Neden ve niçin ibadet

Yaratıcımız olan Allah istediği için…

İnananların Allah’ın varlığına inanıp yokmuş gibi yaşamaları büyük çelişki ve büyük gaflettir. Yüce Yaratıcı kulun bu aymazlığını bildiği için onun hayatında bu gaflete düşmemesi için, düştüğünde de bundan kurtulması için kendilerine zikri ve içinde zikrin de bulunduğu namaz gibi, oruç gibi ibadetler emretmiştir.

İbadet, kulun içine düşebileceği bu çelişki ve had bilmezliği kaldırmak için önemli rol oynar. Mesela bilinçli olarak namaz kılan bir insan Allah’ın yardımıyla bu gafletten kurtulabilir çünkü namazda kul Yaratıcı karşısındaki konumunu hatırlar. Yüceliğin karşısındaki hiçliği idrak eder ve düştüğü gaflet çukurundan çıkmanın yolunu öğrenir.

Allah’a iman edenler için bundan başka hiçbir cevaba ihtiyaç yoktur zira O (cc) istemiş ise bunu yerine getirmemiz için başka gerekçeye ihtiyaç yoktur. Ancak, doğru ve aslında yeterli olan bu cevabın ardından kimileri için bu sefer “Allah ne için, niçin istedi? Bir ihtiyaç mı gerekti?” soruları gelir. Bu sebeple önce ibadetin “ne”liği yani ibadetin ne olduğu açıklanmalıdır. Bu husus açıklandıktan sonra ibadetin “neden” ve “niçin”ini anlaşılır hale getirmemiz gerekecek.

Sorumuzu açalım:

Dinî düşüncenin de cevap vermekte zorlandığı, “Her şeyden ve herkesten müstağni, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, bütün varlık âleminin her an ve her durumda kendisine muhtaç olduğu Allah neden bizim gibi aciz kulları kendisine ibadet etmekle mükellef kılmıştır?” sorusuna tatmin edici bir cevap bulamazsak, bu yetersizliğimiz bundan sonraki soruları da tetikleyecektir. Bu konuda doğacak bir yetersizlik ilhada (dinden çıkma) doğru koşanların işini kolaylaştırmaya alet kılınabilir.

Doğrusu bu konuda yazılan, söylenen kütüphaneler dolusu eserler mevcut olsa da herkesi tatmin edebilecek bir cevap bulmak henüz mümkün olmamıştır. Filozoflar ayrı cevaplar verirken, dinî düşüncenin cevapları da farklı farklı olmuştur. Bu konuda herkesin, “İşte budur!” diyebilecekleri bir cevaba ulaşabileceğimizi sanmıyorum lakin İslam Metafizikçileri ile Müslüman düşünürlerin bu hususta da diğerlerinden daha isabetli cevaplar bulduklarını söyleyebiliriz.

Sorumuza dönelim:

“Her şeyden ve herkesten müstağni, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, bütün varlık âleminin her an ve her durumda kendisine muhtaç olduğu Allah neden bizim gibi aciz kulları kendisine ibadet etmekle mükellef kılmıştır?”

Öncelikle belirtmek isterim ki her istek bir ihtiyacı zorunlu kılmaz.[1] Bir emir, bir istek emir verenin, istekte bulunanın bir ihtiyacı olduğunu göstermez. Allah Teâla –hâşâ- zatının ihtiyacına binaen bizden kendisine ibadet etmemizi istemiş değil. Başkasından bir şey istemek, isteyenin o istediği şeye ihtiyaç duyduğu anlamına gelmez. Söz konusu emir ve istek Rabbulalemin’den geliyorsa bila şüphe O’nun bir ihtiyacı olduğu akıllara gelmemelidir.

Dolayısıyla biz insanlar namaz kılarken de oruç tutarken de hacca giderken de zekât verirken de ömür boyu konuşurken de, zikrederken de, susarken de kısacası hiçbir tasarrufumuzda Allah’a bir katkıda bulun(a)muyoruz. Hiçbir ibadeti bu amaçla yerine getirmiyoruz. Hatta bütün kâinatın ibadeti[2] Allah’ın ulûhiyetine zerre-î miskal bir katkıda bulunmaz, bulunamaz. Kaldı ki Rabbulalemin, hiçbir konuda hiçbir şeye ve hiç kimseye bir atom parçacığı kadar bile ihtiyaç duymaz. Biz hiçbir ibadeti yerine getirmesek de O’nun (cc) ilahlığına hiçbir eksiklik ve/ya zarar veremeyiz. Eğer O (cc) isteseydi melekler gibi bütün insanların da hem de kusursuz bir şekilde iman ve ibadet etmelerini sağlayabilirdi.[3] İnancımız da imanımız da bu. Peki o zaman Âlemlerin Rabbi neden kendisine ibadet etmemizi istemiş olsun? Hem de “Beni anmak için namaz kıl!” diyerek?

Allah’a iman edenler bu sorunun cevabını bilirlerse hayatın anlamını açık ve net bir şekilde kavrayabilecek, ibadetleri de her yönüyle çok daha farklı, çok daha makbul ve değerli olacaktır.

Elbette ki Allah’a (cc) iman edenler (mü’minler) bu sorunun cevabını bilmeseler de ibadet etmekten geri durmazlar. Zaten kahir ekseriyetle inananlar asırlardır bu sorunun cevabına ihtiyaç duymadan ibadetlerini sürdürmüşlerdir. Ancak bu imana rağmen yine de “neden, niçin, nasıl?” sorularının cevaplarını merak etmiyor değiliz. Hem bulacağımız cevapların bizi hikmete ulaştıracağı izahtan varestedir. Hikmet ise Rabbimizin bizden istediği ibadetle neyi murad ettiğini anlamamıza yardımcı olur.


[1] Sami Amiri, Allah Neden kendisine İbadet Edilmesini İster? s.19.

[2] İsra: 44

[3] Yunus: 99.