Türk sinemasına emek verenler, birbirinden değerli filmlere imza atıyorlar. Yönetmen Nazif Tunç’un “Karınca”sında, kanlı terör örgütü PKK’nın içyüzü ve Sol’un bugünkü hâli anlatılıyor.
Millet
olarak sinemayı severiz. Beğendiğimiz filmleri yediden yetmişe seyrederiz. O
kadar ki milyonlarca talebe yetiştiren İslam âlimi Bediüzzaman bile eserlerinde,
“ibret için sinemaya gittiğini” anlatıyor. Ben de sinemayı çok sevdim.
Çocukluğumda başlayan bu tutkum hâlâ devam ediyor. Mümkünse filmleri sinema
salonlarında seyretmek gerek. Çünkü orada dikkatinizi dağıtan unsurlar yok ve
siz filmle baş başa kalıyorsunuz. Gazetecilik mesleğimde en çok keyif aldığım
röportajlardan bazılarını sinema emektarlarıyla yaptım. Bunlar arasında Osman
Seden, Halit Refiğ, Yılmaz Duru, Yücel Çakmaklı ve Mesut Uçakan da bulunuyor. Bunlar
beyazperdenin önemli yönetmenlerdi. Oyuncu olarak da Fikret Hakan ve Münir
Özkul gibi büyük sanatkârlarla konuştum.
Ana akım
sinemamız başlangıçtan itibaren farklı anlayışta filmlerin yapıldığı gümrah bir
alan oldu. Köy Sineması, Şehir Sineması, Sosyete Sineması, Ulusal Sinema,
Devrimci Sinema ve Millî Sinema bu akımlardan bir kaçı. Yerli ve millî çizgide
zaman zaman filmler yapılmışsa da bu işi bir doktrin olarak Yücel Çakmaklı ve
arkadaşları gerçekleştirmiştir. Çakmaklı ile birlikte Mesut Uçakan ve İsmail
Güneş’i hatırlıyoruz. Elbette başka yönetmen, senarist ve oyuncular da var bu titizlikte
sinema yapan ama burada özetle geçiyoruz. Bu çizginin günümüz temsilcilerinden,
yönetmen Nazif Tunç’tan bahsedeceğim.
SİNEMAYA ADANMIŞ ÖMÜR
Ömrünü yeni ve etkili bir sinema dilini oluşturmaya adayan Nazif Tunç,
1964 yılında Tekirdağ, Malkara’da doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim
Fakültesini bitirdi. Tez konusu, “Milli Mücadele Romanının Sinemaya
Uyarlanması”ydı. Bir süre gazetelerde sinema eleştirmenliği yaptı. TRT’de
çalıştı. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Sinema- Televizyon Bölümü’nde ‘Film
Yapım-Yönetim’ dersleri verdi. 2012- Malatya Film Festivali Danışma Kurulu
üyeliği yaptı. 2014- 2016 Kültür Bakanlığı Sinema Destekleme Kurulunda görev
aldı. Film Yapımcıları Meslek Birliği’nde (Fiyab)
Yönetim Kurulu üyesi ve başkan yardımcısıdır. ‘Halk içinde Hakk ile birlikte’
ilkesiyle Halk Film’i kurdu. Türk milletinin tarihî gelişimine, millî kültürüne,
inanç, irfan geleneğine ve medeniyet tasavvuruna dayanan konularda güncel ve
tarihî senaryoları sinemaya aktarıyor. 1991 yılından bu yana film ve dizi
yönetmeni.
YÖNETMEN
VE YAPIMCI FİLMOTOGRAFİSİ
Üretken bir yönetmen olan Nazif Tunç’un emek verdiği ve yönettiği filmler tarih sırasına göre şöyle: Kurdoğlu (1992), Kimsesizler (1994), Güvercin (1999), Oyun (2001), Zor Hedef (2001) Yaralı–Birindar (2002), İncir Ağacı (2004), Hacı (2004), Aşkımızda Ölüm Var (2004), Mihrali (2004), Asla Unutma (2005), Öteki Oğul (2005), Yemin (2005), Susuzluk (2006), Ana Sütü (2006), Veysel Karani (2007), En Güzel Rüya (2007), Sonsuz Merhamet (Yönetmen: Nazif Tunç 2008), Rabia (Yönetmen: Nazif Tunç 2008), Bilal-i Habeşi (2008), Rüya Peşinde (2011), Esma (2011), Ebuzer El Gıfari-Yalnız Kahraman (2011), Hicret (2012), Peygamberin Kılıçları (2012), Hz. Ömer’in Doğuşu (2012), Alın Teri (2012), İnce Yürek (2012), Helal Süt (2013), Neylerse Güzel Eyler (2013), Cimri ile Cömert (2013), Zengin ve Yoksul (2014), Kardeşlik Adası (2015), Amentü (2015), 30 Kuş (2016), Karınca (2019).
KARINCA
İLE ÇIKIŞ YAPTI
Yazarlar
için kitapları ne ise yönetmenler için de filmleri öyledir. Ayırım yapamazlar,
birini öne çıkaramazlar. Hepsi de evlatları gibidir. Ama ister istemez bazı
kitaplar ve filmler öne çıkabiliyor. Bunu okuyucular ve seyirciler belirliyor;
yazarlar ve yönetmenler de buna mecburen uyuyor. Şüphesiz Nazif Tunç’un da
yönettiği bütün filmler değerlidir, her birinin ayrı bir kıymeti vardır. Ama
naçizane kanaatime göre Nazif Tunç, bilhassa yeni filmi “Karınca” ile önemli
bir çıkışı yakaladı. İlk olarak ESKADER’in “Sinema” ödülünü alan Tunç, daha
sonra filmin özel gösterimlerinde de büyük takdir topladı, alkışlandı. Nazif
Tunç seçkin bir yönetmendir. Sinema dilini iyi bilir. Sinemanın yanı sıra
edebiyatla da arası iyidir. Belli başlı Türk yazarlarını tanır, okur, sever.
Kemal Tahir’den Mustafa Kutlu’ya kadar neredeyse bütün edebiyat ustalarıyla bir
şekilde yolu kesişmiştir. Okuyan, araştıran ve mensup olduğu milletin kültürünü
hazmedebilmiş, medeniyetini idrak edebilmiş önemli bir aydındır Tunç. Bu
yönüyle Metin Erksan’a benzetirim. “Karınca” bir bakıma Nazif Tunç’un büyük
birikiminin tatlı meyvesi ve verimli ürünü oldu. Sakin ve sessiz bir anlatım
var filmde. PKK terör örgütünün gençlerin zihnini nasıl işgal ettiğini ustalıklı
bir dille anlatıyor. Bugün “Diyarbakır Anneleri”nin eylem olarak
gerçekleştirdiğini diyebilirim ki yönetmenimiz bu filmde başarıyor. Kanlı
tuzağa yakalanmış evlatları kurtarabilmenin endişesi ve heyecanı içindedir. Ben
bu bilge bakışta Müslüman Türk aydınına yakışan bir ‘şefkat hissi’ni gördüm.
Kandırılan gençleri kurtarabilmenin sinemada mücadelesini veriyor Tunç. Temmuz
ayı boyunca başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin birçok şehrinde gösterime
giren film, seyirciden büyük beğeni aldı. Karınca, salgına rağmen seyirciye
ulaşıyor.
BÂBIÂLİ ENDERUN
SOHBETLERİ’NDE ANLATTI
Nazif Tunç’u 27 Şubat
2020 tarihinde Yeni Dünya Vakfı’nda düzenlediğimiz “Bâbıâli Enderun
Sohbetleri”ne davet etmiştik. Orada “İrfan Sineması ve Karınca”yı anlatmıştı.
Sinema dilini anlatırken geliştirdiği “İrfan Sineması” kavramı üzerinde
etraflıca durmuş ve “Karınca”yı da bu anlayış çerçevesinde çektiğini
belirtmişti. Eleştirmen İhsan Kabil’in yönettiği toplantı, dinleyicilerin büyük
ilgisiyle karşılaşmış, yönetmene bazı sorular yöneltilmişti.
OLAĞANÜSTÜ
MESAJLAR
Film, ‘canlı
bomba’ olarak yetiştirilen küçük kız Fidan’ın büyük bir şehirde kendisini
patlatacağını öğrenen ve onu kurtarmak için büyük badireler atlatan, maceralara
giren, hatta ölüm riskine giren Şemsi’nin hikâyesidir. Uzun yol şoförü Şemsi,
yolda önüne çıkan Fidan’ı İstanbul’a getirir ama kızın canlı bomba
eylemlerinde kullanılmak üzere terör örgütü tarafından yönlendirildiğini de öğrenir.
Fidan’ı İstanbul’a getirmekle sorumluluk hissi duymaya başlar ve durumdan
kendisine vazife çıkarır. Onu kurtaracaktır. Fidan’ı âdeta
kızı gibi sahiplenişi ve kanlı terör örgütünden cansiperane şekilde kurtarıp
ailesine teslim etmek için cesursa gösterdiği üstün çaba, duygu yüklü ve babacanca
bir tavırdır.
SOL’UN
YOL AYRIMI
Şemsi sıradan bir kamyon şoförü değildir. O, geçmişte sol örgütlerde bulunmuş, daha sonra doğru ve aydınlık yolu tercih etmiş bir irfan adamıdır. Şemsi’nin kızı kurtarmak için gittiği ‘eski dava arkadaşları’ yoldan sapmışlardır. Bunu görünce büyük bir hüsrana uğrar, hayal kırıklığı yaşar. Geçenlerde yazdığım ‘Son Komünist’ yazımı hatırlattı bana bu sahne. Hakikaten Türkiye’de sol bitmiş, tükenmiştir. Ve bugün ‘solcu’ sandığımız kişiler artık tamamen emperyalist ülkelerin güdümüne girmiştir. Nazif Tunç bu filmiyle PKK’nın ipliğini pazara çıkarırken ’bugünkü sol düşünceyi’ de adamakıllı silkeliyor. Eski militanların hâl-i pürmelâlini gözler önüne seriyor. Tükenmiş bir ideolojinin neredeyse son temsilcisi olan Şemsi neyse ki hakikate ermiş ve üzerinde yaşadığı toprakların manevi dünyasına sığınmıştır. Dedim ya filmde verilen mesajlar çok. Hepsini burada anlatırsam bu sefer “filmi görmüş gibi oldum” demenizden korkarım. Ben filmi iki defa seyrettim. İlk fırsatta üçüncü defa seyretmek isterim. Bütün sinemasever dostlarıma, okuyucularıma “Karınca”yı bir an önce hem de ailece seyretmelerini hararetle tavsiye ederim. Ders çıkarılacak, ibret alınacak çok önemli bir eser. Bazı sinemalarda gösterimi sürüyor. Talihli olanlar yetişip seyredecek ve söylediklerime hak vereceklerdir. Filmin oyuncu kadrosunda Oğuz Tunç, Şahin Çelik, Birgen Engin, Müge Çakır Korkut, Yaşar Karakulak, Murat Akdağ ve Turgay Atalay da bulunuyor. Görüntü yönetmeni Yerkinbek Ptyraliyev. Senaryosunu yönetmenle birlikte Halit Karaata’nın yazdığı filmin kurgusunu Necdet Tok yaptı. Müzik Taner Demirap’a ait. Yapımcı, Halk Film Ltd. adına Ömer Mirac Tunç. Ortak yapımcısı ise TRT.
HAC
YOLUNDAKİ KARINCA
Karınca
bizim kültürümüzde mübarek bir hayvandır. Aslında bütün hayvanların birer
yaratılış hikmeti vardır ya, o ayrı bir bahis. Ama Anadolu’da “Karınca Duası”na
çok önem verilir. Bilhassa yeni açılan dükkânlara asılır ki ‘bereket’e vesile
olsun. Karınca çalışkanlığıyla da maruftur. Çok üretken olanlara ‘karınca gibi
adam’ deriz. Karınca ayrıca kararlığı ve sebatıyla da bilinir. Yolundan sapmaz
ve şaşmaz. Malum hikâyedir. Karıncayı hızlı hızlı yürürken görenler sormuşlar: “Böyle
alelacele nereye gidiyorsun?” Karınca bir taraftan hızlı tempo ile yürüyüşüne
devam ederken bir yandan da cevap yetiştirmiş: “Hacca gidiyorum.” Soruyu
soranlar gülmüş buna: “Bu yürüyüşle mi varacaksın hacca?” O, hızını ve temposunu
azaltmadan karşılık vermiş: “Varamasam da en azından yolunda ölürüm.” Karıncanın
bir özelliği daha var, kendi yükünün en az beş on misli yükü uzaklara taşıyabiliyor.
Böylece çoluk çocuğunun nafakasını da temin ediyor. Üstelik çok şanslı. Kur’an-ı
Kerim’de adına ‘Neml Suresi’ indirilen talihli bir can dostumuz. Ben Nazif Tunç’u
biraz da ‘bilge karınca’ya benzetiyorum. Çalışkanlığıyla, verimkârlığıyla,
sabrıyla, sebatıyla, kanaatiyle, dostluğuyla, müsamahakârlığıyla, ümidiyle ve
kararlılığıyla o, sinemamızın ‘bilge karıncası’dır. Yolu hep açık, muini ziyade,
ömrü bereketli, filmleri bol, seyircileri çok olsun. Allah emeğini zayi
etmesin.
GÖSTERİME
GİREN YENİ FİLMLER
Bu arada sinema
salonlarında gösterime yeni giren filmler ve yönetmenleri şöyle: Şafak Vakti:
15 Temmuz’u Anlatan film - Volkan Karataş, Süveyda: Mesut Uçakan, Mavzer: Fatih
Özcan, Dilsiz: Murat Pay, Kapan: Seyid Çolak, Pota: Ahmet Toklu, Bir Tutam
Karanfil: Bekir Bülbül. Hep ‘yerli ve millî sanat’tan bahsederiz ya. İşte bu
anlayış içinde, uzun çabalar ve büyük emekler sonucunda ortaya konulmuş yerli
ve millî filmler bunlar. Bize de düşen, bu filmleri gidip görmek ve sinemamızın
gelişmesine seyirci olarak katkıda bulunmak. Böylece ‘kültürel iktidarsızlık’
şikâyetinde hiçbir vakit bulunmayız.