ÖLÜM YERİN ALTINDA DA VARMIŞ (!)

0

Soma haberi kor gibi düşüt yüreklere… Üç gün yastayız. Gerçi üç değil, üç yüz gün de yas tutsak, giden canlar bir daha gelmeyecekler. 300 küsur insan artık aramızda yoklar. Allah (cc) cümlesine rahmet eylesin. Taksiratlarını af buyursun. Hayatta kalanlarına sabır, sıhhat, selamet versin. Hususen varsa evlatlarını, nesillerini Salihlerden eylesin. Amin!

Zira Resulullah (sav) şöyle buyurur: "İnsanoğlu öldüğü zaman bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka–i cariye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat." (Riyaz-us Salihin H. No: 949,1386. Müslim, Vasiyyet 14. Ayrıca bk. Ebû Davûd, Vasaya 14; Tirmizî, Ahkam 36; Nesaî, Vasaya 8.)

Bazen bir ayda 30-40 taziyeye gittiğim olur. Dost akraba, cami cemaatı ve Dernek-Vakıf çevremizle beraber hesap ettiğimde ortalama günde bir taziyeyi aştığı olur. Her gittiğimiz taziyede önemli ve faydalı başka bir gündem yoksa konu ölüm ve ölümden sonraki hayata hazırlığın önemi gibi konulardır. Birçok taziyede şunları hatırlatırım:

Şu iki şeyi unutmayalım;

  1. Bu dünyanın zararları ne kadar çok ve büyük olursa olsun telafisi vardır. Bir adamın evi yanar, kendisine yeni bir ev düzer… Fabrikası yanar, başka bir fabrikada çalışıp geçinir… Tüccardır iflas edip trilyonlarca zarara girer, seyyar satıcılık yapar, ayakkabı boyar yine geçinir… Deprem olur tüm serveti ve ehl-u iyali enkaz altında kalır yine de tüm bu zararların telafisi vardır. Bu insanların her birinin hayata bir köşesinden devam etmesi mümkündür. Ancak mahşer günü ilahi mizan konulduğunda hayır terazimiz hafif çıkarsa bunun telafisi yok. Ne aşiretimizin yiğitleri, ne bileğimizin gücü, ne zekamız, ne makam ve servetimiz o teraziyi ağır getiremez.

"O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır. Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükafatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun cezasını görecektir." (Zilzal 99/6-8)

"İşte o vakit, kimin tartıları ağır gelmişse, Artık o, hoşnut olacağı bir hayat içinde olacaktır. Ama kimin de tartıları hafif gelirse, İşte onun anası (varacağı yer) Haviye'dir. Sen Haviye'nin ne olduğunu ne bileceksin? O, kızgın bir ateştir." (Karia 101/6-11)

  1. Ne kadar olduğunu bilmediğimiz bu ömrümüz tek ve son şansımızdır. Bu dünyaya bir daha gelmeyeceğiz cenneti kazanma ve cehennemden azad olma, başka bir deyimle ebedi saadetimizi bu ömrümüzde kazanacağız. O halde yegane sermayemiz olan ömrümüzü heder etmeyelim. Dünyamız için gerekeni zaten yapıyoruz, ahiretimiz içinde gereğince değerlendirelim. Ayrıca bilelim ki, ölüm bize bir nefes kadar yakındır. Aldığımız nefesi geri vermezsek veya verdiğimiz nefesi geri alamazsak ömür bitmiştir. "Allah'ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah'ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah, bozguncuları sevmez." (Kasas 28/77)

Bunları anlatmak kolay ancak kendi adıma itiraf edeyim ki, yeterince ders almıyoruz. Kan bağımız olan bir yakınımızı kaybedince, birkaç hafta, birkaç ay etkileniyor, ölüm ve sonrasını hatırlıyoruz.

Vay be…

Daha dün beraber oturduğum, yediğim, içtiğim, sohbet ettiğim kardeşim, arkadaşım, komşum, akrabam, şimdi toprak altında… Kendi ellerimle onu toprağa gömdüm… Peki, beni ne zaman toprağa gömecekler…

Yarın mı?

Bir hafta, bir ay…

Ya da bir yıl sonramı?

Belki de bir saniye sonra…

Kelam-ı kibar olan şu sözü çok duyarız. "yarın ölecekmiş gibi ahiret için, hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalış." Bu söz değerlerimize yabancı değil, ancak tek taraflı uygulanıyor. İkinci şıkkı tepe tepe kullanılırken, birinci şıkkı es geçiliyor. Halbuki asıl lazım olan da ahiretle ilgili olan birinci şıkkıdır.

Evet, dostlar, ölüm bize de çok yakın.

Üç yüz insan maden ocağına girerlerken hiç biri geri dönemeyeceğini bilmiyordu. Girdiler ve çıkamadılar.

Evet, madene gireriz çıkamayabiliriz…

Eve gireriz çıkamayabiliriz…

Dükkana gireriz çıkamayabiliriz…

Yatağa gireriz çıkamayabiliriz…

Camiye gireriz çıkamayabiliriz…

Denize, dereye, havuza gireriz çıkamayabiliriz…

Sefere çıkarız, geri dönemeyebiliriz…

Evet, ölüm bana, sana, ona çok yakın…

Ölüm bize, size, onlara çok yakın… Çok yakın…

Not: bu hafta 17-18 Mayıs, Cuma, C.tesi, Pazar günleri ilim talebeleri vb. hayırlı ameller için üç günlük bir kermesimiz var. Gaziantepli kardeşlerimiz davetlidirler. Her yıl bu demler olduğu gibi… Yer: Karataş, Şahanbey/teleferik parkı. Hayat devam ediyor.