Geçen hafta Türkiye açısından, oldukça tanıdık bir haber, ajanslardan geçti. Pakistan Başbakanı Navaz Şerif, yolsuzluk iddiasıyla Anayasa Mahkemesince görevden uzaklaştırılmıştı. Tıpkı Türkiye'de 17/25 Aralık'ta Cumhurbaşkanımıza tertiplenmek istenen, içi boş oluşturulmuş suçlamalarla Navaz Şerif, Panama Belgelerine atıf yapılarak görevinden alındı. Tabi ülkemizdeki medyada meseleye duyarsız kalmadı. Pakistan, Hukuk Darbesini Brezilya ve Türkiye ile ilişkilendirdi. Haklı olarak. Ancak Pakistan darbesinin tertip eden aktörler, Türkiye ve Brezilya'daki aktörden farklı.Bu yüzden aradaki farklara dikkat etmek gerekli.
Brezilya ve Türkiye'deki hukuk darbesinin aktörleri, Brezilya'da Evanjelikler ve bir kısım Masonlar. Türkiye'de ise FETÖ. Pakistan'da ise Tahir-ül Kadri isimli cemaat/yapıdır. (Bu grupları incelemek aslında en çok odaklanılması gereken husus).
Brezilya'da solcu olmak, Türkiye'de İslamcı olmak, ABD'de zenci olmaktan farklı bir şey değildir. Bu yüzden sosyo-ekonomik olarak 'Çevre' dediğimiz gruba ait siyasi partilerin başarıları, Batı tarafından kabul edil(e)medi. Ancak Pakistan'ın iki büyük partisi olan Pakistan Halk Partisi (PPP-Mevcut Cumhurbaşkanın Partisi) ve Pakistan Müslüman Ligi (PMLN-Navaz Şerif'in Partisi) aralarından çekişme yaşıyor gibi görünse de aslında, her iki partide bir statüko partisidir. Tıpkı Endonezya siyaseti gibi iktidar ve muhalefet statükocu asker ve elitlerin tahakkümündedir. Birbirlerinin açıklarını da kaparlar.Bunlarda ABD ve İngilizler arasında ekonomi temelinde rekabet ederler.
Brezilya ve Türkiye hukuk darbelerini teşebbüs edenlerin ortak özelliği ABD, dolayısıyla da CIA'nın talimatlarıyla yapılmasıdır. Bunun içine Venezuela'da son yaşananları da ekleyebiliriz. Ancak Pakistan darbesi, Kraliçe'ye tabii olduğu herkesçe bilinen Tahir-ül Kadri eliyle yapılmıştır. Her ne kadar, Navaz Şerif ve çocuklarının offshore şirketler üzerinden Londra'da birçok lüks daire satın alması, yüzünden suçlansa da.Navaz Şerif, İngiltere'ye değil, bilakis ABD'ye yakın bir politika izliyordu.
Pakistan hukuk darbesi bir Kraliçe darbesidir. Katar'da ABD, Katar'ı değil; aslında Kraliçe'ye ambargo, hatta Ortadoğu'dan kovalamaya çalıştı. Pakistan'da ise uzun yıllar Kanada'da beslediğiTahir-ül Kadri liderine/cemaatine İngilizler, hukuk darbesi yaptırdı.
ABD, bu darbeden açıktan engel ol(a)madı. Çünkü Muhalif İmran Khan'ı ve Navaz Şerif ailesiyle yakın ilişkisi sürüyordu.Yani her halükarda iktidardı. Zaten İktidardaki Pakistan Müslüman Ligi (PMLN) Şerif'in halefi olarak kardeşini seçti bile…
ABD tarafından, Şerif ile ilgili en büyük eleştiri Pakistan Silahlı Kuvvetlerinin aşırı bir şekilde İslamcıların etkisinin artması vardı. Zira son zamanlarda Pakistan ordusu, Hindistan sınırında DEAŞ ve benzeri gruplara operasyon düzenliyordu.
Navaz Şerif'in görünürdeki karşıtı, yine ABD destekli seküler siyaseti ile tanınan İmran Khan gelmektedir. İmran Khan, en son seçimlerde oldukça yüksek bir oy alarak dikkatleri çekti. İmran Khan, Çin'in 46 Milyar $ bütçeyle projelendirdiği İpek yolu projesine karşı çıkıyor. İlginçtir, yine ABD'nin yakın dostu olan Navaz Şerif ise Çin'in İpek yolu projesini destekliyordu. Unutmadan geçmeyelim Navaz Şerif'in ailesi, Pakistan en zengin 3. ailesidir. Aile, demir-çelik üretimi yapmaktadır. En yağlı müşterisi de Çin'dir.
Toparlayacak olursak, Pakistan'da bir İngiliz-Amerikan ekonomi gerilimi söz konusu. Hatt-ı zatında Başbakan ile birlikte Maliye Bakanı ve Merkez Bankası Başkanı'da görevden alındı. İktidarın kimin siyasi görüşünde olduğunun bir önemi yok. Çin ile ilişkiler ve NavazŞerif'den sonra Pakistan Ordusunun nasıl şekilleneceği asıl önemli olan gelişmedir.