ÖTV sadeleşmiyor düğüm oluyor!

Yıllardır otomotiv sektörünü takip ediyorum.

Lansmanlarda, fabrika ziyaretlerinde, distribütör toplantılarında, sanayicilerle yaptığım görüşmelerde değişmeyen tek konu var:

ÖTV.

Sektörün beklentisi de vatandaşın beklentisi de aslında oldukça net.

Kimse yeni bir vergi modeli istemiyor.

Kimse daha karmaşık bir sistem de istemiyor.

Herkes aynı şeyi söylüyor:

“ÖTV kademeli olarak düşürülsün, mümkünse tamamen kaldırılsın”

Çünkü bugün Türkiye'de otomobil satın alan vatandaş, sadece bir otomobil almıyor.

Bir otomobil kadar da vergi satın alıyor.

Bugün geldiğimiz noktada ise tam tersi yaşanıyor.

ÖTV sadeleşmiyor.

Her geçen gün yeni bir katman ekleniyor.

Önce motor hacmi vardı.

Sonra matrah geldi.

Elektrikli otomobillerde motor gücü ve batarya kapasitesi devreye girdi.

Geçtiğimiz günlerde ise yeni bir düzenlemeyle Cumhurbaşkanı'na, araçların çekiş sistemine göre de farklı ÖTV belirleme yetkisi verildi.

Yani yarın aynı motor hacmine sahip iki otomobilden;

- biri önden çekişli,

- diğeri dört çeker olduğu için farklı vergi ödeyebilir.

Şimdi de "asgari maktu ÖTV" geliyor.

Peki bu ne demek?

Aslında oldukça basit.

Diyelim ki mevcut sisteme göre bir aracın ÖTV'si 90 bin TL hesaplandı.

Ancak devlet “Bu araçtan en az 100 bin TL ÖTV alınacak” derse...

Artık 90 bin TL değil,

100 bin TL tahsil edilecek.

Yani hesaplanan vergi değil, belirlenen taban vergi uygulanacak.

Vergi tekniği açısından buna "asgari maktu ÖTV" deniliyor.

Burada asıl tartışılması gereken nokta ise başka.

Bugün zaten otomobillerde uygulanan ÖTV oranlarına baktığımızda;

Yüzde 100'ün altında neredeyse hiçbir oran kalmadı.

Dolayısıyla akla şu soru geliyor:

Bu taban vergi uygulaması gerçekten hangi sorunu çözecek?

- Vergi kaybını mı önleyecek?

- Matrah oyunlarını mı bitirecek?

- Yoksa gelecekte yeni vergi artışlarının altyapısını mı oluşturacak?

Bir başka dikkat çekici nokta ise şu;

Vergi sistemi artık öngörülebilir olmaktan uzaklaşıyor.

Eskiden vatandaş motor hacmine bakardı.

Sonra matraha bakmaya başladı.

Bugün elektrik motorunun gücü hesaplanıyor.

Batarya kapasitesi hesaplanıyor.

Çekiş sistemi konuşuluyor.

Şimdi bir de asgari maktu ÖTV geldi.

Yakında otomobil satın alırken vergi hesaplamak için mali müşavir desteği gerekecek desek, abartmış olmayız.

Benim asıl merak ettiğim ise şu:

Her yeni düzenleme "sistemi iyileştirmek" amacıyla yapılıyor.

Ancak sistem gerçekten iyileşiyor mu?

Yoksa her düzenlemeyle biraz daha karmaşık hale mi geliyor?

Bugün vatandaşın aklındaki soru artık ÖTV oranının kaç olduğu değil.

Hangi kritere göre belirlendiği.

- Motor hacmi mi?

- Matrah mı?

- Elektrik motoru mu?

- Çekiş sistemi mi?

- Yoksa asgari maktu tutar mı?

Vergi sisteminin temel ilkelerinden biri öngörülebilirlik ve sadeliktir.

Otomobilde ise maalesef bunun tam tersine doğru ilerliyoruz.

Ve asıl soru hâlâ masada duruyor:

Vatandaş ve otomotiv sektörü ÖTV'nin kademeli olarak azaltılmasını beklerken, vergi sistemini daha da karmaşık hale getiren bu yeni düzenlemeler gerçekten kime ne kazandıracak?