Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (322)

İttihâdcı olmak için ilk şart: Mason olmak!

Bilvesîle, yukarıda Aras’tan bahsederken îzâh ettiğimiz ve İttihâdcıların da kendilerine örnek aldıkları “Karbonari modeli”ni, bir def’a da, Tamer Ayan’ın kaleminden hatırlatalım:

“[Mustafa Kemâl,] hem İttihatçı, hem de Mason olan asker ve sivil arkadaşlarının etkisiyle, ‘Önce Mason, Sonra İttihatçı' kuralına uygun olarak, önce Macedonia Risorta Locası'nda Mason olmuş ve bunu takiben de İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne 1907 yılında 322 numara ile üye yapılmıştır. […]

“Atatürk, en azından Cemiyet'in toplantılarına katılabilmek için, (Yugoslav Masonu) Kargotich'in açıkladığı gibi, Mason olmuştur. Çünkü yakın dostlarından olan İttihatçıların çoğu Mason oldukları gibi, İttihat ve Terakki'nin gizli toplantılarının yapıldığı merkez üssü ve arşivi de [Macedonia Risorta’nın] Mason Mabedi'nin yanındaki Bekleme Odası'dır. Mason olmayanların buraya girebilmesi ve toplantıya katılması elbette ki mümkün değildir. Bunun tek pratik çözümü Mason olmaktır.” (Ayan 2008: 162, 204-205)

“Anadolu’yle mahdûd Laik Türkiye Projesi”, Macedonia Risorta’da tasarlandı

1977 senesinden beri, müteaddid neşriyâtımızla, her seferinde yeni vesîkalar arzederek, sâdece Mustafa Kemâl’in Masonluğunu ve ölünciye kadar Masonluğa sadâkatini isbât etmekle kalmadık, aynı zamânda, hep delîllere istinâden- Sabataîlik-Masonluk-Kemalizm iç içeliğini de gözler önüne serdik. Burada, yine bu mes’eleye temâs etmemiz, “İslâm Âleminden kopuk, -Adalar hâric- Anadolu’yle mahdûd, L̃aik, Kemalist Türkiye” projesinin (arkasındaki İtalya, Fransa ve İspanya Meşrik̆-i Âzamlarıyle berâber) Macedonia Risorta’da tasarlanıp tatbîkâta konulduğunu isbât gâyesine mâtûftur. (Macedonia Risorta, şüphesiz, Yunanistan Meşrik-i Âzamı ve Romanya Büyük Millî Locası’yle de işbirliği yapıyordu…)

Nîçin Loca Matrikülünde İsmi Yok?

“Mustafa Kemâl’in Masonluğu” bahsinde en mühim mes’ele, nîçin isminin mezk̃ûr Locanın matrikülünde bulunmadığıdır. Bu suâle Mustafa Kemâl’in Masonluğunda Merâk Edilen Mes’ele: Nîçin Loca Matrikülünde İsmi Yok? isimli çalışmamızla (Yeni Söz, 7.2-15.4.2018, her gün tam sayfa 68 tefrika) cevâb vermiştik. Mes’eleyi enine boyuna müzâkere ettikden sonra ulaştığımız netîce şu oldu:

Macedonia Risorta Locası'nın matrikül cetvellerinde Mustafa Kemâl isminin görülmemesi, çok muhtemelen, İhtilâl evvelinde, Polis baskısının artması üzerine, aynı Locadan daha birçok isimle berâber, onun isminin de kayıdlardan çıkarılıp matrikül cetvellerinin tekrâr tanzîm edilmesi sebebiyledir. Her hâlükârda, kendisinin mezk̃ûr Locada tekrîs edildiğine ve Masonluğa her zamân sâdık kaldığına dâir o kadar çok delîl mevcûddur ki bu mes'elenin fazla bir ehemmiyeti yoktur. (Yeni Söz, 15.4.2018/68)

Osman Zeki Koylan, “Ebedî Şef”inin Masonluğunu tesbît ediyor, fakat bunun “Hâricîlere” ifşâ edilmesini istemiyor

Son nefesine kadar Masonluğa ve onunla ayrılmaz bir berâberlik arzeden Kemalizme hizmet etmiye çalışan Koylan, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası Üstâd-ı Âzamına 12 Ekim 1981 târihli bir mektub göndererek, bunda, iftihârla, “yıllarca araştırmalara rağmen bir türlü çözümlenmeyen bu meçhulü gün ışığına çıkarmak bana nasip oldu” diyor, Mustafa Kemâl’in Macedonia Risorta Locası’nda tekrîs edildiği hak̆îkatini tesbît ettiğini beyân ediyordu. Bu mektubun bir kısmına, Tamer Ayan’ın mezk̃ûr kitabı vâsıtasıyle vâkıfız. (Ayan 2008: 191-192) Ne yazık ki Ayan, mektubun tamâmının metnini ve bir fotoğrafını kitabına dercetmek titizliğini göstermemiştir!

(https://hafizaizmir.com/izmir-turk-musikisi-cemiyeti/; 18.3.2026)

Osman Zeki Koylan, 3 Ekim 1946’da têsîs edilen İzmir Türk Mûsık̆îsi Cem’iyeti’nin müessislerinden biriydi. 1947 senesine âid bu resimde, Koylan, ikinci sırada, en sağda, (9) numarayle işâretlenmiş zâttır. (Fotoğraf üzerinde maâlesef leke var!) Onun ulaşabildiğimiz tek resmi, budur.

***

Koylan’ın mektubunun muhâtabı, Bilgi Locası’ndan Süleyman Demirel’in “ikiz”i olan ve Mustafa Kemâl’in Masonlukla münâsebeti hakkında şu tesbîtlerde bulunan Üstâd-ı Âzam Şekûr Okten’dir:

Masonluğun bütün ana prensipleri, evvelâ şahsiyetinde ve sonra, bu şahsiyete uygun düşen eserlerinde mevcuttur. […] Sanki, Masonluk diye bir şey dünyada olmasa idi, Atatürk, sözleri ve hareketleri ile onu kurabilecekti. […] Biz O’nu her gün kutluyoruz, çünkü Mabetlerimizde her gün tekrarladığımız sözler, O’nun ağzından çıkmış gibidir.” (Mimar Sinan, 100. Doğum Yılı fevkalâde nüshası, 1981/41: 4-6)

Koylan, mektubunda, Kâzım Nâmi’nin, “bir gün, Cumhuriyet Mahfili’nin salonunda sohbet ederlerken, kendisine, Selânik’te Yüzbaşı olduğu sırada, Kolağası Mustafa Kemâl, Belediye Doktoru Tevfik Rüştü ve Fethi [Ali Fethi Okyar] Beylerle İtalyan Obediyansına tâbi Locaya devâm ettiklerini söylediğini” naklettikden (Ayan 2008: 191-192) sonra, hakîkatin “Hâricîler”e duyurulmasını mahzûrlu buluyor:

“Netice itibarı ile, bize karşı umumî bir antipati devam ettiğinden Ata’mızın intisabı konusunun hârice intikalini asla tecviz etmiyorum. Mamafih, Localara tamimini takdirinize arzederim…” (Ayan 2008: 37)

Yânî, Türkiye’de Kemalizmin hükümfermâ olması Masonluk için o kadar mühim ki kendileri için “bu kadar büyük bir iftihâr mevzûunun” Masonluğa buğzeden efk̃ârıumûmiyenin mâl̃ûmu olmasını istemiyorlar!

Mâmâfih, Tamer Ayan, “bu çekingenliği anlamsız” buluyor ve îzâh ediyor:

“Hakikatin asla saklanamayacağı ilkesinin yanında, Atatürk’ün Mason olmasının dış âlemde duyulmasının, Atatürk’ün saygınlığına gölge düşüreceği asla inandırıcı değildir. […]

“Atatürk’ün Mason olmak imtiyazını kazanmış olması gibi büyük tarihsel değeri olan böylesi önemli bir tarihsel tespit, hiç mi hiç saklı gizli kalmamalıdır!” (Ayan 2008: 38-39)

Osman Zeki Koylan: Selânikli bir Sabataî Farmason

Şahâdetinin sıhhatinin doğru değerlendirilmesi bakımından, bir nebze de, bu şahâdetin birinci râvîsi (veyâ nâk̆ili) olan Osman Zeki Koylan üzerinde durmak, faydadan hâlî değildir.

İlhami Sosysal’ın Fransız Masonluğunun tâk̆îbcisi Türkiye Büyük Mason Mahfili’ne (müteâk̆iben Özgür Masonlar Büyük Locası) mensûb dostlarının yardımıyle têlîf etmiş olduğu Masonluk ve Masonlar kitabındaki müteveffâ Masonlar listesinde kayıdlı bilgiye nazaran, Osman Zeki Koylan, 1900 târihinde Selânik’de doğmuş, 29 Mayıs 1930’da tekrîs edilmiş, 12 Aralık 1985’te vefât etmiştir. Mensûb olduğu Loca, (28 Kasım 1951’de Ankara’da têsîs edilmiş olan 15 numaralı -Apak 1958: 182-) İnanış’tır.

Mason müellif Seyhun Tunaşar’a nazaran, o, 1933’te İzmir Güneş Locası’nda tekrîs edilmiş, bilâhare İnanış Locası’na tebennî etmiştir. (Seyhun Tunaşar, Türk Ulusal Masonluğunda 1935 Uykuya Yatma Olayı, Ankara: Piramit Yayıncılık, 2005, ss. 52-53. Kitabın “Önsöz”ünü Üstâd-ı Âzam Prof. Dr. Asım Akin kaleme almıştır.) Bu tekrîs târihi, yanlış olsa gerekdir; çünki kendisi, “Hâtıra Defterimden” başlıklı makâlesinde, “1932’de İzmir’den Ankara’ya naklettiğini” ve burada Cumhuriyet Mahfili’ne “ziyâretçi âzâ” sıfatıyle devâm ettiğini belirtmektedir. Bu üç kaynağı mukâyese ederek, Koylan’ın, 29 Mayıs 1930’da, İzmir Güneş Mahfili’nde tekrîs edildiği netîcesine varabiliriz. Koylan’ın kendisiyle yakın dostluk kurarak Mustafa Kemâl’in Masonluğu hakkındaki hâtırasını naklettiği Kâzım Nâmi Duru, “1923’te İzmir’de kurulan Güneş Locası’nın kurucu Üstad-ı Muhteremi” idi. (Tunaşar, Mimar Sinan, 2002/126: 16)

Elimize geçen bâzı resmî evrâktan, (Ragıp Tüzün Cad., No 356, Yenimahalle/Ankara) adresinde muk̆îm Osman Zeki Koylan’ın, 1970 Eyl̃ûl̃ - Aralık aylarında kurulan ve (İzmir Cad., Aydın Apt., No 33/12, Yenişehir –Kızılay-) adresinde faâliyet gösteren Türkiye Mason Mahfili Ankara Şûbesi’nin müessislerinden biri olduğunu öğreniyoruz.

Elimizdeki 10 Kasım 1970 târihli birinci vesîkada, Ankara’dan beş Masonun, merkezi İstanbul’da bulunan Türkiye Büyük Mason Mahfili Derneği Başkanlığına mürâcaat ederek bu Derneğin Ankara Şubesi’ni têsîs etme taleblerine, 24 Ekim 1970 târihli İdâre Hey’eti karârına istinâden, müsbet cevâb verilmektedir. İmzâlar, Üstâd-ı Âzam Osman Edip Seydi’ye ve Umûmî Kâtib Cemal Kıpçak’a âiddir.

Fransız Masonluğunun tâk̆îbcisi Türkiye Büyük Mason Mahfili (şimdiki adıyle Özgür Masonlar Büyük Locası) Üstâd-ı Âzamı Osman Edip Seydi ile Umûmî Kâtip Cemal Kıpçak tarafından imzâlanan 10 Kasım 1970 târihli vesîkada, Koylan ve dört “Kardeş”i tarafından têsîs edilen Ankara Şûbesi’nin Mahfil tarafından resmen tanındığı ve resmî formalitenin ikmâli lüzûmu beyân ediliyor…

***