Bülbülün on şarkısı varmış onu da gül üzerine dedikleri gibi bizim de sözümüzün başı, sonu, noktası, virgülü hep okumaya çıkıyor.
Sürekli oku, oku diyerek birilerini kitaba yaklaştırmak, kitaplarla tanıştırmak mümkün mü diye düşündüğüm olmuyor değil. Bırakayım, elbet su akar yatağını zamanı gelince bulur diyeceğim de zaman öyle bırakıp da kenarda olup biteni izlemeyle geçecek zaman değil.
Eğer biz birilerini kitaba ve okuma iklimine çağıramazsak gün gelir bir başkası onların canına okuyacak bir ortama akıl çeldiricilerini kullanarak, kapıları sonuna kadar açarak elimizin altındaki işlenmeyi bekleyen cevherleri buyur edebilir.
Cumhurbaşkanı'ndan tutun da bütün kademelerde hep okumayı işaret eden cümleler duyuyoruz. Onlar bıkıp usanmadan okumanın öneminden bahsederken bir bakıyoruz sadece gençlerden değil öğretmeninden doktoruna, işçisinden, çiftçisine "Yine mi okumak, yine mi kitaplar" tarzında şikayetler duyuyoruz. Kim kimden şikayetçi olacak, o da ayrı bir mesele.
Bir kitap fuarında, elindeki Ahmet Ümit kitabını Bahadır Yenişehirlioğlu'na imzalatmak için bekleyen edebiyat öğretmenine; " Hocam, bu yazar Ahmet Ümit değil." demiştim. "Biliyorum." dedi edebiyat öğretmeni. "Bir yazar başka yazarın kitabını imzalamaz." dediğimde, edebiyat öğretmeni kendinden emin bir tavırla; "Neden imzalamasın ki, bu da kitap onunkiler de kitap." demişti. Daha sonra görevlilerin edebiyat öğretmenini güç bela ikna edip sıradan çıkardıklarına şahit olmuştum gülelim mi ağlayalım mı diyerek hal ü pür melalimize.
Okumak lazım. Hayatı okumaktan başlayarak okumak gerek. Sonbaharın sesini duymak için, güz yapraklarının rengini okumak gerek. Bir Yunus gönlünü kuşanıp dokunarak dağa, taşa, ırmağa okumak gerek. Hayatı okumasını öğrenenleri kitaba çağırmak daha da kolay.
Mevsimlerin geçişini, renklerin değişimini, yağmurun sesini, rüzgarın uğultusunu da okumak gerek. Okudukça kitaplar da açacak sayfalarını.
Bir örnek daha vereyim. Kitapları okullarda ders kitabı olarak okutulan bir yazarın söyleşisi için davet ettiğim bir öğretmenin cevabı da tam numunelik; "Bizim ders saatimize rast geldiği için katılamayağız."
Bundan iyi ders mi olur? Senin anlatacağın müfredat iki saat bekleyebilir ama o yazarımız bakalım bir daha gelip de okuyucular ile buluşabilecek mi?
Ufku dar insanlarla yola çıkınca ya böyle sendeliyoruz ya da yarı yolda kalıyoruz.
Okur Kitaplığı her okula girmeli
Doların yükselişi sebebiyle artan kağıt fiyatları, baskı masrafları derken birçok yayınevi yeni kitaplara ve baskılara bir süreliğine ara vermek zorunda kaldı. Zor zamanlardan geçiyoruz ve bu günlerin geçeceğine olan inancımız içimizde aynı canlılığını koruyor.
Metamorfoz Yayın Grubu'nu tebrik etmek gerek. Yayınlarına hiç ara vermeden yeni kitaplar ve yeni baskılar ile buluşturuyor okurlarını.
Okullara giren kitaplar artık hassas bir teraziden geçmek zorunda. Kimin ne olduğu gibi bir karmaşanın yaşandığı zamanlardayız. Ben gönül rahatlığı ile söylüyorum ki Metamorfoz Yayın Grubu'na ait tüm kitaplar okul kütüphanelerine girebilir. Ünsan Ünlü'nün hassasiyetlerini çok iyi biliyorum. Yazar, eser seçiminde önceliğinin Türkiye'nin değerleri olduğuna dair şüphe yok.
Okur Kitaplığı Yayınları edebiyatımızın nabzını tutan eserler ile buluşturuyor okurları. Şiirin, romanın, biyografinin ve öykünün en yeni kitaplarına açık davet var Okur Kitaplığı'nda. Bu kitaplar okullarda öğrenciler ile buluşmalı ki gençler günümüz edebiyatının seçkin eserleri ile tanışabilsin.