Sevgili okurlar, geçenlerde epeydir görüşmediğim bir tanıdığı işyerinde ziyaret ettim.
Efendim kendisiyle eski günleri yad ederken, konu ikimizin de ortak rahatsızlığı olan şeker hastalığına geldi. Bu arada o şu anda bu hastalığın etkilerinin zirvesini yaşıyor.
Anlattığına göre, kendisinin şekerini artık makine ölçmüyormuş. Tabi bu durum da başına sağlığıyla alakalı sürekli dert açıyormuş.
Mesela geçtiğimiz günlerde ayaklarında pıhtı atması yaşanmış. Doktorunun verdiği bilgiye göre, ciğerlerinde de pıhtı atma riski oluşmuş. Ucuz kurtulmuş yani...
Bildiğim kadarıyla, Kasım Abi çok aşırı yemek tüketen biri değil... Yalnız kendisinin bir kusuru var. O da: Zamanında akıllara ziyan bir ölçüde kola içmiş olmasıdır.
Evet akıllara ziyan diyorum... Çünkü kendisi bir dönem günde tamı tamına 15 litre kola içmiş. Maalesef yanlış okumadınız... Günde tamı tamına 15 litre kola içmiş dedim.
Okuduğunuza sizde inanamadınız değil mi? İlk duyduğumda sizin gibi bende inanamadım... Ve iki üç defa "Abi 15 litre mi diyorsun?" diye sordum.
Peki Kasım Abi günde 15 litre kola içmişte ne olmuş? Ne olacak... Şimdi avuç avuç ilaçla kolanın vücudunda bıraktığı hasarla baş etmeye çalışıyor.
Ha yeri gelmişken, anlattıklarından bir hususu daha buraya taşıyayım... O şu anda sağlıklı insanlar gibi diş doktoruna gidip tedavi olamıyormuş.
Bunun nedeni: Şeker hastalığından dolayı kullandığı kan sulandırıcılarıymış. Hekimler tedavi sırasında, kanamayı durduramayız diye endişe ediyorlarmış.
Kasım Abinin en basiti diş doktoruna bile rahat bir şekilde gidemediğini gördünüz mü? Zamanında günlük 15 litre kola tüketirken, böyle bir durumla karşılaşacağı hiç aklına gelmiş midir? Bilemedim doğrusu...
Yukarıda yazdıklarımın, özellikle gençler tarafından dikkate alınması için bu satırları kaleme aldım... Unutulmasın ki... Kola denen bu içeceğin faydası yok; ama zararı çok...