YAZARLAR

Tüm Yazıları Nuray Alper

Alışmaya alışmak

15.03.2020 00:02

Kalabalıklardan sıkılmış, korkulu ve gergin yüzlerin varlığını kabullenmişse de kanıksayamamış yolculuğumuzun bir yerinde, içimizi ısıtacak bir şeylere rastlamak ne güzel… Ne güzel tercümeye yetersiz kaldığımız bir vaktin başucunda konaklamak.

Sıkışıklıktan ziyade tahammülsüz insan ve kornaların trafiği bunalttığı saatler… Karşıdan karşıya geçmek için arabaların önüne atlayan ve büyük şehirlerde yaşamanın ıstırabını yüzlerine yazan insan seli… Unutulduğu için yaralanmış gibi duran bahar… Tam bu hengâmede elinde bir bastonla, duraktan hareket etmek üzere yavaş yavaş ilerleyen belediye otobüsüne yetişebilmek için koşmaya çalışan, nefes nefese kalmışsa da çocuklar gibi gülen, o hâliyle otobüs şoförü de dâhil kendisini görenleri gülümsetmeyi bilen ve simasında endişe izine rastlanmayan bir pirifâniye tevafuk etmek… Işık. O gülüşü nereden bulmuş, nasıl öyle güzel yerleştirebilmiş emaneti gözbebeklerine…

Akşama kadar sık sık gözlerimin önünden geçti, gülümsetti… Gitmesin, silinmesin diye uğraştırdı beni. Yazıyla yaşamanın garipliğini düşündürdü; tanımadığınız biri merkezine konuyor kelimelerinizin, bilmiyor.

Küçükken her gün karşılaştığımız sahnelere arada bir rastlayınca tuhaflaşıyoruz. Kuyuya sarkıtılan bir ipe tutunur gibi tutunuyoruz hatıramızda kalan hayaline… Dünyanın ısrarla evrildiği yöne alışmak mı bu; alışmamak için direnmek mi yoksa?

Alışmak. Alış-mak. Al-mak.

Kötü bir şey mi intibak etmek, gidişata uymak? Alışmayınca çağından soyutlanıyor insan, kalabalıklarda yalnızlaşıyor farkında olmadan… Garip bir yabancılık, ince bir ıssızlık hissi duyuyor. Alışınca robotlaşıp ruhsuzlaşıyor.

Yine de iyi ve saf bir şeylere bağlanmak istiyor;

Gece kâinat uyurken sırrından bir feyz almak, bir şehre alışmak…

Kelâmın güzeline, güzelliğine alışmak. Bir insandan ziyade bir kalbin inceliğine alışmak…

Dili sükûta, sadrı sabra alıştırmak… Yağmura, Nisan’a, umuda alışmak...

Zihinde ilim müptelalığı, gönülde takva, bedende edep; kulun bâki duası…

Alışmak sevmeye, derununa şarkılar dokunmadığında bile…

Acının izlerini belirsizleştirebilmek ve içinde bulunduğu hayata uzağından da olsa dokunabilmek için gönderilen güzelliklere tutunmak zorunda insan. Tüm bunların yanında dünyanın bizzat kendisine alışma tehlikesi doğuyor. Bu da ferdi kelâma, şiire, umuda, sabra, sükûta, duaya alışmaktan daha farklı bir alışmaya taşıyor. Ona gerçek gaye ve yurdunu unutturan, onu kendi hakikatiyle karşı karşıya bırakan bir yere… Bu unutmak çoğunlukla ardına tevekkül ve teslimiyetten uzak bir başkaldırı da takıyor. İnsanı, sınırlı gücüyle kader planını aşabileceğine inandıran bir hâl alıyor.

Böylece bizi varlık hakikatimizle yüzleştirip, duaya ve farkındalığa çağıran sebepleri okuma noktasında noksan kalıyoruz. Zerreye bakarken uzağına düşüyoruz bütünün. İnsanlığı esir alan, yakıp kavuran uğultuların, geçici kaygı ve korkuların çağlayanından, dökülüyoruz n-isyanın denizine.

Bir cümlenin gerçekliğini öğretebilmek için kalbimize, bir yazının içinde kayboluyoruz.

Selam ile.

 

Son Haberler

  • 1

    Spor Bakanı: Hala 15 bin 756 kişi...

  • 2

    Korana önlemi: Ulaşım kartları iptal edildi

  • 3

    3 TIR dolusu cihaz Türkiye'de

  • 4

    ABD sınır dışı etmişti! Koronavirüs tespit edildi

  • 5

    Kâr dağıtımına yüzde 25 sınır getirildi

Günün Manşetleri

Bakan açıkladı! İç pazarda fiyatlar...
Bakan Akar duyurdu! Üretim başladı...
Terör örgütüne büyük darbe
Koronavirüs için ödeme iki katına çıkarıldı
İşte İstanbul'a giriş ve çıkışlara izin verilecek istisnalar
Toplu alanlarda maske takma zorunluluğu getirildi
İstanbul'da toplu ulaşıma maske şartı
Bolsanaro koronavirüsü küçümsedi!
1000 yataklı hastane gemiye 3 kişi aldılar
Akaryakıt satışları dip yaptı