YAZARLAR

Tüm Yazıları Mustafa Tezcan

Sınav sabahı

26.11.2018 00:01

 

                     Alarmın sesiyle yataktan fırlayıp saate baktığımda 09.00’u gösteriyordu. Çıldıracaktım, bir yıldır yoğun tempoyla çalışıp emek sarf ettiğim gecemi gündüzüme kattığım, saçımı süpürge ettiğim, sınav sabahı uyuyakalmışım. Aksi gibi ev halkı da uyanamamış tabii, onların tuzu kuru, sınava girecek olan benim. Gerçi, hocam demişti erken yatmaya alışın oğlum, sınav sabah diye. Biz ne yaptık, gece 1’e, 2’ye hatta bazen 3’e kadar çalıştık, “verimli oluyor” diye. Son günlerde erken yatmaya başladık, ne oldu, uyku tutmadı. Böyle olur işte büyük sözü dinlemezsen! Okulun semtini biliyoruz diye önce bakma gereği de hissetmedim. Hadi bakalım bu 1 saatte hazırlan, kahvaltı yap, belgeleri al, okulun yerini bul. Herhalde sınav görevlileri okulun duvarına kafamı vurmama izin verirler

                 Ben ev halkını kaldırıp hazırlanırken, ortalığı bir telaş kapladı, millet koşuşturuyordu, zihnimden bu düşüncelerde sürekli alt yazı olarak geçiyordu. Bu arada kendime bir yandan kızıyorum. Kızmakta haklıyım. Bazen kendime ceza bile veresim geliyordu. Öğretmenlerin konuları azim ve gayretle bana anlatmalarına rağmen ben ne yaptım. Öğretmenimin konuya hazırlanmak için ayırdığı vaktin yarısını bile tekrar için ayırmadım. Onların, benim anlamsız, basit hatta defalarca anlattığı soruyu tekrar sorduğumda gösterdiği sabrı, ben evde çalışmak için göstermedim. Başarım için sarf edilen emeğin, kendi geleceğim için olduğunu tam idrak edemedim. Anne ve babamın “çalış oğlum’’ sözlerini bana sunulan maddi imkanların bedeli olarak algıladım. Oysa tek istedikleri başarılı olmam, yüksek puan yapmam, güzel bir üniversiteye yerleşmem, daha da ötesi mutlu olmammış. Sanırım bunları hak ettim.

                Saat 09.30 gibi evden öyle bir çıktık ki babam benden daha telaşlıydı. Her zaman kolayca çıktığı park yerinden üç hamlede çıkabildi. “İnsan acele edince eli ayağına dolaşıyor” deyimi, sınavda çıksa kesin yaparım artık. 15-20 dakikalık bir yolumuz var, biraz rahatladım; nerden kurdum bu cümleyi trafik sıkışmaz mı beklemeye başladık. İnsan dara düşmeyince Hızır yetişmezmiş ya ondan,  ya da insanın damarlarında kan hızlı dolaşmaya başlayınca daha iyi düşünüyor. Polis geçerken babama dedim ki, “Baba sınavın olduğunu polise söyleyelim belki bir çözüm bulur.” Babam polis aracının önüne kesip durumu anlatınca, geçen yıl onun oğlu da sınava girmiş olması, bize eskortluk edip semte gelmemizi sağladı. Artık son 5 dakika rahat bir nefes aldım, almaz olaydım, okulun önüne geldik, bu bizim okul değil, ya da ben bu okula ait değilim. Meğer bizim okul aynı sokağın diğer yandaki başka bir binaya taşınmış. Bu arada kalbimin ne kadar sağlam olduğunu teyit etmiş oldum. Sokağın aşağısına inerken bizim gibi geç kalan araçlar yolu tıkamış, öğrenciler inip yaya devam etmiş sanırım. Ben de inip okula doğru ilerledim. Saat 10.10 geçiyordu, okulun bahçe kapısına vardığımda kan ter içinde kalmıştım. Bir nefes alıp, binanın girişine yöneldim, kapıya yüklendim, kapı açılmıyordu. İttirdim yine olmadı. Cama vurmaya başladım. İçerden gelen görevli kapıların kilitlendiğini söyleyip kolundaki saati gösterdi. Gözlerime inanamıyordum, benim saatim 10 dakika geri idi. Nasıl olurdu? Saatim geç kalacak bugünü mü bulmuştu? Elimi yüzüme kapayıp ağlamaya başladım. Bu kadar emek ve çaba bunun için miydi? Yok, yok ben bunları hak etmiştim. İtiraf edecek olursam, çok ciddiye almadım.  TV, bilgisayar, cep telefonu, sosyal medya ve arkadaşlar derken kendimi bu işe adamadım, elimden gelenin en iyisini yapmadım. Bazen yapıyor gözüktüm. Bazen nasıl olsa zaman çok diye oyalandım. Gerçekten ben bunları hak ettim. İşte böyle kapılar yüzüme kapanır. Tam o esnada omzuma sıcak bir el dokundu: “Oğlum kalk saat 08.00!”

Öne Çıkanlar

Yusuf Suresi hakkında her şey...

Bedelli askerlik yapacaklar dikkat!

Doğu Türkistan sorunu BM'ye taşındı

Diyarbakır'da büyük korku

Diriliş Ertuğrul 128. yeni bölüm fragmanı

Hikikomori nedir?