Siyon Âşıkları
1892’den îtibâren Hovevei Zion (Siyon Âşıkları) teşkilâtının liderlerinden Asher Hirsch Ginsberg (Ahad Ha’Âm / Halktan Biri; Ukrayna, Skvira, 18.8.1856 – Yafa, 2.1.1927) ile irtibât kurmuştu. (https://fr.wikipedia.org/wiki/Bernard_Lazare; 4.7.2026) O zamân 27 yaşındaydı. Demek ki hayâtının erken bir çağından îtibâren Siyonizme gönül vermiş bulunuyordu.
İşbu Siyon Âşıkları teşkîlâtı, 1881’de, Odessa şehrinde, Tıb Dr. Leon Pinsker (Polonya, Tomaszów, 1821 - Odessa, 9.12.1891, Kudüs, Skopüs Tepesi yakınlarındaki mezarlık) tarafından têsîs edilmişti ve açıkça Filistin’de bir Yahûdi Devleti kurma gâyesi gütmekteydi. (-Siyonist gazeteci ve muharrir- Zevi Ghivelder, “Léon Pinsker, la première voix sioniste / Leon Pinsker: Siyonizmin İlk Sesi”, -Portekiz’de münteşir- Morasha mecmûası, Temmuz 2026; https://www.morasha.com.br/fr/biographies/leon-pinsker-a-primeira-voz-sionista.html; 6.7.2026) 1889 senesine kadar Pinsker ve Moşe Leib Lilienblum (Rusya, Kovno, 22.10.1943 – Odessa, 12.2.1910) tarafından idâre edilen teşkîlât, 1919’daki feshine kadar, Theodor Herzl’in 3 Eyl̃ûl̃ 1897’de İsviçre’nin Bâle şehrinde têsîs ettiği Dünyâ Siyonist Teşkîlâtı’yle işbirliği hâlinde faâliyet göstermiştir:
“Herzl’in ortaya çıkması ve Dünyâ Siyonist Teşkîlâtı’nın têsîsi üzerine, Siyon Âşıkları âzâsı derneklerin ve bunların mensûblarının büyük ekseriyeti, bu teşkîlâta dâhil oldular ve faâliyetlerine orada devâm ettiler. Onun desteğiyle, başka faâliyetleri yanında, İsrâil Arâzîsi’nde yeni toplulukların teşkîline ve yeni mekteblerin açılmasına hizmet ettiler. (Avec l'apparition de Herzl et la création de l'Organisation sioniste mondiale, la grande majorité des associations des Amants de Sion et de leurs adhérents rejoignent le mouvement sioniste, poursuivant en son sein leur action. Avec son soutien, ils contribuent entre autres, à l'édification de nouvelles communautés et écoles en Terre d’Israël.)” Siyon Âşıkları’nın pek çok mensûbu, Filistin’e hicret ederek, orada Rişon Le-Zion, Roş Pina, Zihron Yaakov, Yesud Hameala gibi birçok şehrin kurucuları olmuşlardır. (https://fr.wikipedia.org/wiki/Amants_de_Sion; 6.7.2026) Lilienblum, 1910’daki vefâtına kadar Siyon Âşıkları’nın Umûmî K̃âtibiydi. (https://fr.wikipedia.org/wiki/Mo%C3%AFse_Lilienblum; 6.7.2026) (Siyonistler tarafından kaleme alınmış bu gibi makâlelerde, Filistin yerine, ısrârla “Eretz Israel / İsrâil Arâzîsi” denilmesine dikkat etmek l̃âzımdır. Dünyâyı saran Siyonist nüfûzu bu şekilde beynelmilel neşriyâtda da tezâhür ediyor…)
“Yahûdi aleyhdârlığı”, iki bin senedir devâm eden, tedâvîsi imk̃ânsız “irsî bir rûh hastalığı” imiş!
Leon Pinsker’in ve temsîl ettiği Milletin nasıl bir zihniyete sâhib olduğu, onun Siyonizmi müdâfaa eden Kendi Kendine Kurtuluş; Bir Rus Yahûdisinin Kardeşlerini Îkâzı (Autoemancipation! Mahnruf an seine Stammesgenossen von einem russischen Juden) kitabında (Berlin, 1882) münderic şu iddiâlardan anlaşılabilir:
“Yahûdi aleyhdârlığı, bir rûh hastalığıdır. Rûh hastalığı gibi o da irsîdir ve 2000 senedir tedâvî edilemiyen bir hastalıktır. (La judéophobie est une psychose. Comme la psychose, elle est héréditaire et depuis 2.000 ans, c'est une maladie inguérissable.)” (https://fr.wikipedia.org/wiki/L%C3%A9on_Pinsker; 6.7.2026)
“…Yahûdiler, mümtâz bir millet olmak bakımından değil, bütün milletlerin nefretine mevzû olmak bakımından imtiyâzlıdırlar! Milletler arasındaki ihtilâflar ne olursa olsun, insiyâk ve gayret farkları ne olursa olsun, hepsi de, Yahûdilere karşı kîn beslemekte birlikdirler! (…Les Juifs ne sont pas le peuple élu pour les privilèges, mais plutôt le peuple élu pour la haine universelle. Quelles que soient les divergences entre les nations, quelles que soient leurs différences d'instincts ou d'efforts, elles s'unissent dans la haine des Juifs.)” (Zevi Ghivelder, mezk̃ûr makâle)
Bu ikinci iddiâ, tersinden, Yahûdilerin, kendileri hâricindeki bütün milletlere karşı nefret duyduklarına bir delîldir… Demek ki hepsini düşman gözüyle görüyorlar…
Bernard Lazare’ın yaklaşımına zıdd olan birinci iddiâ ise, bir tabîbe hiç yakışmıyan bir hurâfedir. Ne rûh hastalıkları irsîdir, ne de Yahûdileri, Siyonistleri tenk̆îd etmek (ki onlar buna hemen “Yahûdi aleyhdârı” damgasını basarlar) bir rûh hastalığıdır…
Hüseyin Cahit de aynı iddiâdaydı
Bizde de, bu sak̆îm düşüncenin bir temsîlcisi var: Sabataî Cemâatinin güzîdelerinden, Kemâlperest, 33 Dereceli Farmason gazeteci ve siyâsetci Hüseyin Cahit Yalçın… Başmuharrirliğini yaptığı Yeni Sabah gazetesinin 24 Ocak 1939 târihli nüshasında (ss. 1 ve 3) “Millî Şef” ik̆tidârı nâmına kaleme aldığı “Yahudi Mes’elesi” başlıklı başmakâlesinde, Leon Pinsker’le aşağı yukarı aynı iddiâyı tekrâr ediyordu:
“Bazı Avrupa memleketleri Yahudileri niçin istemiyorlar? Tarihin tekmil cereyanını iktisadî sebeplere atfedenler şüphesiz ki bu Yahudi düşmanlığını da rakamlarla ve istatistiklerle izaha kalkacaklardır. Fakat bütün bu hesapların derinliğinde iki bin senelik bir taassubun şuur altındaki düşmanlıklarının büyük bir rol oynadığında benim şüphem yoktur.”
Mustafa Kemâl’in Havradaki Resmî Cenâze Âyini isimli araştırmamızda onun bu makâlesinin tamâmını nakletmiş ve bu hurâfî düşüncesi için de şu mülâhazada bulunmuştuk:
Hüseyin Cahit, Yahûdi aleyhdârlığını, “iki bin senelik bir taassubun şuûr altındaki düşmanlıkları” ile îzâh etmiye çalışıyor… Peşîn hüküm mahsûl̃ü basît bir “îzâh” şekli! Objektif bir araştırmayle, hak̆îk̆î sebebleri tesbît tavrı yok! Tek taraflı olarak, bütün Yahûdiler, her tarafta ve her zaman mâsûm; hep başkaları onlara zul̃mediyor! Ve bu da durup dururken oluyor: Onlara karşı şuûr altına yerleşmiş bir düşmanlık hissi varmış ve zamân zamân bu his galeyâna geliyor, zulüm fiilleri doğuruyormuş!
Başka topluluklara yapılan muazzam zulümleri es geçmek ve daha mühimmi, kendi milletinin yaptığı zulümlere gözlerini kapamak, hattâ onları mâzûr göstermiye çalışmak, buna mukâbil, durmadan, her fırsatta, bire bin katarak, bitmez tükenmez bir “ezelî-ebedî mazl̃ûm” edebiyâtı yapmak… Bir Hak̆îkat̃ arayıcısının ancak esefle karşılıyacağı hâl̃ler! Allâh’tan, bu hâl̃leri kabûl̃ etmiyen Yahûdiler de var! Ne kadar az olurlarsa olsunlar, yine de bununla tesellî buluyoruz! (Mustafa Kemâl’in Havradaki Resmî Cenâze Âyini; Yeni Söz, 7, 9.9.2022/35, 36)
(Hüseyin Cahit Yalçın, Hakikatler Karşısında -Ulus’taki başmakâlelerinden bir derleme-, Ankara, 1947, kapak)
(Büyük Mücahit Hüseyin Cahit, Hazırlıyan: Hilmi Yücebaş, İstanbul: Dizerkonca Matbaası, 1960, 19 cm, 128 s. içinde s. 81)
Sabataî ve Mason Cemâatlerinin güzîdelerinden ve -tabiî olarak- Siyonist Hüseyin Cahit Yalçın… (Hakkında tafsîlât için Mustafa Kemâl’in Havradaki Resmî Cenâze Âyini; Yeni Söz, 4-6, 9, 13, 22.9.2022/32-34, 36, 40, 49’a mürâcaat)
Bir şekilde gizli hüviyetlerini belli ediyorlar! Yeni Sabah gazetesinin 24 Ocak 1939 târihli nüshasında (ss. 1 ve 3) “Millî Şef” ik̆tidârı nâmına kaleme aldığı “Yahudi Mes’elesi” başlıklı başmakâlesinde, Yahûdi aleyhdârlığını, Siyon Âşıkları’nın müessis ve lideri Dr. Leon Pinsker gibi, “iki bin senelik bir taassubun şuûr altındaki düşmanlıkları” ile îzâh etmiye çalışıyor… G̃ûyâ, onlara karşı şuûr altına yerleşmiş bir düşmanlık hissi varmış ve iki bin senedir, zamân zamân bu his galeyâna geliyor, zulüm fiilleri doğuruyormuş! Yahûdiler ise dâimâ mâsûm, dâimâ mazl̃ûm!
Bütün Cemâati gibi Kemâlperest (çünki artık Sabataîlik, Kemalizmdir) Hüseyin Cahit de, dîğer Cemâatdaşları gibi, Kemalizmi kendileriyle mahdûd tutmayıp bütün Anadolu Milletine dayatmak tavrı içindeydi ve bu bâtıl ideol̃oji, onların sâyesinde, bir asırdır Milletimizi ifsâda devâm ediyor. Şu mâbûdlaştırmaya bakın: “Bugün her Türk her nefes aldıkça Atatürk’ü minnet ve hürmetle yâdetse [yânî zikretse] ona karşı şükran borcunu ödiyemez” imiş! Müslümanların İstik̆l̃âl̃ Har̃bini Müslümanlığa karşı bir İhtilâl Har̃bine çevirdiler ve bütün Devlet imk̃ânlarını kullanarak, gâfil Anadolu Milletini yazdıkları muhayyel târihe şartlandırdılar:
“…Fakat Atatürk vefat eder etmez en samimî ve hararetli teessürler ve yazılarla arkasından ağlıyan ben oldum. Atatürk melek değildi. Hepimiz gibi fâni bir insan idi. [Hayret!] Kusurları vardı. Fakat Atatürk gözlerini kapamakla bütün beşerî kusurlarının hesabını ödemiş oluyordu. [???] Ortada yalnız Büyük Eser’i kalıyordu. Büyük dağların yanında büyük uçurumlar da olur. Fakat bunlar dağın azamet ve heybetine halel vermez. Bugün her Türk her nefes aldıkça Atatürk’ü minnet ve hürmetle yâdetse ona karşı şükran borcunu ödiyemez. Memleketi kurtaran, yaşatan [???] ve Büyük İnkılâp’ı yapan odur. Memlekette yer yer mukavemet nüveleri vardı. O bunları topladı, birleştirdi. Memlekette umumî bir uyanış hareketi vücuda getirdi. [???] Yorgun, yaralı ve bitik Türk gayretini sözleriyle, hareketleriyle tekrar canladırdı. Millî Mücadelenin başına geçti ve inkılâbı yaptı. Atatürkten başka hiç kimse bu mücadeleyi başa çıkaramazdı. Onun dehâsı, onun işbilirliği, siyasî manevra kabiliyeti olmasaydı müstakil Türk vatanı ve hür Türk Milleti yoktu. [???] Bugün esaret ve zillet içinde idik. [???] Bu büyüklük ve bu netice karşısında yirmi beş senenin kusurlarından bahsetmek bizler için bir nankörlük ve alçaklıktır. İlh…” (Hüseyin Cahit Yalçın, “Atatürk Devri”, Ulus, 27.11.1951, Seçme Makaleler, Ankara: Ulus Basımevi, 1951, 17 cm, 154 s. içinde s. 149)
***
Mustafa Kemâl’in Siyon Âşıkları ile al̃âkası
Siyon Âşıkları ile al̃âkalı fevkalâde mühim bir tesbîtimizi bu vesîleyle de hatırlatmamız l̃âzım: Mustafa Kemâl’in bu teşkîlâtla dolaylı al̃âkası…
En son, Filistin Cephesi Hezîmetinin İçyüzü (19 – 20 Eylûl 1918) ünvânlı eserimizde bir kerre daha dikkat çekmiştik ki: Mustafa Kemâl’in, gencliğinden îtibâren, kendisini “Edirne’de yirmi def’adan ziyâde evinde ziyâret edecek” kadar pek yakın dostu olan Hahambaşı Haim Moşe Becerano (Bulgaristan, Eski Zağra, 1846 – İstanbul, 3.8.1931), Filistin’de sinsi sinsi bir Yahûdi Devleti kurmak için çalışan (ki bu teşebbüs, ancak Osmanlı İmparatorluğu’nun tasfiyesiyle muvaffak olabilirdi) Siyon Âşıkları’nın müessislerinden ve lider kadrosundandı… Ayrıca Siyonist Bene Berit Masonluğunun mühim bir sîmâsıydı… Mustafa Kemâl, evvelâ Edirne, müteâk̆iben Türkiye Hahambaşısı olan bu zâtla yakın dostluğunu, onun 1931’deki vefâtına kadar devâm ettirmiş, bu dostluğa binâen, matbûât, onun vefât ve cenâze âyini haberlerine geniş yer vermiştir… (Mustafa Kemâl’in Havradaki Resmî Cenâze Âyini; Yeni Söz, 25-28.8.2022/22-25; Filistin Cephesi Hezîmetinin İçyüzü (19 – 20 Eylûl 1918), Ankara: Sonçağ Yl., Kasım 2025, ss. 225 - 237, 423)