Benim bir öğretmenim var. Bugün size ondan bahsedeceğim. Benim öğretmenim hep aynı yaştadır, hiç yaşlanmaz. Her şeyi bilir, her problemi çözer. O çok güçlüdür, hiç yorulmaz! Gece gündüz çalışır, hiç uyumaz. Bazen ne yer ne içer ama yine de kendisinden yardım istendiğinde koşar.
Öğretmenimin yüreği kocamandır. Korku bilmez, cesur mu cesurdur. Cahile karşı, karanlığa karşı meydan okur. Yanar, erir ve etrafını aydınlatır. Ömrünü tüketir, tükendikçe fidanlar büyür en tenha ve kurak çöllerde. Yol olur, yol açar, yol gösterir. Dinlendiği yer yetiştirdiği fidanlarının gölgesidir. Darda, yolda kaldığımızda o yetişir. Hoşgörü sahibidir, sever, sevdirir. Affeder, kin beslemez. Küsmez, darılmaz. O, bizleri çok sever. Biz de onu çok severiz.
Kavgamızı bitirir, bizi yatıştırır, barıştırır. Birbirimize değerli olduğumuzu hatırlatır. Severiz böylece birbirimizi. Dostluğumuz pekişir, yorulanlar yüreğimizde eğleşir. Tabiatı sevdirir, çiçeklerinin kokusunu, meyvelerin rengini öğretir. Hepimize bir kovanın arısı olduğumuz inancını verir. Biz, öğretmenimizle birlikte bal yaparız. Acıyı da bal eyleriz.
Benim öğretmenim, bize ülkemizi ve insanımızı sevdirir. Kardeşliğimizi ve tarihimizi hatırlatır, coğrafyamızı tanıtır. Dağlarımızı öğretir, başlarında kar eksilmeyen; ovalarımızı öğretir binbir çeşit ürün yetişen. Diyar diyar gezdirir, her varlıkta bir hikmet sezdirir. Öğretmenimiz bizsiz; biz de onsuz yapamayız.
Kalem tutmayı, yazı yazmayı; okumayı ve düşünmeyi onunla öğrendik. Oynarız, koşarız, coşarız. Taşkınlık yapmadan, başkasının sırasını kapmadan yaşamayı; hakkımıza razı olmayı, aşk ile dolmayı öğretir. O, bize temizliği, en çok da kalp temizliğini öğretir. Önce içimizi, gönlümüzü temiz tutmayı, sonra çevremizi temiz tutmayı tavsiye eder. Duyarsız değiliz. Birlikte ağlar, birlikte güleriz. Bize insan olmayı öğretir. Evet, biz insanız!
Sudan ve ettendir vücudumuz. Öğretmenimiz bize ruhumuzu hatırlatır. Ruhumuzdan başlar eğitmeye. Canımızın durağı, cananımızın cemalinin düştüğü kalbimizi sevgisiyle, şefkatiyle besler. Öğretmenimiz iyi bir insandır. O, tüm varlıkların en mükemmeli olan insandır! Şu dünyaya insanoğlu olarak misafir gelen bizlerin yine insanoğlu olarak bu dünyadan göçmesini tavsiye eder. Zor iştir aslında insanoğlu doğup, insanoğlu ölebilmek, zordur insan kalabilmek!
Öğretmenimiz insandır, insan! Nedir insan? İnsan; geldiği yeri unutmayandır. Uzatmadan söyledim değil mi? Evet, nereden geldik, nereyedir yolculuk? İnsanın mayası sevgidir. Cevherimiz sonsuzluğun sahibindendir. Kainatın özü de sevgi değil midir? Geldiğimiz yer; sevginin kaynağı, hakikatin merkezi, hikayemizin başladığı asıl yurdumuz. İnsan kalabilirsek ne ala. Dönüşümüz de yine asıl o yurdadır.
Duydum ki bizim öğretmenimizi üzmüşler. Bir gece halı sahada oynarken öğretmenimize kimliği sorulmuş. O da ben öğretmenim, demiş. Bu cevap yetmemiş olacak ki uzun uzun sorgudan geçirilmiş öğretmenim. Oyunu bozulmuş, sırası alınmış öğretmenimin. Öğretmenimiz, kimsenin sırasının önüne geçmeyin, hakkınıza razı olun, birbirinize saygılı olun, insanları makamına, unvanına göre değerlendirmeyin, herkes önce insandır, demişti.
Peki, niye öğretmenimin sırasını alınır ki, neden oyunu bozulur? Öğretmenimizi üzenlerin öğretmeni yok mudur? Sordum, soruşturdum kim üzmüş öğretmenimi diye. Bir avcıymış öğretmenimi üzen. Sanırım yanlışlıkla düşmüş avcının yolu oraya. Öyle ya, herkes geldiği yeri bilir. Geldiği yeri unutmayana insan denirdi. Öğretmenim böyle öğretti bize. Bu hakikati öğrenemeyen varsa, haberiniz olsun öğretmenime derim!