Bir başka önemli mesele daha var.
FETÖ'nün askerî yapılanmasını konuştuk.
Emniyet yapılanmasını konuştuk.
Yargı yapılanmasını konuştuk.
Bürokrasi yapılanmasını konuştuk.
Peki ya siyaset?
Yarım asır boyunca kök salan, devletin en kritik kurumlarına kadar sızabilen, iş dünyasında ve medyada büyük bir güç kazanan bir yapılanmanın siyaset dünyasıyla hiçbir ilişki kurmamış olması mümkün müdür?
Elbette siyasetin her kesimini delilsiz suçlamak mümkün değil.
Ancak şu soruyu sormak zorundayız;
FETÖ'nün siyasetle kurduğu ilişki ağı yeteri kadar araştırılabildi mi?
Bu zamana kadar hangi siyasi çevrelerle irtibata geçti?
Kimleri destekledi?
Kimlerle çıkar ilişkisi kurdu?
Karar mekanizmalarında yer aldı mı?
Bu soruların cevabı herhangi bir siyasi partiyi suçlamak için değil, Türkiye'nin geleceğini korumak için bulunmalıdır.
Çünkü FETÖ meselesi bir iktidar-muhalefet meselesi değildir.
Bu, bir devlet güvenliği meselesidir.
15 Temmuz geldi ve FETÖ bitti mi?
Hayır!
Öyle kolay değil.
Türkiye'de örgütün devlet içerisindeki yapılanmasına büyük darbeler vurulduğu bir gerçek.
Ancak bugün dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan binlerce örgüt mensubu var.
Eğitim faaliyetleri var?
Ticari faaliyetleri var?
Sivil toplum yapılanmaları var?
Yeni hala insan kaynağı oluşturabiliyorlar?
Uluslararası siyasi çevrelerle ilişkilerini sürdürüyorlar?
Gençlerimize kolaylıkla ulaşabiliyorlar?
Bunları bertaraf etmeden "FETÖ bitti" diyemeyiz.
Bir terör örgütünün sadece silahlı gücünü ortadan kaldırmak yetmez.
İnsan kaynağını kurutmak zorundasınız.
Finans kaynaklarını kesmeniz gerekir.
Propaganda gücünü etkisizleştirmeliyiz.
Uluslararası hareket alanını daraltmalıyız.
Ve en önemlisi;
Örgütün yeniden insan yetiştirme kabiliyetini ortadan kaldırmamız gerekir.
Para kaynağını kesmeden örgütü bitirilemez?
FETÖ'nün üzerinde daha fazla durulması gereken konuların başında ekonomik yapılanması gelir.
Maydonoz Döner soruşturmasını hatırlayalım, nasıl bir anda finansal bir ağa dönüştü?
Bu bize bir gerçeği gözler önüne sermektedir.
Bir örgüt, tabelasını değiştirerek ekonomik faaliyetlerini sürdürüyorsa,
Şirketlere ortak olabiliyorsa,
Başkaları üzerinden yatırım yapabiliyorsa,
Bizlerde mücadele yöntemimizi de buna göre geliştirmek zorundayız.
Fakat bunun yolu bütün iş insanlarını şüpheli göstermek değildir.
Yolu hukuktur.
MASAK vardır.
Vergi sistemi vardır.
Ticaret sicilleri vardır.
Bankacılık sistemi vardır.
Bağımsız yargı vardır.
Somut şüphe ve hukuki denetim içerisinde para hareketleri ve gerçek faydalanıcı ilişkileri incelenerek örgütlerin ekonomik damarları ortaya çıkarılabilir.
Çünkü terörle mücadelenin değişmeyen kurallarından biri şudur:
İnsan kaynağını ve finans kaynağını kurutamadığınız bir örgütü tamamen bitiremezsiniz.