YAZARLAR

Tüm Yazıları Prof. Dr. Bilal Sambur

Göç: Tehdit mi? Nimet mi?

27.09.2019 00:01

İnsanlık, tarih boyunca hep hareket halinde olmuştur. İnsanlığın yeryüzündeki hareketliliği onun  bir yere hapsolmamasını sağlamıştır. İnsani hareketliliği ifade eden bir kavram olan, bir toplumun  bir ülke içinde veya ülkeler arasında hareketliliğini  ve yer değişimini ifade etmektedir. Göç  ihtiyacı,  daha iyi bir hayat şartlarına şeklinde gönüllü bir  motivasyondan kaynaklanabileceği gibi, savaş, şiddet, baskı ve doğal afetler gibi  zorunlu nedenlerdende kaynaklanabilir. İnsanlar, geçici olarak bir yere göç edebilecekleri gibi, orada kalıcı  olmak üzere de yerleşebilrler.

Baskı, şiddet ve savaş ortamlarında insanların hayatlarını devam ettirmeleri çok zorlaşabilir. Bu şartlar altında insan hayatının korunması  için kişilerin başka ülkelere sığınması, uluslararası hukukun bir gereğidir. Işinin, hayatını korumak için bir başka ülkeye  sığınması bir insan hakkıdır. İltica hakkı,  siyasal, sosyal, dini ve kültürel nedenlerden dolayı insanların kendi ülkelerini terk etmek zorunda olmaları sonucu farklı ülkelerde yerleşmelerine ve yaşamalarına imkan sağlamıştır. İltica hakkı, insanların canlarını, ailelerini, dinlerini, düşüncelerini korumalarını sağlayan önemli bir haktır.

Günümüzde  itica etmek zorunda kalan insanlar, gittikleri ülkelerle kendilerini sınırlamamaktadırlar. Ulaşım ve iletişim imkanlarının gelişmesi sayesinde göçmenler,  hem anayurtlarına gidebilmekte, orayla ilişkilerini sürdürebilmekte ve dünyanın diğer yerlerini de görmme imkanına kavuşmaktadırlar. Ulusal sınırların ötesinde uluslararası düzeyde bir hareketliliğin oluşması açısından göç olgusu,  farklı toplumlar arasında gidip gelen çok yönlü hayatların yaşanmasını sağlamaktadır.

İnsani hareketlilik ve göç, farklı kültürerin birbirine ulaşmasına, birbiriyle ilişkide ve etkileşimde bulunmasına imkan sağlamaktadır.Farklı sosyal ve kültürel gruplara mensup insanların birbirleriyle karşılaşmaları ve ilişki kurmaları, herkes üzerinde büyük değişikliklerin oluşmasına neden olmaktadır. Göç sonucu meydana gelen etkileşim ve karşılaşma sonucu, hiç kimse artık eskisi gibi değildir. Göç, insanları, kültürleri ve toplumların değişimini sağlayan güçlü ve canlı bir  faktördür. Göç faktörü, insan hayatını bireysel, ssyal ve kültürel düzeylerde değiştiren radikal bir factor olarak değerlendirmek  lazımdır.

İnsanların  oluşturduğu her şey, kültür kavramı içinde ifade edilmektedir. Farklı kültürlere mensup insanlar biraraya geldiklerinde akültürasyon denilen yeni bir durum ortaya çıkmaktadır. İnsanların  biraraya gelmeleri sonucu, toplumların karşılaştıkları yeni kültürden  bazı unsurları almaına veya  ona yeni unsurlar katmasına akültürasyon denilmektedir. Yeni bir kültürle karşılaşmak, heyecan verici olduğu gibi, şaşkınlık ve  karışıklığa da neden olabilir. Kişiler, yeni bir kültürle karşılaştıklarında kendi kültürlerini  koruma ve kaybetmeme şeklinde bir tutum takınabilecekleri  gibi,diğer kültüre intibak etme veya reddetme yoluna da gidebilirler. Kişiler, farklı kültürlerle karşılaştıklarında değişik yerlerde ve zamanlarda spontane bir şekilde farklı kültürel  pratikleri ve değerleri benimseyebilir ve tecrübe edebilirler.İnsani kültürler birbirlerini etkiledikçe ve  zenginleştirdikçe  insanlar arasında ulusal sınırların ötesinde işbirliği ve dayanışmanın geliştiği, refah ve zenginliğin ortaya çıktığını söyeyebiliriz.

Göç ve göçmen olgusunun yerel kültürün yapısını ve içeriğini değiştirdiği iddiası üzerinden göçmenlerin tehdit olduğuna dair söylemler küresel ve ulusal politikalara egemen olmaktadır. Göçmen karşıtı söylem, ırkçılığı ve yabancı düşmanlığını  beslemektedir. Göç ve göçmen olgularının kültürle sağlıklı, yapıcı ve dinamik ilişkisi kurulmadan göçmen karşıtı  söylemler, göçmenlere karşı düşman  olan bir iklim ve ortam yaratmaktadır.Göç ve göçmenliği öcü haline getiren ırkçı yaklaşımlar, ırkçılıklarını kültür kavramıyla örtmektedirler.Yerel ve küresel düzeyde yaşanan bütün sorunların kaynağının göç ve göçmenler olduğunu söyleyen ırkçı yaklaşımın  kendisi, insanlık için sorundur ve tehdittir.Kültürel yapıyı değiştirmesinden dolayı göçün tehdit ve sorun olduğunu  vehmeden yaklaşım, göçün bir ülke için olabilecek en yıkıcı felaket olduğunu ısrarla tekrar etmektedir. Göç ve göçmen olgularının bir ülkenin sosyal, siyasal, kültürel, sanatsal, teknolojik, medyatik ve ekonomik hayatına yaptığı katkıların inkar edilerek  ırkçı, yıkıcı ve  düşmanca bir yaklaşımla göçün öcüleştirilmesi, dünyamızı daha az güvenlikli, renkli ve insani bir yer haline getirmektedir.

 

 

 

 

Son Haberler

  • 1

    2 sokak karantinaya alındı

  • 2

    ABD'de bir günde 1200'e yakın ölü!

  • 3

    Araç sahiplerine kötü haber!

  • 4

    İsrail'de vaka sayısı 80 bini geçti!

  • 5

    Tüm bölge virüs testinden geçecek!

Vişne sapı çayının inanılmaz faydaları
Kantaron yağının faydaları nelerdir? Nasıl kullanılır?
Kanserin en önemli 3 belirtisi
Browni kurabiye nasıl yapılır?
Esmaül Hüsna'dan El Mukit zikrinin faziletleri
Bugün hava nasıl olacak?
Altın fiyatlarında son durum...(07.08.2020)
Dolar ne kadar? 07.08.2020
Konuşamayan çocuğa okunacak dua ve sureler
Sarımsak suyu nasıl tüketilir?
Melisa yağının faydaları nelerdir? Nasıl kullanılır?
Moringa çayının faydaları nelerdir?
Enbiya suresi, Enbiya suresinin okunuşu ve anlamı
Maide suresinin faziletleri ve faydaları
Maide suresinin nüzul sebebi
Maide suresinin okunuşu nasıldır?
Göz kanserinin belirtileri nelerdir?
Tarte tatin nasıl yapılır?
Minik tarçınlı kurabiye nasıl yapılır?
Esmaül Hüsna'dan El Hafız zikrinin faziletleri
Esmaül Hüsna'dan El Kebir zikrinin faziletleri
Bugün hava nasıl olacak?
Altın fiyatlarında son durum...(06.08.2020)
Dolar ne kadar? 06.08.2020