Allah selamet versin, Ayhan Akpek hocamla eğitim meselelerini konuştuğumuzda bana sıkça şu sözü tekrar ederdi: Başarısız öğrenci yoktur, başarısız öğretmen vardır. Merkeze öğretmeni alan, olumlu olumsuz tüm eğitim öğretim çıktısını ona bağlayan bir bakış açısı. Önemli ama biraz tek taraflı bir yaklaşım.
Aslında eğitim öğretimle alakalı olarak konuşan herkes, sözü muhakkak bir şekilde öğretmene getirir. Her tür değerlendirmeden nasibini alır öğretmen…
"Nerede eski öğretmenler… Onlar fedakar, bilgili, ciddi idiler…" "Şimdiki öğretmenler, her çalışmayı paraya endekslemişler. Ders dışı ne yapacak olsalar karşılığında ücret ister oldular." "Yeni nesil daha cevval, teknolojik, bilgili, onlardan çok umutluyum."
Olumlu olumsuz pek çok değerlendirme dinlemek mümkün.
Peki ya hakikat? Hakikat çok, tek değil. Resmisiyle özeliyle bir milyonu bulan eğitim ordusunda elbette renk renk, birbirinin aynısı ve zıddı insanların olması çok tabiidir. Her insan bir dünyadır, deryadır.
Öğrenciyi körelten öğretmen de var, ondaki cevheri ortaya çıkaran da…
Öğrenciyi hayata hazırlayan da var, hayatını karartan da…
Öğrenciye anne baba şefkatiyle yaklaşan da var, ona üvey evlat muamelesi yapan da…
Öğrencinin zihnini ve ruhunu doyuran da var, ruhunu yok eden de…
Öğrencisiyle ders dışında birlikte olarak ona bir arkadaş olan da var, sınıfta bile farkında olmayanı da…
Şimdi hangisini alıp öğretmenlerle ilgili bir genelleme yapacağız? Çoğunluğa bakarız diyebilirsiniz. Ama bunda da doğru bir sonuca ulaşamayız. En iyisi temel ilkeleri koymak ve öğretmenlerimizi bu doğrultuda yetiştirmek, geliştirmek.
…
Önce şunun bilinmesi lazım: Öğretmenlik, sevgi merkezli bir meslektir. Öğretmen bu mesleği sevecek, öğretmeyi ve öğrenmeyi sevecek, öğrenciyi sevecek, sevgi dolu olacak. Bu en temel şarttır. Sonrasında özel yetenek, ahlaki kişilik, mesleki bilgi, pedagojik formasyon, gerekli materyal, doğru bir müfredat, sorunları giderilmiş fiziki ortam, müsbet yönlendirici, rehberlik yapıcı bir yönetim anlayışı.
Bunlar iyi bir nesil yetiştirmenin temel şartları. Ve hep birbiriyle alakalı, birbirini tamamlayan etkenler.
Öğretmenlerimiz sadece sınıfa girip çıkmadıklarını, üç beş çocuk/gençle ilgilenmediklerini bilmelidirler. Bir toplum inşa ettiklerini, geleceği kurguladıklarını, dünya ve ahirete yatırım yaptıklarını unutmamalıdırlar. İnsanların bakışı ne olursa olsun, mübarek bir görev üstlendiklerini bilmelidirler. Aldıkları ücret ne olursa olsun (bunun mücadelesini bir taraftan verirken) asıl tarafından da yaptıkları güzellikleri fedakarlıkları dünyevi ücretle sınırlandırmamalı, ücret merkezli bir taleple gündeme gelmemelidirler.
Öğretmenler bizim geleceğimiz, var oluşumuz, varlığımızdır.
Yaptıkları güzellikleri, koşturmacalarını, feragatlerini takdir ediyor, Allah rızası için, gençlerimizi değerlerimizle buluşturmaya devam etmelerini bekliyoruz.
…
"Muallimim" diyen olmak gerektir îmanlı;
Edebli, sonra liyakatli, sonra vicdanlı."
Mehmet Akif Ersoy
…
"Hayır, hayır bir dakika. Bir kere dışkısını yedirmek işkence değil. Nasıl değil? Ben bal gibi yerim."
Darbe savunucusu Prof. Dr. Celal Şengör
Ne diyelim: Afiyet olsun…