Kanun No: 2845
Kabul tarihi:15 / 11/ 1935
Resmi Gazete sayı : 3163, 22 Teşrinisani ( Kasım) 1935, Cuma
Madde 1-(…) Tasnif harici kalacak cami ve mescidler usul ve mevzuata göre kendilerinden başkaca istifade edilmek üzere kapatılır.
Buhranlı yıllar…
Camilerin kapatıldığı, ahır, pavyon yapıldığı ya da haraç mezat satıldığı yıllar…
"Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde; / Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde! / Mezarda kan terliyor babamın iskeleti; / Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti? / Ah, küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap; / Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap."
Rusya'da Bolşevikler, Türkiye'de Şeflik…
Stalin, 18 Mayıs 1944'te Kırım'da Türklere zulmederken hayvan taşınan tren vagonlarına doldurup sürgüne gönderdiği Kırım Türklerinin üç gün içinde yüz elli bine yakını bu vagonlarda hastalıktan ve havasızlıktan can verdi.
Türkiye'de de Varlık Vergisi ile sermayedarları Aşkale'ye temerküz kamplarına yollayan, aralarında kadınların, çocuklarında olduğu yüzlerce Azerbaycan Türk'ünü Stalin'e teslim eden ve onların Boraltan Köprüsü üzerinde kurşuna dizilmelerini seyreden, Türk milliyetçilerini tabutluklara kapatan, matbuatta Allah ve ahlak kelimesini, Ezanı, Kur'an – ı Kerim'i okumayı yasaklayan Şeflik yönetimi vardı.
Bugün ahlaksızlığı 'onur' sayan zihniyetin cüretkarlığı çok gerilere dayanıyor:
Necip Fazıl, bu hastalıklı zihniyetin Tanzimat'tan beri toplumu esir aldığını şöyle anlatıyor:
" Tanzimat'tan bugüne kadar bir manevi zindan içindeyiz. Sanki gözlerimizi çıkarmışlar, yerine, uydurma bir dünyanın çizgileri nakışlı, takma gözler takmışlar… Biz yalnız onları görmeye memuruz; dışarıyı göremeyiz, bu zindanın zarını yırtamayız. Her gün bu zarın üstüne bir zar daha çekilir ve biz böyle gideriz.
Bu zindanı açmanın, bu zindanın kapısının aralamanın tek çaresi; sahte kahramanları anlamaktır. Sahte kahramanı anlamak için de gerçek kahramanlar üzerinde fikir sahibi olmamız lazım."(Sahte kahramanlar, b.d yayınları, 8.Baskı, s. 9-10, Şubat 1996 .)
Durum budur.
"Fikrin ne fahişesi oldum ne zamparası" diyerek 'omurgasızlara' meydan okudu.
" Zaman bendedir ve mekan bana emanettir şuurunda bir gençlik" idealini gerçekleştirmek için "devrimbaz kodamanların" zulümlerine direnmiş, 'surda gedik' açmış, günümüzün Ulubatlı Hasan'ıdır.
Bugün " Ne işimiz var Suriye'de, Irak'ta, Libya'da ? diyenler, Nizam- ı Âlem (Dünyaya düzen verme) davasını zehirlemek isteyenlerdir.
1944'te yazdığı Dua şiirinde memleketin halini şöyle anlatıyor;
"Bıçak soksan gölgeme, / Sıcacık kanım damlar. / Gir de bak bir ülkeme:/ Başsız başsız adamlar..."
O, " Gecelerin kandillere katran döktüğü" yıllarda kalemin kılıçtan keskin olduğunu ispat etmiştir.
Sakarya Türküsü, bir yıl sonra (14 Mayıs 1950) yapılacak olan seçimle ülkenin yeniden dirilişinin müjdecisi :" Öz yurdunda garipsin öz vatanında parya / Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk Sakarya" dizeleriydi.
Türkiye'nin Stalinleri, 17 Eylül 1961'de Zeybeği astılar, 17 Nisan 1993'te Özal'ı zehirlediler, Erdoğan'ı da 15 Temmuz'da Marmaris'te şehit edeceklerdi.
Bugünlerde de şahsi menfaatlerini Anadolu kıtası büyüklüğündeki davanın üstünde görenler, hayal dahi edemeyecekleri makamlara getirilenler, yollarda birer birer döküldüler.
" Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama, / Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma! "
"Kardeşim ! " hitabına layık olamadılar, savruldular, başsız başsız adamların arasına karıştılar, teröristlere, katillere, hainlere yoldaş oldular.
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Necip Fazıl'ın " gençlikte köprü başı" olarak tarif ettiği " Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin davacısı…" Genç Adam'dır; Dava'nın müşahhas halidir.
Ayasofya'yı da Fatihin vasiyetine uygun hale o getirecektir.