Otoerkil

Geçtiğimiz günlerde yine yurt dışındayken, her seferinde beni hem imrendiren hem de memleket gerçeğiyle yüzleştirip içimi sızlatan o meşhur manzarayı yine izledim: Trafik disiplini. Bu konuyu ara ara bu köşede dile getiriyorum ama kastettiğim şey sadece kırmızı ışıkta durmak ya da hız sınırına uymak değil. İnsanların kanunlara olan o kesin, sarsılmaz ve adeta sonsuz inancı.

Orada bir yaya, yaya geçidine adımını attığı an adeta dünyayı durdurmuş gibi hissediyor. Gözü kapalı, arkasına bile bakmadan adımlıyor yolu. Çünkü biliyor ki akan trafik onun hakkına saygı duyacak, o araçlar mutlaka duracak. Bireysel haklar, lütuf değil; bir yaşam standardı oralarda. Sonra dönüp bizim sokaklara bakıyorum. Manzara tam tersi. Bizde yaya geçitleri, yayanın canıyla oynadığı birer tehlike şeridi sanki. Karşıdan karşıya geçmek isteyen bir insan, kaldırım kenarında adeta ezilip büzülerek bir aracın ona "lütfetmesini" bekliyor. Eğer vicdanlı bir sürücüye denk gelir de araç yavaşlarsa, yayamız mahcup bir edayla, hafifçe eğilerek, neredeyse koşar adım geçiyor karşıya. Teşekkür üstüne teşekkür...

Neden kendi hakkımız olan bir şey için bu kadar minnettarız? Neden o aracı kendimizden "üstün" bir varlık gibi konumlandırıyoruz? Bunun toplumsal bilinçle doğrudan bir ilişkisi olmalı. Bence bizim trafiğimiz tam anlamıyla "otoerkil" bir düzene sahip. Bu düzen, toplumun kılcal damarlarına işlemiş olan ataerkil yapının yollara yansımış bir simülasyonundan başka bir şey değil. Ataerkil sistemde ne vardır? Erkek üstündür, muktedirdir, son sözü söyler; kadın ise ikinci sınıftır, boyun eğer ve payına düşen hakları ancak erkek "lütfederse" alabilir. İşte bizim yollarımızda da araçlar "erkek", yayalar ise "kadın" kimliğinde. Gücü elinde bulunduran, kuralları koyan ve canı isterse yol veren bir "otoerkil" tahakküm bu. Yaya, hakkı olanı talep etmekten korkuyor; çünkü sistem ona güçlüye biat etmeyi, ezilmemek için kenara çekilmeyi fısıldıyor.

Belki de Almanlar haklıdır. Belki de eşyaların da bir cinsiyeti vardır, kim bilir? Hani hep eleştirilen, mantığı kavranmakta zorlanılan Almanca artikeller vardır ya... Almancada genel anlamda arabayı tasvir eden "der Wagen" kelimesi eril artikel taşır. Yani dilin bilinçaltı bile arabayı erkekle eşleştirir. Bizim sokaklardaki "otoerkil" düzen ise bu eril dili maalesef en vahşi, en kural tanımaz haliyle pratik ediyor. Trafik kültürü, bir toplumun medeniyet ve hak arama aynasıdır. Biz ne zaman yaya geçidinde hakkımız olan o yolu ezilip büzülmeden, başımız dik ve bir "lütuf" beklemeden yürüyerek alabilirsek; işte o zaman sadece trafiği değil, bizi çevreleyen o baskıcı, "erkil" zihniyeti de dönüştürmüş olacağız.

O güne kadar, yollarda güçlünün değil, insanın üstün olduğu bir düzenin özlemiyle... Kendinize ve haklarınıza iyi bakın.