Namuslu tüccarda bulunması gereken vasıflar

0

"Tüc­car­da şu 4 özel­lik olur­sa ka­zan­cı te­miz ya­ni he­lal ve be­re­ket­li olur:

– Mal sa­tın alır­ken (ucuz al­mak için) (al­dı­ğı ma­lı) kö­tü­le­mez.

– Ma­lı­nı sat­tı­ğın­da (pa­ha­lı sat­mak) için öv­mez (ya­lan­cı rek­la­ma baş­vur­maz)

– Müş­te­ri­ye sa­tar­ken, ma­lın­da­ki ku­su­ru giz­le­mez.

– Alış­ve­riş­te, (müş­te­ri­ye ken­di­ne gü­ven­dir­mek için) ye­mi­ne baş­vur­maz."

(Es­be­ha­ni)

Bu özel­lik­le­rin bü­tü­nü, tüc­ca­rın dü­rüst ve gü­ve­ni­lir ol­ma­sıy­la; he­lal ka­zan­cı­na ha­ram ka­rış­tır­ma­mak ni­yet ve az­miy­le ala­ka­lı­dır.

Bu­na gö­re, Al­lah'ın sev­di­ği bir tüc­car ola­bil­me­nin ve ka­zan­cı­nı he­lal ve be­re­ket­li ha­le ge­ti­re­bil­me­nin 4 şar­tı var­dır:

Bi­rin­ci­si: Tüc­ca­rın mal sa­tın alır­ken, ala­ca­ğı ma­lı kö­tü­le­ye­rek, onu da­ha ucu­za ala­bil­mek yo­lu­na sap­ma­ma­sı...

İkin­ci­si: Sat­mak is­te­di­ği ma­lı abart­ma­mak, mal­da ol­ma­yan va­sıf­la­rı var­mış gi­bi gös­ter­me­mek, ya­lan­cı rek­lam ve pro­pa­gan­da­da bu­lun­ma­mak...

Üçün­cü­sü: Müş­te­ri­ye ma­lı­nı sa­tar­ken, mal­da­ki ku­su­ru giz­le­me­mek; ma­lı­nı, ku­su­ru­nu ve de­fo­su­nu söy­le­ye­rek hak et­ti­ği fi­ya­ta sat­mak.

Dör­dün­cü­sü: Müş­te­ri­yi ken­di­si­ne inan­dır­mak ve gü­ven­dir­mek için, ye­min yo­lu­na baş­vur­ma­mak...

Ye­min et­ti­ği özel­lik doğ­ru bi­le ol­sa, bu­ özel­li­ği müş­te­ri­ye ka­bul et­tir­mek için, ye­min gi­bi bü­yük bir kut­sal de­ğe­ri kul­lan­mak, doğ­ru ve uy­gun bir dav­ra­nış de­ğil­dir. Bu ta­vır, bel­ki sa­tı­şı he­lal ol­mak­tan çı­kar­maz, ama ka­zan­cın be­re­ke­ti­ni gi­de­re­ce­ği­ne, başka bir ha­dis­te vur­gu ya­pıl­mış­tır.

Ba­sit dün­ye­vi men­fa­at­lar için, ul­vi de­ğer­le­ri kul­la­nmak­tan, müm­kün mer­te­be ka­çın­mak­ta fay­da var­dır.

* * *

"Alı­cı ile sa­tı­cı, (söz­leş­me im­za­la­yıp) bir­bi­rin­den ay­rıl­ma­dık­ça, bir ma­lı alıp al­ma­mak­ta ter­cih hak­la­rı var­dır. Alı­cı ile sa­tı­cı, alış­ve­riş­te doğ­ru ko­nu­şur ve mal­da­ki ku­su­ru açık­ça söy­ler­ler­se, alış­ve­riş­le­ri ken­di­le­ri­ne be­re­ket­li kı­lı­nır.

Şa­yet ma­lın ku­su­ru­nu giz­le­ye­rek ya­lan söy­ler­ler­se, (bel­ki) kar ede­bi­lir­ler, ama alış­ve­riş­le­rin­de­ki be­re­ket­ten yok­sun ka­lır­lar.

Ya­lan ye­re ye­min, (alı­cı­ya gü­ven ve­rip) sa­tı­şı (sü­rü­mü) ar­tır­sa da­hi, ger­çek­te ka­zan­cın be­re­ke­ti­ni yok eder."

(Bu­ha­ri, Müs­lim, Ebu Da­vud, Tir­mi­zi, Ne­sai)

* * *

"Tüc­car­la­rın, kı­ya­met gü­nün­de füc­car­lar, ya­ni gü­nah­kar­lar ola­rak di­ril­til­me­le­ri söz ko­nu­su­dur.

Bun­dan, an­cak şu kim­le­re is­tis­na­dır:

– (Ti­ca­ri mu­ame­le­le­rin­de) Al­lah'ın ya­sak­la­rı­na kar­şı gel­mek­ten kor­kup sa­kı­nan­lar,

– (Al­lah'ın alış­ve­riş­le il­gi­li emir­le­ri­ne) ita­at­lı olan­lar,

– (Alış­ve­riş­te) doğ­ru söz söy­le­yen­ler..." (Tir­mi­zi, İbn-i Ma­ce)

Bu şart­la­rı ye­ri­ne ge­tir­me­yen ti­ca­ret er­ba­bı­nın ha­ram­la­ra gir­me­le­ri, he­lal lok­ma ti­tiz­li­ği­ni kay­bet­me­le­ri söz ko­nu­su­dur.