(Kıymetli araştırmacı muharrir ve müellif İsmail Hacıfettahoğlu kardeşimin arşivinden -8.4.2026-)
Ahmet Tevfik Rüştü Aras ve âilesinin nüfûs kayıdları…
***
Emeklilik sonrasında, İş Bankası’nda ve Deniz Nakliyatı Meclisi’nda imtiyâzlı mevk̆iler
“Tevfik Rüştü Aras, kendini İnönü devri mağdurlarından saydığı için gerek Adnan Menderesle, gerekse Fatin Rüştü Zorlu ile olan yakın akrabalığı dolayısiyle D.P. idarecileri devrinde ‘Honore’ edildi. 1951 yılında Filistin Mültecileri Komisyonunda Türkiyeyi temsil etti; daha sonra da, kendi deyimiyle, ‘politika dışı’ görevler aldı. Bu görevler arasında İş Bankası Meclisi Yönetim Kurulu üyeliği, Deniz Nakliyatı Meclisi Yönetim Kurulu Başkanlığı bulunmaktadır. Tabii bu vazifeler, dolgun ‘hakk-ı huzur’ ücretine tâbidir. […]
“Şimdi hususî hayatında gayet sakin günler geçirmekte olan Tevfik Rüştü Aras, her sabah muntazaman kalkıp, kitapları ve hâtıratıyla uğraşmaktadır. Sabahları bütün gazeteleri okumak itiyadındadır. Gazeteler içinde en çok Safa Kılıçlıoğlunun Yeni Sabahını beğendiğini söyliyen Diplomat, mükemmel ingilizce ve fransızca bildiği için, Avrupa gazetelerini de takip etmektedir.” (“Sahi, şimdi neredeler? Tevfik Rüştü Aras”, Akis; Haftalık Aktüalite Mecmuası, 15.12.1962, sayı 442, ss. 31-32)
Tevfik Rüştü Aras’ın nüfûs kayıdlarından ve daha başka kaynaklardan edindiğimiz mâl̃ûmât
Kıymetli araştırmacı muharrir ve müellif İsmail Hacıfettahoğlu kardeşimizin bize ulaştırdığı nüfûs kayıdlarından, Tevfik Rüştü Aras ve âilesi hakkında başlıca şu mâl̃ûmât ediniliyor:
Nüfûs kayıdları, İzmir, Bayraklı kazâsı, Soğukkuyu Mahallesi’ndedir (Cild No 22, Hâne No 193).
Bu kayıdlara nazaran, Ahmet Tevfik Rüştü Aras, Hasan Rüştü Bey ile Şerife Hanım’ın oğlu olarak, 1883’te Kal̃’a-i Sultâniye’de doğmuş, 5 Ocak 1972’de vefât etmiştir. (Nüfûs kaydında zikredilen şahıslardan doğum ay ve günü bilinmiyenlerin hepsi için, bunlar, îtibârî olarak “01.07” olarak gösterilmiştir. Kendisinin mezar kitâbesinden, doğum gününün, 11 Şubat 1883 olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, mezarı, Rumelihisârı Kabristanı’ndadır. ) Şu var ki müntesibi olduğu Selânik Maçedônya Risôrta matrikül kayıdlarına nazaran doğum târihi, 1882’dir ve bizce, bu bilgi, daha şâyân-ı îtimâddır.
Babası Hasan Rüştü Bey, Süleyman Bey ile Ayşe Hanım’ın oğlu olup 1850’de Rodos’ta doğmuştur. Vefât târihi mechûl̃dür. Tevfik Rüştü’nün vefât îlânında (Milliyet, 7.1.1972, s. 2), “Hacı Hasan Rüştü” Bey’in mesleği cezâ hâkimliği olarak belirtilmiştir. Demek ki Ahmet Tevfik Rüştü’nün doğum yerinin Çanakkale – Kal̃’a-i Sultâniye olması, buranın yerlisi olmaları hasebiyle değildir; (aynen, Mustafa Kemâl’in -orta tahsîlinin bir kısmını Rodos Alliance Israélite Unverselle Mektebi’nde yapan- Maârif Vekîli Dr. Reşit Galip gibi) aslen Rodos Cemâatine mensûb olan âilenin reîsi Cezâ Hâkimi Hasan Rüştü Bey’in, mêmûriyeti îcâbı bu mahal̃de bulunması sebebiyledir.
Fahriye Aras Tunca
Hasan Rüştü Bey - Şerife Hanım çiftinin en büyük çocuğu olan Tevfik Rüştü’nün üç kız kardeşi olmuştur: Fahriye, Makbule ve Talîa… Fahriye ile Makbule, 1887 doğumlu olarak kayda geçmişler. Bu takdîrde ikiz olmaları l̃âzım gelirdi. L̃âkin Fahriye’nin doğum yeri Kal̃’a-i Sultâniye, Makbule’ninki Muğla… Acabâ Makbule’nin doğum târih 1888 olduğu hâl̃de sehven mi 1887 olarak yazıldı? Fahriye için, “Olaylar ve tarihler” sütûnunda, “Kapalı kayıt” notu görülüyor; Makbule’nin ise, ölüm târihi belirtilmiş: 12 Mart 1930… Talîa’ya gelince, 1889 Muğla doğumlu ve hakkında başka bilgi yok…
Dîğer kaynaklardan, Fahriye Hanım’ın, Ali Bey ile Hatice Hanım’ın oğlu Op. Dr. Ahmet Cemal Tunca (Bursa, Yenişehir, 1884 – 3.7.1963) ile evlendiğini ve ondan beş çocuğu olduğunu biliyoruz. Ocak 1946’da Demokrat Parti’nin müessislerinden biri olan A. C. Tunca, III ilâ VII. Devrelerde Antalya, VIII. Devrede Afyonkarahisar ve IX. Devrede İzmir Meb’ûsu idi. (https://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmet_Cemal_Tunca; 14.3.2026) (TBMM Albümü, 1 Cilt 1920-1950, Ankara: TBMM Yl., Haziran 2010, s. 447)
Hakkındaki daha fazla mâl̃ûmât, vefât îlânında bulunuyor: (1887, Kal̃’a-i Sultâniye doğumlu olan) Fahriye Aras Tunca, 19 Ağustos 1975’te vefât etmiş, cenâzesi, 21 Ağustos 1975 günü, Şişli Câmii’nden kaldırılmıştır. Çocukları (herhâlde yaş sırasıyle): Faruk Tunca, Orhan Tunca, Samime Utkan, Güler Akça ve Neşe Tunca’dır. Demek ki ilk iki erkek çocuğundan sonra üç kızı olmuştur. Gelinleri, Sevim Tunca ile İrgün Tunca, dâmâdları, Orhan Utkan ile Ertuğrul Akça’dır. (Milliyet, 21.8.1975, s. 2. Vefât îlânında, eşinin ismi, “Cemal” yerine, sehven “Kemâl” olarak dizilmiştir.)
(Milliyet, 21.8.1975, s. 2)
Tevfik Rüştü Aras’ın kız kardeşi Fahriye Aras Tunca’nın vefât îlânı…
***
Tevfik Rüştü Aras’ın kız kardeşi Fahriye Tunca’nın çocuklarından Mimar Faruk Tunca (1916 – İstanbul, 1.9.2009), 1957-1960 senelerinin İzmir Belediye Reîsidir. Faruk Tunca, ilk evliliğini Kapanîlerden bir hanımla (İzmir Karşıyaka Belediye Reîsi Tahir Kapani ile Emine Mediha Kapani’nin bir kızıyle) yapmış, ondan Leylâ isminde bir kızı olmuştu. (https://www.geni.com/people/%C4%B0zmir-Tunca/6000000177005502183; https://www.geni.com/people/Kapani/6000000177005502178; 25.3.2026)
İkinci evliliğini, 17 Mart 1958’de, “Avrupa Güzellik Kraliçesi” Günseli Başar ile yaptı; ondan, Aslı isminde bir kızı oldu. (13.11.2019; https://www.yeniasir.com.tr/gundem/2019/11/13/arsanin-altindan-ask-hikayesi-cikti; 27.3.2026) (İffetsizliğin, hayâsızlığın adı, “güzellik kraliçeliği” ve bunu başlatan da yine “Sabataî-Mason Şef”! Destekcisi ise, görünüşe göre, kısm-ı âzamıyle Sabataî Cemâati!)
İnternet üzerinden yaptığımız araştırmada, ilk eşinin (ve Leylâ Tunca’nın annesinin) isminin Rukiye Nevin Kapani olabileceğini tesbît ettik. Bu hanım, ihtiyârlık çağını, Kemalist bir müessese olan Dârüşşafaka’nın “rezidans” dedikleri huzûrevinde (İstanbul’daki Maltepe Rezidansı’nda) geçirmiş. Ölüm târihi, 8 Şubat 2016… Cenâzesi, 10 Şubat’ta, İzmir Alsancak Hocazade Camii’nden kalkmış, İzmir Eski Balçova Asrî Mezarlığı’ndaki âile makberesine defnedilmiş… (https://www.darussafaka.org/bagislariniz/destekcilerimiz/rukiye-nevin-kapani; 17.4.2026)
Leylâ Tunca ve iffetsizlik, fuhuş, cinsî sapıklık pazarlayıcısı Sabataî-Mason kardeşler: Simavi’ler
Faruk Tunca’nın (İzmir Karşıyaka Belediye Reîsi) Tahir Kapani kızı eşinden (muhtemelen Rukiye Nevin Kapani’den) olma kızı Leylâ Tunca, 1 Ocak 1946 doğumlu… (https://www.sinematurk.com/kisi/5743-leyla-tunca; 16.4.2026) Maâlesef, kötü yola düşmüş iffetsiz bir kadın… Stripizcilik yapıyor ve rejisörlüğünü Türker İnanoğlu’nun yaptığı bir şehvet filminde oynuyor: “Milyonerin Kızı; İntikam Hırsı” (1966)…
Leylâ Tunca, fakr-u-zarûretten ve birilerinin zorlamasıyle bu yola düşmüş zavallı bir kadın değil… Hayâ ve nâmûs hislerinden mahrûm… İffetsizliği bir hayât felsefesi olarak benimsemiş… Kendi hayât tarzıyle iftihâr ediyor, iffetsizliği bayraklaştırıyor, şahsıyle bu çeşid bir hayâtın propagandasını yapıyor… Bu yolda baş yardımcısı da Cemâatdaş neşir uzuvları… Düşük kadın (ve onlara îtibâr edebilecek kadar düşük erkek) îmâl̃âtçısı çirkef bir zümrenin her çeşit neşriyâtı…
İffetsizliğinde babası ona örnek olmuş olsa gerek. Çünki “çapkın”, yânî iffetsiz bir adam olarak biliniyor:
“Çapkınlığıyla tanınan Faruk Tunca, bir davette karşılaştığı Avrupa Güzeli Günseli Başar'a aşık oldu. Tunca, Başar'ı kısa sürede evliliğe ikna etti. Çift 17 Mart 1958'de Fuar Evlendirme Dairesi'nde dünya evine girdi. […] Günseli Başar, evliliğinde mutlu olmadı. […] …Bir süre sonra aldatıldığı haberleri almaya başladı. Hatta rivayete göre eşini kendi evlerinde sevgilisi ile yakaladı. […] Faruk Tunca, [27 Mayıs İhtilâlini tâkîben] Yassıada'da Menderes'le birlikte 2.5 yıl hapis yattı. Hayli zorlu bir hamilelikten sonra, Günseli Başar bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Kızı Aslı [Tunca], ancak 3 yaşında babasıyla tanıştı. Günseli Başar, Faruk Bey hapisten çıktıktan sonra 1964'te eşinden boşandı…” (Erhan Gülenç, Yeni Asır, 13.11.2019; https://www.yeniasir.com.tr/gundem/2019/11/13/arsanin-altindan-ask-hikayesi-cikti) (27.3.2026)
“Avrupa Güzellik Kraliçesi” Günseli Başar, 20 Nisan 2013’te, 81 yaşında vefât etti. (https://www.aa.com.tr/tr/yasam/gunseli-basar-vefat-etti/253646#; 27.3.2026) Son senelerinde, onca iltifât edilen o yüz ve vücûd güzelliğinden eser kalmamıştı… Rûh güzelliğinin asıl ve ebedî, beden güzelliğinin ârızî olduğu nîçin idrâk̃ edilemiyor? Güzel sûret, ancak güzel sîretle bir arada bulununca nûrânîleşiyor ve sahîh kıymet kazanıyor…