Sevgili okur, geçtiğimiz hafta çarşamba günü burada yayınlanan "Estetik Yapmış Gibi" başlıklı yazıma bazı geri dönüşler aldım.
Efendim o geri dönüşlerin içinde, su havzalarının yeraltı kaynaklarını beslemesine dikkat çeken bir mail var ki.... İşte bende bugün o konu üzerine kalem oynatacağım.
Kalem oynatmaya da, bana mailden ulaşan okurumuzun şu güzel cümlesini alıntılayarak başlayacağım. "Güngör Bey temiz su havzaları, yeraltı kaynaklarının sigortalarıdır".
Farkında mısınız? Konuyu okurumuz ne güzel özetlemiş. Okurumuz bir cümleyle, su havzalarının sadece yeryüzünde duran kütleden ibaret olmadığını ifade etmiş.
Kaldı ki, temiz su havzaları kara günler için bekleyen depolardır. Allah korusun... Yarın çok aşırı bir kuraklık yaşanırsa, ne yapılacak? Hangi su kullanılacak?
Ayrıca, temiz su havzaları durumlarına göre, lezzet depolarıdır da... Temiz kaynaklardan sulanan sebze ve meyvelerin ekstra lezzetli olduğunu kimse unutmasın... Aynı zamanda da sağlıklı...
Yazının burasında, yukarıda alıntıladığım cümleyi tekrar hatırlatmak istiyorum. "Temiz su havzaları, yeraltı kaynaklarının sigortalarıdır".
Maalesef bunları kirleterek veya kurutarak, işte o sigortaları ortadan kaldırmış oluyoruz. Ha demin alıntıladığım cümlenin doğruluğunu en iyi anlayacak kişilerden biride benim...
Çünkü... Yaşım gereği, Simav Gölü kurutulduktan sonraki sürecin büyük bir kısmını hem yaşadım; hem de duydum. Öyle ki, ilk başlarda gürül gürül akan suları varken, şimdilerde su fakiri olma yolunda bizim ilçede hızla ilerliyor.
Hani haritalarda şu anda Simav Ovası diye gösterilen bir bölüm var ya... Bu hızla giderse, haritalarda gösterilen o yerin adı Simav Çölü diye değişebilir.
Simav Gölü'nün geri getirilmesi bu kadar önemli yani... Burada sadece bunun kaygısını yaşayan insanlara ihtiyaç var.