NEDEN KURBAN KESERİZ?

Bismillahirrahmanirrahim…
Kurban kesmenin amacı, yaratıcımız olan Allah’a şükredici kul olmaktır. Yüce Rabbimiz, yeryüzündeki küçük büyük bütün hayvanları biz insanlar için yaratmıştır. Onlardan doğrudan ve dolaylı olarak yararlanmaktayız. En fazla faydalandıklarımız da küçük ve büyükbaş dediğimiz deve, sığır, koyun ve keçi cinsleridir. Rabbimiz bize, verdiği nimetlerden ötürü şükredici kullar olmamızı emretmektedir. O’na şükredici kul olabilmek için nimetleri O’ndan bilmek ve verilen nimetlerden vermek gerekir. Hayvanlar özelinde şükredici olabilmek için de onlardan zekât ve ödünç verme yanı sıra kurban keserek bir kısmını olsun çevremize dağıtmak gerekmektedir. Kurbanda amacın Allah’a şükretmek olduğu Kur’an’da birçok âyette açıklanmaktadır.
KURBAN İBADETİ İSLAM DİNİ İLE Mİ BAŞLADI?
İslâm Dini Hz. İbrahim, Hz. Musa ve Hz. İsa dahil Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e kadar Allah tarafından insanlığa gönderilmiş on binlerce Peygamberin tebliğ ettiği dinin ortak adıdır. Hz. Muhammed bu dinin son ve evrensel kılınan Peygamberidir. Onun tarafından tebliğ edilen / iletilen Kur’ân da bu dinin son ilâhi kitabıdır. Kur’an’ın açıklamasına göre, yeryüzünün bütün toplumlarına Peygamber gönderilmiştir. Peygamber gönderilen toplumlara da kurban kesme ibadeti emredilmiştir. Bu gerçek Kur’ân-ı Kerîm’de şöylece açıklanmaktadır:
“Biz her bir ümmete, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurban kesmeye uygun hayvanlardan kurban keserken O’nun adını zikretsinler diye kurban kesme ibadetini meşru kıldık/görev olarak yükledik. Sizin ilahınız tek bir ilahtır, O’na teslim olun. (Ey Peygamber!) Teslim olmuş o mütevazı kulları müjdele.” (Hac 34)
Peygamberlerin ortak tebliği olan ve Hz. Muhammed çağı öncesinde bütün dünyaya yayılmış bulunan İslâm’dan sapmış tüm inanç sistemlerinde ve onların etkisiyle yerel kültürlerde kurbanın izleri ve uygulamaları görülmektedir. Ancak orijinal yapısı ve özelliklerini yitirmiş olan kurban ibadeti, çeşitlendirilmiştir. Bazı toplumlarda çocukların ve kölelerin kurban edilmesi şekline büründürülerek Allah’a ortak koşma eylemine dönüştürülmüştür. Sosyal dayanışma özelliğini de yitirmiştir. Yüce Allah bu ibadeti, Kur’an ile yeniden bildirmiş, nasıl yapılacağını da Hz. Muhammed ile örneklendirmiştir
KURBAN KESMEK İBADET Mİ GELENEK Mİ?
Kurban kesmek ibadettir. Kur’ân-ı Kerim’in Saffat ve Bakara surelerinde Hz. İbrahim ve Musa kıssalarında kurbanın meşruiyetine işaret buyrulmakta, Kevser suresinde şanlı Peygamberimiz Hz. Muhammed’e (s.a.v.) kendisine özgü bir görev olarak kurban kesmesi emrolunmaktadır. Ayrıca Bakara ve Hac Surelerinde bazı şartlarda hac ibadetinin bir gereği olarak kurban kesilmesi de mecburileştirilmektedir. Kur’ân’da Allah’ın şeairi, yani dininin saygı gösterilmesi gereken toplumsal bir göstergesi olarak sunulan kurbanın genelde bütün ümmetlere, özelde İslâm ümmetine yüklenilmiş bir görev olduğu da Hac suresinde şöylece buyurulmaktadır: “Biz her ümmete, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurban kesmeye uygun hayvanlardan kurban keserken O’nun adını zikretsinler diye kurban kesme ibadetini meşru kıldık. Sizin ilahınız tek bir ilahtır, O’na teslim olun. (Ey Peygamber!) Teslim olmuş o mütevazı kulları müjdele.”
Yukarıda sunulan bilgiler ve anlamı sunulan âyet, kurbanın tüm insanlık için meşrulaştırılmış bir şükür yolu ve İslâm Ümmeti’ne yüklenmiş bir ibadet görev olduğunu açıklamaktadır.
KURBAN KESMENİN HÜKMÜ
Sevgili Peygamberimiz, kurban kesmenin Kur’ânî bir şükür yolu olduğunu pekiştirmek için, umre ve veda haclarında kurban kestiği gibi, Medine’ye hicretinin ikinci yılından itibaren her yıl Kurban Bayramı günlerinde kurban kesmiş ve kurban kesmenin pek hayırlı bir ibadet olduğunu belirterek bu ibadete yönlendirmiş ve yüreklendirmiştir.
Allah şanını ve bağlılarını artırsın- O, şöyle buyurur: “İnsan, kurban bayramı günlerinde Allah katında kurban kesmekten daha sevimli bir amel-ibadet yapmadı (ve de yapamaz). Kurbanlarınız, kıyâmet gününde boynuzları, tırnakları ve kılları ile (Allah’ın huzuruna) gelecek. Çok iyi biliniz ki Kurbanlarınızın kanı yere düşmeden kurban ibadetiniz Allah (katında varacağı) mekâna yükselir.”
Allah’ın verdiği nimetlerde O’nun adını anarak ve O’nun mutlak egemenliğine imanı yineleyerek şükredici kul olmak için meşrulaştırılmış olsa da İslâm, kurban kesmeyi, namaz ve hac gibi farz bir görev kılmamıştır. Başta Hz. Ebu Bekir ve Ömer olmak üzere, sahabilerin büyük çoğunluğu ve İslâm bilginlerinin kahir ekseriyeti, kurban kesmeyi müekked sünnet bir amel olarak görmüşlerdir. Bir diğer ifadeyle, kurban kesilmesi büyük sevap sağlayan, fakat kesilmemesi günah doğurmayan bir amel olarak değerlendirilmiştir.
Hanefi mezhebi müçtehitlerinden İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed de bu görüştedir. Yalnızca İmam-ı Azam Ebu Hanife ve onun izini takip edenler, Peygamberimizin, “Kurban kesecek gücü ve imkânı olup da kesmeyenler namazgâhımıza yaklaşmasınlar.” hadisini delil getirerek, nisab ölçüsünde mali imkâna sahip olanlar için kurban kesmenin vacip bir görev olduğu içtihadında bulunmuşlardır.
(Nisab mikdarı, aslî ihtiyaçların dışında, örneğin 85 gram altın veya onun değerinde para veya ticaret malıdır. Kurbanda nisab kırk koyun veya keçi alabilecek mikdar olarak da belirlenebilir.)
KURBAN İÇİN BÜTÇEMİZİ ZORLAMALI MIYIZ?
İslâm bilginlerinin sorumluluk derecemizi belirlemek için müekked sünnettir veya vaciptir şeklindeki değerlendirmeleri, kabul etmemiz halinde bizi bağlar. Bizi asıl bağlaması gereken hakikat, kurban kesmenin Peygamberimizin sürekli olarak yaptığı ve yapılmasını öğütlediği Kur’ânî amel olmasıdır. Bu sebeple bütçelerini zorlamadan kurban kesebilecekler kurban kesmelidir.
Keserken kendimiz için yalnızca Allah’ın rızasını hedeflemeli, kurbanımızın etlerini, fakir akrabamız ve komşularımız için kavurma şölenine dönüştürmeliyiz. Ancak, dinimizin şiarı olan kurbanlar kesilirken, sağlık şartlarına uymalı, kesime estetik bir boyut kazandırılmalıdır. Zira Peygamberimiz, Allah’ın her şeyin güzel yapılmasını emir buyurduğu gerçeğini açıkladığı hadislerinde, bıçakların bilenerek hayvan kesiminin güzel yapılması örneğini vermişler, kesimi bir hamlede gerçekleştirenlerin hayvana acı verenlerden daha çok sevap alacaklarını müjdelemişlerdir.
Biz Müslümanlar değil kurban kesmek, yalnızca Allah’ın verdiği izinle ve O’nun adına kesilebilecekleri inancı ve eylemiyle, kesilecek bütün hayvanları da kurbanlaştırmakla yükümlüyüz. Bir Hadis-i Şerif’te şöyle buyurulur: “Ey mü’minler! Kurbanlıklarınızı araştırınız; sağlıklı olanlarını seçiniz. Zira onlar geçmek zorunda olduğunuz âhiret köprüsü üzerindeki binekleriniz (gibi)dir.”