Petrol: Sahibini Köle Eden Zenginlik

Ortadoğu coğrafyasında yapılan savaşları, sadece teopolitik nedenlere bağlamak, hatalı bir bakış açısıdır. Bölgeyi kan gölüne çeviren bu ahlaksız savaşların birçok nedeni vardır. Emperyalist güçlerin, dünyadaki enerji kaynaklarını, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini ele geçirme isteği, Çin-Rusya-ABD-AB arasında yaşanan askeri, ekonomik ve stratejik rekabetin giderek kızışması gibi sebepler, kadim toprakların kaderini kan ve gözyaşına boğmuştur.

Ortadoğu’yu doğru bir şekilde analiz edebilmek için olaylara, tarihsel zemini göz ardı etmeden, geniş ve bütüncül bir açıdan bakmak gerekmektedir. Bu bağlamda İran’a yapılan son saldırılar, her ne kadar daha çok dini ve siyasi açıdan değerlendirilse de bu savaşın ekonomik, stratejik ve enerji boyutu da gözden kaçırılmamalıdır.

-Petrol ve Doğalgaz Zengini İran…

İran, tıpkı Venezuela gibi petrol ve doğalgaz zengini olmasına rağmen, ambargolar nedeniyle ekonomik açıdan zor günler geçiren ve her daim emperyal güçlerin hedefinde olan, “Kaynak Lanetine (Resource Curse)” uğrayan ülkeler arasında yer almaktadır.

İran İslam Cumhuriyeti, dünya petrol rezerv sıralamasında 3. sırada yer alan, yıllık 155 milyar varil petrol rezervine sahip, nüfusu 90 milyonu aşan büyük bir ülkedir. Doğalgaz rezervlerinde dünyada 2. sırada bulunan İran, ayrıca bakır, demir, çinko, krom, altın ve uranyum açısından da zengin kaynaklara sahiptir.

İran, çıkardığı petrolün %90’lık kısmını Çin’e satmaktadır. Geri kalan %10’luk bölümünü ise Suriye’ye ihraç ediyor. Yine aynı şekilde doğalgazın da %90’ını Çin’e ihraç eden İran, küresel enerji rekabeti açısından kritik bir ülke durumundadır.

ABD’nin en büyük rakibi Çin’in, İran ile yakınlaşması ve her iki ülke arasında yapılan enerji alışverişi Beyaz Saray’ı rahatsız ediyor. D. Trump, nasıl ki Venezuela petrolünü kendi ülkesine yönlendirdiyse, İran petrolünün de ABD tarafından sömürülmesini istiyor. Birleşik Devletler, sadece İran ile değil perde arkasında Çin Halk Cumhuriyeti ile de büyük bir ekonomik, stratejik ve enerji savaşı veriyor.

-İran’ın Değerli Madenleri...

İran, sanayi, enerji ve teknoloji alanında kullanılan uranyum, lityum, çelik, bakır, nikel, kobalt, altın ve demir gibi önemli madenlere sahiptir. Nükleer fisyon sırasında yakıt olarak kullanılan uranyum, nükleer teknoloji için kritik bir maden olup, İran’da bolca bulunmaktadır. Yine teknolojik ürünlerde adını sıklıkla duyduğumuz lityum da İran’ın zenginlikleri arasında yer almaktadır. İran’ın Hamadan eyaletinde 8,5 milyon ton kapasiteli büyük bir lityum yatağı bulunmuştur. Farslılar, çelik üretiminde de dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer almaktadır.

-Hürmüz Boğazı…

Dünya deniz ticaretinin en önemli geçiş güzergâhlarından olan, Umman ve Basra Körfezlerini birbirine bağlayan Hürmüz Boğazı’nın bir bölümü İran sınırları içerisinde yer almaktadır. Hürmüz Boğazı, küresel enerji taşımacılığının en önemli ve en stratejik güzergahı olarak kabul edilmektedir.

Petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz taşıyan gemiler, bu boğazdan geçerek diğer ülkelere ulaşıyor. Dünya petrol sevkiyatının beşte birlik bölümü, Hürmüz üzerinden yapılıyor. Emperyalistler için bu boğaz, İran ve Umman gibi sıradan(!) iki ülkenin kontrolüne bırakılamayacak kadar büyük bir değer arz ediyor.

Sonuç olarak İran; zengin maden yatakları, enerji rezervleri ve stratejik konumu ile sömürgecilerin iştihanı kabartmaktadır.