MÜSLÜMANLIK NOKTAİNAZARINDAN FATÎN RÜŞTÜ ZORLU HAKKINDA BİR DEĞERLENDİRME
Yukarıda, Evliyazade Âilesi hakkındaki araştırmamız çerçevesinde, (II. Abdülhamîd Han’ın Seryâveri) Müşir İbrahim Rüşdü Paşa ile Hatice Güzîde Hanım’ın oğlu, Tevfik Rüştü – Makbule Aras çiftinin kızı Emel Hanım’ın zevci, 1954 – 1955 senelerinin Başvekîl Yardımcısı, 1957 – 1960 senelerinin Hâriciye Vekîli Fatîn Rüştü Zorlu’yu da (İstanbul, 20.4.1910 - İmralı, 16.9.1961) bahis mevzûu etmiştik.
Burada, Milletimize birçok hizmetiyle berâber bilhâssa Kıbrıs Dâvâmıza yaptığı büyük hizmet sebebiyle şükrânla yâdedilmeyi hakkeden Zorlu’nun son ânları üzerinde duracağız.
Havva Eltetik’in daha evvel de atıfta bulunduğumuz Fatin Rüştü Zorlu isimli kıymetli Doktora Tezinde bu husûsta bir hayli tafsîlât varsa da, bunlar, Yassıada Garnizon Kumandanı Tarık Güryay, Turhan Dilligil, Mithat Perin gibi şâyân-ı îtimâd bulmadığımız ve birbirini nakzeden şâhidlerden nak̆iller olduğundan, burada onlara yer vermiyeceğiz. Mâmâfih, aralarındaki tenâkuzlara rağmen, hepsinin mutâbık oldukları bir husûs vardır: Odasında, baş ucunda, sık sık okuduğu bir Mushaf bulunan Zorlu, Yüce Rabb’imizin Huzûruna çıkmıya hazırlanırken, kavî Îmânın tezâhürü olan büyük bir metânet hâli içindedir… Îdâm karârı kendisine teblîğ olunduktan sonra evvelâ namaz kılmış, müteâk̆iben, âdetâ zâlimlerin elinden bir ân evvel Âdil ve Rahîm Allâh’a ilticâ etmek iştiyâkı içinde, dimdik, metîn adımlarla îdâm sehpâsına yürümüş ve habîslerin boynuna geçirdiği ipte sallanırken, muhlis bir Müslüman olarak rûhunu Rahmân’a teslîm etmiştir… (Allâh bilcümle günâhlarını mağfiret etsin! Rûhu şâd olsun! Ne mutlu o mutmâin rûhlara!)
Zorlu’nun son ânları hakkında en şâyân-ı îtimâd şâhidimiz, Menderes hakkında da şahâdetine mürâcaat ettiğimiz İmralı Hapishânesi Müdürü Ahmet Ziyaettin Acarol’dur.
(Fotoğraf: Anadolu Ajansı; Prof. Dr. Zehra Aslan 2021)
Türkiye’nin -ileride Avrupa Birleşik Devletleri’nin têsîsine müncer olacak- Müşterek Pazar’a âzâ olması gibi bâzı yanlış fikir ve siyâsetlerine rağmen, kendi ictihâdı, kendi samîmî kanâati istikâmetinde Memleketimize canla başla hizmet etmiye çalışmış pek kıymetli Devlet Adamımız Fatin Rüştü Zorlu… Belki Müslümanca yaşamadı, ama Müslümanca öldüğüne şüphe yoktur… Allâh ganî ganî rahmet etsin, mek̃ânı Cennet olsun!
***
“Yüksek huzûrunuza bir kerre daha işlemediğim bir suçun hesâbını vermek üzere çıkmış bulunuyorum”
Evvelâ, onun, düzmece “Mahkeme” huzûrundaki -Dr. Havva Eltetik’in Başbakanlık Cumhûriyet Arşivi’nden ulaşıp Tezine dercettiği- son müdâfaanâmesinin başı ile içinden bir paragrafı nakledeceğiz.
Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Cumhuriyet Arşivi’nde (9013-75, Ek: 3) numarasıyle kayıdlı “26.7.1961” târihinin altında “75 sahife, 2 Ek gazete kupürü”nden meydana geldiği belirtilen ve kendi el yazısıyle kaleme alınmış bu müdâfaanâme aynen şöyle başlamaktadır:
“Yüksek Adalet Divanının Saygı değer Başkanı ve Muhterem Üyeleri,
“Yüksek huzurunuza bir kerre daha işlemediğim bir suçun hesabını vermek üzere çıkmış bulunuyorum.
“Müdafilerim muhtelif cephelerden Sayın İddia Makamının sevk kararnamesindeki ve esas hakkındaki mütalaalarını incelediler ve bunların ne kadar mesnedsiz ve hissî olduğunu nasıl her dürlü hukukî prensiplerden ve mantıktan aykırı olduklarını isbat ettiler.
“Sayın Başsavcı davaların başından beri bir tek gaye gütmektedir[:] suçlandırmak. O adaletin bir arayıcısı[,] bir bulucusu[,] yardımcısı gibi değil ona kendi amaline göre bir istikamet vermek isteyen bir kimse gibi hareket etmektedir. Bizim bildiğimize göre Sayın Başsavcılık Makamı müdafaa delillerile de suç delilleri ile olduğu kadar alakadar olmak mecburiyetindedir. İlh…” (Eltetik 2009: 235)
(Eltetik 2009: 235)
Rahmetli Fatîn Rüştü Zorlu’nun düzmece Yassıada Mahkemesi önündeki -kendi el yazısıyle kaleme alınmış, 26 Temmuz 1961 târihli- son Müdâfaanâmesinin birinci sayfası…
***
“Vicdânen müsterih ve atılan çamurlara rağmen pîr-ü-pâk̃ olarak Cenâb-ı Hakk’ın Huzûruna çıkmıya âmâdeyim!”
Yine son müdâfaanâmesindeki şu sözler, vicdânı temiz, mâsûmiyetinden emîn, Milletine yaptığı hizmetlerle müftehir, dürüst, merd, şecî, şehâmetli, kavî Îmânlı, asîl rûhlu bir Müslümanın sözleridir:
“Ben 51 yaşındayım. 30 senedir hizmet ediyorum. 27 Mayıs’a kadar büyük şansım oldu. Devlet için giriştiğim her işte muvaffak oldum. Arkamda bir tek muvaffak̆iyetsizlik bırakmıyorum. İşte Kıbrıs, işte investismanlar [investissements: yatırımlar] için yapılan istik̆râzlar! Türkiye’yi her yerde, bana temsîl şerefi bahşolunan her yerde, şerefle temsîl ettim! Vatana hizmet imk̃ânını elde etmiş olmak her fânî için en büyük mük̃âfâttır! Eğer bunun cizyesi ipse, vicdânen müsterîh ve atılan çamurlara rağmen pîr-ü-pâk̃ olarak Cenâb-ı Hakk’ın Huzûruna bu yoldan çıkmıya âmâdeyim! Kimseye ne kînim, ne de hırsım var! Âtıfetinizi istemiyorum! Hiçbir ricâda da bulunmuyorum!” (B.C.A, 010.09-33.99.2; Havva Eltetik, Fatin Rüştü Zorlu, Doktora Tezi, Süleyman Demirel Üni., 2009, s. 167; https://files01.core.ac.uk › download › pdf; 26.3.2026. Târihî Türkcemizin iml̃âsıyle ik̆tibâs ettik.)
Fatîn Rüştü Zorlu, Adnan Menderes ile berâber, Kıbrıs Dâvâmıza çok büyük hizmette bulunmuştu… Resimde, Zorlu, Kıbrıslı Mücâhidlerin liderleri Dr. Fazıl Küçük (solda) ve Rauf Denktaş’la (sağda) samîmî bir buluşma ânında görülüyor… Onu ve bu Dâvâmıza hizmeti geçen sâir zevâtı şükrânla, rahmetle yâdediyoruz…
***
İmralı Hapishânesi Müdürü Acarol: Zorlu, namaz kıldı, mektub yazdı, sonra metânetle sehpâya çıktı…
Şimdi, İmralı Hapishânesi Müdürü Ahmet Ziyaettin Acarol’un şahâdetini nakledebiliriz:
“Zorlu içlerinde en metanetli olanıydı. Sanki ölüme gitmiyordu, seyahate gider gibiydi… Onun ölüm kartını yapıştırırken neşeliydi; sanki ikinci bir hayata merhaba demek için davetiye almış gibiydi… Namazını kıldı. Kızına mektup yazdı. Sonra da infaza gitti.” (http://www.haber7.com/yazarlar/mustafa-yurekli/884162-menderesin-olum-yaftasiyla-urperdim) (19.9.2013)
(Eltetik 2009: 254)
16 Eyl̃ûl̃ 1961, İmralı: Fatîn Rüştü Zorlu, zâlimlerin elinden bir ân evvel Âdil ve Rahîm Allâh’a ilticâ etmek iştiyâkı içinde, metîn adımlarla habîslerin îdâm sehpâsına yürüyor… Ne mutlu ona ki günâhlarına rağmen âk̆ibeti hayırlı oldu! Veyl o zâlimlere ki onlar cehennemlikdir!
***
“Şimdi Cenâb-ı Hakk’ın huzûruna çıkıyorum. Sâkinim, huzûr içindeyim.”
Aslında, Zorlu’nun son hâlleri hakkında en emîn şâhidler, kendi kaleminden çıkmış metinlerdir. Yukarıda, son Müdâfaanâmesinden naklettiğimiz pasajlar, hep, onun, pek muhlis, pek kavî Îmânlı bir Müslüman, büyük vatanperver, âlîcenâb ve kahraman rûhlu bir insan olduğuna delâlet ettikleri gibi, elimizde, bütün bu tesbîtlerimizi daha da kuvvetlendiren ve şüphelerden ârî kılan bir metin daha mevcûddur: Bu, 16 Eyl̃ûl̃ 1961 günü, İmralı adasında, îdâm sehpâsına yürümeden hemen birkaç dak̆îka evvel yakınlarına hitâben kaleme aldığı mektubdur…
(Orhan Cemal Fersoy, Devlet ve Hizmet Adamı Fatin Rüştü Zorlu, İstanbul: Hun Yl., 1979’dan naklen Eltetik 2009: 238)
Zorlu’nun, 16 Eyl̃ûl̃ 1961 sabahı, İmralı’da, îdâm sehpâsına yürümeden birkaç dak̆îka evvel, küçücük bir k̃ağıd üzerine, yakınlarına hitâben yazdığı son mektub: Başlı başına bir Îmân ve kahramanlık destânı!
***
İnsanı hayretler ve hayrânlık içinde bırakan bir vedâ mektubu! Hiç titremiyen bir kalemden çıkmış gâyet muntazam satırlar! Heyecânsız, telâşsız! Sanki birkaç dak̆îka sonra boynuna kemend geçirilecek olan o değildir! Küçücük bir k̃ağıda, mutmâin bir rûhtan süzülerek sük̃ûnetle dökülmüş bu satırlar, başlıbaşına bir Îmân ve kahramanlık destânıdır:
“Sevgili Anneciğim, Emelciğim, Sevinciğim ve Ağabeyciğim,
“Şimdi Cenab-ı Hakkın huzuruna çıkıyorum. Sakinim, huzur içindeyim. Benim için üzülmeyin. Sizlerin sabır ve huzur içinde yaşamanız beni daima müsterih edecektir. Bir ve beraber olun. Allah’ın takdiratı böyle imiş. Hizmet ettim ve şerefimi daima muhafaza ettim. Anne, siz sevdiklerimi muhafaza edin ve Allah’ın inayetiyle onların huzurunu temin edin.
“Hepinizi Allah’a emanet eder, tekrar üzülmemenizi ve hayatta beraber olarak, beni huzur içinde bırakmanızı rica ederim.
“Allah, memleketi korusun.” (Turhan Aytul, Milliyet, 21.9.1984, s. 9. Kezâ: Turhan Dilligil, İmralı’da Üç Mezar, İstanbul: Dem Basım Yayım, 1988. s.77 ve Mithat Perin, Yassıada ve İnfazların İçyüzü, İstanbul: Çevik Matbaası, 1970, s.263’ten naklen Eltetik 2009: 174. Bu son kaynaktaki metinde, okuma hatâları var.)
Havva Eltetik’in Doktora Tezinde, bu Îmân ve kahramanlık destânının, -maâlesef çok zor okunan- bir fotoğrafı mündericdir.
Gazeteci Turhan Aytul da, Milliyet gazetesinin 17 – 23 Eyl̃ûl̃ 1984 târihli nüshalarında yedi gün tefrika edilen “Yassıada’dan Sahiplerine Ulaşamayan Mektuplar” başlıklı röportajının 21 Eyl̃ûl̃ 1984 târihli 5. tefrikasında, bu mektuba, Zorlu’nun, eşi Emel Hanım’a 12 Eyl̃ûl̃ 1961’de yazdığı mektubla yan yana yer vermiştir ve maâlesef bunlar daha da düşük çözünürlükdedir. Aytul, yan yana takdîm ettiği iki mektubdaki yazı husûsiyetine dikkati çekiyor: Her ikisinin yazısı da, muntazamdır, sük̃ûnetle kaleme alınmışlardır…