YAZARLAR

Tüm Yazıları Mustafa Tezcan

Ödül, ödül mü ceza mı?

04.11.2019 00:02

   “ Karnede taktir gelirse bilgisayar alacağım.”

   “ Tüm notların 5 olursa akıllı telefonu kaparsın.”

   “ Ödevi bitirince bilgisayar oynayabilirsin.”

   “ İstanbul’da bir üniversite kazan istediğin arabayı alacağım.”

Çocuklarımıza karşı yukarıdaki gibi ifadeler kullandığımız çok olmuştur. Kısa vadeli verim alınıyor, verim alınıyor gözüküyor ama uzun zaman diliminde gerçekten verimli mi ? Biraz bunu konuşalım isterseniz. Verdiğimiz ödül gerçekten ödül mü? Ceza mı ?        Küçük yaşta çocukları, tabir yerindeyse, rüşvete mi alıştırıyoruz? Karşılıksız iş yapmaz hale geliyorlar. Anne babasına ‘suyu getiririm ama arkadaşıma gitmeme izin verirsen…’ gibi ifadeleri velilerden çok duyuyorum.

Küçük yaşta çocukların zihinlerine ve bilinç altlarına ne ekersek zamanla o büyüyüp gelişiyor. Küçük tohumlar fidelere dönüşüyor. Lise yıllarında ise dal vermeye başlıyor. Ağaca dönüşmeden bunları değiştirip yerlerine yeni tohumlar ekmemiz gerekiyor.

Maddi ödüller harici ödüllerdir. Yani harici kontrol sistemleridir. Özellikle birde para ödülü olursa içsel ilgiyi bitiriyor. Bir fincan kahvenin birkaç saatlik enerji vermesi gibi kısa süreli ilgi artışı sağlıyor.

Öğrenme, araştırma gibi özünde keyif alıcı ve ilginç olan eylemler harici ödüllere bağlandığında iç motivasyonu ve performansı olumsuz etkiliyor. Ödüller birde şartlı olursa “Şunu yaparsan, bunu yaparsan..’ gibi iyice öğrenme motivasyonunu öldürüyor. Ödüller habersiz ve beklenmedik bir anda olunca daha çok işe yarayabiliyor.

Ödül söz konusu olduğunda hayatınızın kontrolü sizden çıkmış ve ödüle bağlanmış oluyor. Bu, motivasyon kabınızın dibine bir delik açmak anlamına geliyor. Keyif alarak yaptığınız bir çalışmanın tüm coşkusu o delikten akıp gidiyor. Çünkü ödül kalktığı yada değeri azaldığı taktirde o iş de yapılmıyor. Kişi işten ziyade ödüle odaklandığı için zihni bulanıyor, düşünceleri karışıyor, yaratıcılık ve üretkenlik azalıyor. İç motivasyon azalıp dış motivasyon ön plana çıkıyor.

Denizde iki tür gemi vardır. Yelkenliler ve motorlular; yelkenliler ilerleyebilmek için rüzgara ihtiyaç duyar. Rüzgar yoksa yol alamaz. Motorlular ise hiçbir dış güce ihtiyaç duymadan yol alır. Önemli olan yol almak ve ilerlemektir. Ama ömür boyu ilerlemektir, kısa vadeli değil.

Çocuklarımızın zihinlerine onların kendileri ve gelecekleriyle ilgili yerleştirilecek ulvi bir hedef onları geleceğe götürecektir. Siz sadece  engel olmayın yeter!

Not: Bu konu ile ilgili değerli dostum Dr. Özgür Bollat’ın  “Beni ödülle cezalandırma” kitabını tavsiye ediyorum.

Son Haberler

  • 1

    Esed'den küstah Türkiye çıkışı!

  • 2

    ABD'den flaş F-35 açıklaması!

  • 3

    Erdoğan'dan Kıbrıs tepkisi

  • 4

    Irak'ın kuzeyine hava harekatı

  • 5

    Türkiye - İzlanda maçında ilk 11'ler belli oldu

Günün Manşetleri

Sabotaj çabaları boşa çıktı
Çocuklara yönelik videolara düzenleme getiriliyor
Bakanlık açıkladı: Patlatılmak üzereyken ele geçirilip imha edildi
UCM'den Arakanlı Müslümanlara karşı işlenen suçlarla ilgili soruşturma izni
Rabia Naz'ın babasının gözaltına alınma sebebi belli oldu
Erdoğan, Trump'a Mazlum Kobani'nin videosunu izletti
Erdoğan: S-400'ü kaldırma teklifini kabul etmiyoruz
Emniyet Genel Müdürlüğü'nden 'renk körlüğü' açıklaması
Bakan Kurum'dan 'Haliç' açıklaması!
ABD Suriye'deki petrol sahaları için iki askeri nokta daha kuruyor
Karnesiz ilk ara tatil başlıyor
El Kaide üyesi terörist İstanbul'da yakalandı
Ara bölgede kalan terörist ABD'ye gönderilecek
Türk ve Rus askerlerinin 6. kara devriyesi tamamlandı
Tarihi görüşmenin ardından Erdoğan'a hakaret!