Paralel devlet olur da, paralel devletin iç ve dış politikası olmaz mı? Hem de öyle bir olur ki, zaten asıl mesele, dış politikasını görebilmekte, yoksa paralel yapının tabanı olarak gösterilen Gülen/Hizmet dediğimiz mütedeyyin insanları, kimse zan altında tutmuyor. Ancak piramidin en altında bulunan dostlarımız / kardeşlerimiz bu oluşumun KİMİN DEĞİRMENİNE SU TAŞIDIKLARINI artık iyi bilmeli …
Zaman Gazetesi genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı'nın göz altına alınmasıyla orta şiddette devam eden Hükümet-Paralel Yapı gerilimi, doruk noktasına ulaştı. Suçsuzluğuna aksi yönde bir delil olmadan sahiplenilmesi marazi olduğu gibi suçluluğu kesinleşinceye kadar hüküm verilmesi de doğru değil. Lakin, Ekrem Dumanlı hüküm giyer veya giymez onu bilemem ama toplumun büyük kesiminde gönüllerde tutukludur/suçludur. (Tıpkı Ertuğrul Özkök gibi) Paralel yapıya hizmet eden İstanbul medyası ve şürekasını, bu ülkeye verdikleri zarardan ötürü tarih affetmeyecektir.
Paralel Yapının Dış Politikası
Paralel yapının dış politikasında üç hedef var. Türkiye, İslam ve Para Transferi. Bu üç hedefe ulaşmak/tahrip etmek için ülkesine bağlı ve dindar insanları kullanması kendi içinde çelişkili, anlamlandırılması zor görülebilir. Ancak, dünyada birçok ülkede yayın yapan Yahudi sermayeli merkez medya, Türkiye aleyhli yayın tavan yapmış durumda. Daha kötüsü bu yayınlar, Yasin Aktay'ın "Paralel yapının okulları ihanet üssü gibi çalışıyor'' sözlerinde olduğu gibi, bu yapıya mensup insanlar tarafından servis edilmesi olayın vahametini gösteriyor. Dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, 'Türk okullarının yurtdışında desteklenmesini' öngören genelgesiyle devlet politikasına dönüştürmüştü. Türk okulları/dernekleri siyaseten Erdoğan'ı eleştirebilir, aleyhine propaganda da yapabilir ama ülkeyi hedef alan yayınların yapılmasının kabul edilebilinir yanı yok. Türkiye'nin istikbaline kastetmek sıradan bir şey olmasa gerek. Bu, olsa olsa Türk okullarını ve geleceklerini, memleketin menfaatinden üstün tutmaktır. ABD, İngiltere ve İsrail'in politikalarına hizmet etmekten başka bir şey değildir.
Paralel yapı, (adını nasıl kullanırsak kullanalım)Cemaat/Hizmet/Gülen/ Camia hareketine mensup dindar, ülkesini seven, ümmet ve millet için "hizmet'' eden insanlar üzerinden,Türkiye devletini ve İslam'ı hedef alan, finans ve küresel medya ayağı güçlü olan bu yapının, "bilmeden'' oyuncağı olduğu gibi bazıları da "bilerek'' hizmetlerine alet ettirdiler … Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeleri yaklaşık iki yıldır hedef alan, (Brezilya, Arjantin, Mısır, Honkong (Çin), Ukrayna, Endonezya, Meksika, Tayland, yakında Hindistan, Nijerya, G.Kore, Venezuela) benzer şekilde, demokratik yöntemlerle seçilen iktidarlar sindirilmeye çalışıldı. Bunlardan Mısır, Tayland, Ukrayna askeri yöntemlerle, Kore sosyal olay/medya marifetiyle düştü. Türkiye, Brezilya, Arjantin, Endonezya, Hongkong, Venezuela ise günler süren iç karışıklıkla uğraşsa da ayakta kalmaya devam ettiler. Nijerya'da Ebola ve Boko-Haram'la hizaya çekilmek isteniyor. Meksika, Nijerya ve Hindistan'ı gelecek günlerde yazmaya devam edeceğim…
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dediği gibi, paralel yapı,"Bir üst aklın taşeronluğunu yapıyor" derken, meselenin küresel boyutunu dikkat çekiyor. Paralel yapının Türkiye ihalesine alan oluşum bıkmadan, üşenmeden Türkiye karşıtı çalışmalarına devam edecek. Ne zamana kadar? Batıyla uyumlu çalışacak bir iktidar gelene kadar. Ekonomik kazanımları paylaşmayı ve sekülerleşmeyi topluma dayatan politikaları uygulayacak paralel yöneticiler gelene kadar hücum…
Türkiyeli ve Müslüman gibi Değiller
İslam aleminde faaliyet gösteren tüm Cemaat/Grup/Tarikat ABD, İsrail ve İsrail'le organik ilişkileri bulunan finans ve medya kuruluşlarıyla hiç bu kadar iç-dışlı olmamıştı. Önceleri bu ilişki pragmatik düşünülerek normal karşılansa da sonuç itibariyle Türkiye'yi ilgilendiren meselelerde, benzer karşıt refleksler gösterildi. ( Bu ilişki ağı Cemaat/Hizmet/Gülen/Camia'ya mensup insanların, rahatsız olduğu bir mesele olsa da, tabanda yaşanan bu homurdanma kimsenin umurunda olmadı) Paralel yapı bununla yetinmediği gibi Türkiye'deki diğer cemaat/tarikatların yurtdışı çalışmalarına da engel oldu. İslam'la ilgili dezenformasyon yapmak için malzeme çok olsa da, paralel yapının işi farklıydı. Birçok ülkede faaliyet gösteren diğer Türk cemaat/vakıf/tarikat/grupların çalışmalarını engelleyerek şaşkınlık yarattı. Çevrenizde farklı cemaatlere mensup birine 'yurtdışındaki en büyük probleminiz nedir?' diye sorarsanız. Alacağınız cevap, 'paralel' olacak.
Tabii, bu yazıyı Türkiye'de bu yapıya mensup olan dostlar kızacak, kabul etmeyecekler. Elbette kabul etmeyeceksiniz… Ancak, başlığın muhatabı içinizdeki paralellere…
Akademik ve özel işlerim için yurtdışına sık çıkan biri olarak Türk okullarında çalışanları birkaç ülkede (Afrika ve Orta Asya'da) tanıma fırsatı buldum. Yukarıda tanımladığım gibi Türkiye'nin en iyi üniversitelerindeyetişmiş,düşük maaşlar karşılığındaümmet ve millet için "hizmet'' eden insanlar. Ancak Paralel yapı, bu iyi niyetli, masum insanlar üzerinden yolsuzluk ve Anti-Erdoğan karşıtlığı temelinde Türkiye ile ilgili olumsuz yayınlarında kullanıyor. Öyle ki Afrika'da bile sıkça dile getirilir hale gelmiş.
Paralel yapı dış politikasının en önemli sac ayağı, medya ve resmi görevlilerle ilişkiler gelmektedir. Zira resmi söylem üzerinden ülke/kurum görüşü medya vasıtasıyla servis edilerek ülkenin görüşü gibi sunulmakta. Bu çalışma Avrupa Birliği'nde oldukça iyi işlemektedir. 14 Aralık göz altılarına ilk tepki, AB'den gelmesinin arkasında bu çalışma yöntemi yatmaktadır. Bu çalışma biçimi Hakan Fidan operasyonuna kadar Türkiye lehine işlediğini de kabul etmek gerekir. Ancak Hükümet ve Gülen hareketinin yolları ayrıldıktan sonra, bu silah Erdoğan üzerinden Türkiye'ye döndü.
Paralel yapının dış politika ayağındaki görevlerinde biride ekonomi. Türk işadamları üzerinden ve Türkiye devlet destekleriyle Kredi FON'larında yakın ilişki ağı bulunmakta. Özellikle İsrail, İngiltere ve ABD fonları üzerinden yapılan para transferleri bir muamma
Tekrar ediyorum bu yöntemler ve ilişki biçimi Gülen Hareketi'nin içindeki insanların yapabileceği uygulayacağı yöntemler değil. Zekayla ilgili değil anlatma çalıştığım şey. Aynı anda benzer yöntemlerle, ekonomi temelli sıçrama yaşayan ülkelerde geleneksel değerler kullanılarak (grup,vakıf,oluşum,cemaat) bağımsız refleks göstermek isteyen ülkeler iç gerilimler yaşıyor.Gülen Cemaatine/Hareketi mensuplarının finans, eğitim, güvenlik ve yargı alanlarında uluslararası operasyon yapması gerek vicdanen, gerekse zihnen mümkün değil.
Bu oluşum içindeki dostlarım, kardeşlerim, arkadaşlarım grup aidiyetleri üzerinden değil, milli ve dini hissiyatlar ve en önemlisi rasyonel düşünerek meseleyi çözerler diye ümit ediyorum. 'Zamanı' bırakmak lazım diye düşüyor, musalla taşında yatan cenazeden, ümit bekleyen biri gibi, uyanırlar diye bekliyorum. Dua ediyorum.
Paralel yapıyla ilgili yazılarıma devam edeceğim.