milliyet, 2.2.1935, s. 2; Cumhuriyet, 10.2.1935, s. 1)

1930’lu, hattâ 40’lı senelerde, Kemalist matbûât, “Ebedî ve Millî Şefler”in siyâsetine uygun olarak, “Yunandan daha Yunancı” bir tavırla, Oniki Ada’nın Yunanistan’a verilmesine tarafdâr neşriyât yapıyordu…

***

“Silâh aramak maksadile her gün evler basılmaktadır… […]

“Adadaki vaziyet eskisi gibidir. İtalyan memurları ve faşist müfrezeleri mal, can ve sair masuniyetleri hiç hükmüne koymuşlardır… […]

“Bütün on iki adalardaki vaziyet: Yapılmakta olan tazyikata karşı umumî bir isyan (çıkacağı) tahmin olunmaktadır… [Bozuk cümleyi düzelterek iktibâs ettik…]” (Cumhuriyet, 7.2.1935, s. 8)

Oniki Ada için Yunanistan’ın iki avukatı: Journal de Genève ve Cumhuriyet

Cumhuriyet, 10 Şubat 1935 târihli nüshasında ise, bir Cenevre gazetesine sözcülük yaparak, açıkça, Oniki Ada’nın Yunanistan’a verilmesine tarafdâr oluyordu:

“İtalya 12 adada Türk idaresini aratmıştır… Bir Cenevre gazetesi, adalar meselesinde İtalyanın haksız olduğunu ve adaların Yunanistana verilmesi lâzım geldiğini söylüyor…”

Birinci sayfada iki sütûn üzerinden bu başlıkla başlıyan uzun haber, altıncı sayfada da iki sütûn üzerinden devâm ediyordu… Bahis mevzûu olan İsviçre gazetesi, Journal de Genève’dir. Gazete, Yunanistan’ın avukatlığını yaparak, harâretle, Oniki Ada’nın İtalya tarafından Yunanistan’a verilmesini müdâfaa ediyor:

“…(Yunanistan ile İtalya arasındaki) kavganın esası, Girit sahillerinden Anadoluya kadar uzanan denizlerdeki on iki adadır. İtalya, bu adaları Türk - İtalyan muharebesinde işgal etmişti. Yunanistan o vakittenberi ahalisi tamamen Rum olan bu adaları tekrar işgal edebilmek için çok çalıştı. [Hâlbuki Venediklilerden fethettiğimiz Oniki Ada, hiçbir zamân yunanistan’a âid olmamıştır ki onlar tarafından “tekrâr işgâli” bahis mevzûu olsun!] Bu adaların Yunanistana iadesi [???] için Roma ile Atina arasında muhtelif pazarlıklar yapıldı. Birçok şekiller teklif edildi. (Sevr) muahedesile İtalya Anadoludan taviz alacaktı. [Sevr, Osmanlı Devleti tarafından hiçbir zamân tasdîk edilmemiş olduğu için zâten keenlemyekûn hükmündeydi!] Fakat Yunan ordusunun Anadoludaki hezîmeti ve Türkiyenin zaferi bu rüyayı dağıtarak artık bu adaların Yunanistana verilmesi sözü bir daha işitilmez oldu. [Vah, vah!]

“Türkiye de Lozan muahedesile bu adalar üzerindeki hükümranlık haklarını tamamile İtalyaya terketti. Yunanistanın resmî protestosuna rağmen İtalya bu adaları ilhak etti. Yunanistanın bu protestosu sözden ibaret gibi görünürse de hak bakımından öyle değildir; Yunanistana ümid vericidir. Çünkü mesele kat’iyetle hallolunmuş değildir…”

Aynı zihniyet ve tavır içinde oldukları için Cumhuriyet gazetesi tarafından eksiksiz nakledilen makâle, netîce olarak, Mussolini’yi pohpohlıyarak onu Oniki Ada’yı Yunanistan’a vermiye dâvet ediyor:

“İtalya, 12 adalıları, Türk idaresine hasret çektirmiştir. Milleytperverlerin takip ve tazyiki eski devirlere yaraşan bir harekettir. Şimdi böyle şeylerle millî hissiyatın önüne geçmek mümkün değildir.

“Biz de Atinalı arkadaşlarımızla beraber olarak faaliyet tarihçesinde birçok iyi eserler kayıdlı olan Mussolininin hakikati görerek zimmetine bir iyi şey daha kaydedeceğinden emin olmak istiyoruz.” (Cumhuriyet, 10.2.1935, ss. 1 ve 6)