Oruç İslamiyet'in beş şartından biridir ve Müslüman olduğunu söyleyen herkes tutmak zorundadır. Ancak bazı mazeretli müminler oruç tutmayabilirler, onun şartları da ilmihal kitaplarında yazılıdır.
Oruç ibadetinin şekli, vakti, nasıl yapılacağı açıkça bildirilmiştir ve dünyadaki 1.5 milyar Müslümandan oruç tutanlar bu şartlara uyarlar. Üstelik 14 asırdır da oruç böyle tutulur, değişiklik olmaz.
İçinde bulunduğumuz Ramazan ayı günün en uzun olduğu ve en sıcak aylara denk geldi. Çevremize baktığımızda maalesef çok sayıda insanın oruç tutmadığını ve üstelik açıktan yediklerini üzülerek görüyoruz.
Bazı çok bilmiş kişiler ise bu müminleri nasıl oruca başlatabiliriz gayreti yerine kafaları daha da karıştırmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar.
Bunlardan bazıları yaza gelen Ramazan'ın kışa kaydırılmasını savunmaktadırlar. Sebebi de beslenme tarzından dolayı bazı hastalıkların ortaya çıkabileceği iddiasıdır.
Bu iddia kesinlikle doğru değildir. Çünkü oruç yeme ayı değil yememe ayıdır. İftar zamanında midemizi tıka basa doldurmayıp, henüz iştahımız varken yemekten el çekmemiz Ramazan'ın edeplerindendir. Böyle yaparsak aç kalmaktan hiç zarar görmeyiz, aksine orucun sayısız faydasını görürüz.
Bir başka iddia sahipleri ise etrafta oruçsuz gezen insanlara bu mübarek ibadeti sevdirmeye çalışacakları yerde oruç tutanların kafasını karıştırıp bazı saf insanların tuttuğu orucu geçersiz hale getirenlerdir. Bunlar ise oruçta açlık imsak vakti ile değil daha sonra girer diyerek yeni iddia ile zihinleri meşgul etmeye çalışmaktadırlar.
Halbuki oruç bir ibadettir ve şartları bellidir. Rabbimiz nasıl emretti ise biz öyle tutarız. Orucun şekli, nasıl tutulacağı, ne zaman yeme içmenin kesileceği ve ne zaman açılacağı bize bildirilmiştir. Kimsenin bu şartları değiştirmeye gücü yetmez.
Ramazanla oynamak, inananların bu güzel ve sıhhat getiren ibadetlerini bozmak isteyenler bunlarla da kalmıyor ne yazık ki! Geçenlerde bir hanım hastam kocasına çok üzüldüğünü, çünkü değişik bir tarikata girdiğini anlatmıştı. Bu tarikatta ise Ramazan'da aç kalmak yanlışmış. Bu sapık yolun yanlıları bunu insanlara bildirmek için kalabalık olan mekanlarda (avm girişleri gibi) devamlı bir şeyler yiyerek İslamî faaliyet(!) yapıyorlarmış. Hastam olan eşi ise kocasının saplantısına çok üzülüyordu.
Geçenlerde arayan bir çocukluk arkadaşım ise ilk defa işittiğim bir absürd iddia ilebeni daha da şaşırttı. Dindar sayılabilecek bu dostum oruçlu olmadığını söyleyince "Sana yakıştıramadım Ramazan'da orucun feyzinden uzak durmayı" dedim. Sebebini sordum.
Verdiği cevap enteresandı, "Bizi kandırıyorlar" dedi ve ekledi: "Aslında Ramazan bu ay değil, ama bu aymış gibi gösteriyorlar. Sana ispat edebilirim."
Kendisine tabiki saçmaladığını, ruh sağlığının yerinde olup olmadığı açısından muayeneye gelmesinin gerektiğini de söyledim, samimiyetimize dayanarak.
Ancak bu arkadaşım da bu patolojik bakış açısında yalnız değildi ve bir grubun sözcüsüydü.
Tabi moralimizi bozmayalım. Her devirde böyle çarpık bakışlı kişiler çıkmıştır ve çıkacaktır da. Çünkü insanoğlu değişik kişiliklerdedir ve bazıları patolojik düşünce yapısına sahiptir. Muhakkak ki büyük çoğunluk onlara uymaz ve ibadetlerini şartlarına uyarak hakkıyla yerine getirir.