YAZARLAR

Tüm Yazıları Prof. Dr. Bilal Sambur

Küresel kriz alani: Doğu Akdeniz

12.07.2019 00:01

 

Doğu Akdeniz’de uluslararası düzeyde büyük bir kriz yaşanmaktadır. Doğu Akdeniz krizi, küresel ve bölgesel güçler tarafından uzun süredir hazırlanan yeni bir hegemonya mücadelesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Rusya, Çin, Amerika, Fransa, İtalya gibi devletler, bölge devletleri üzerinden Doğu Akdeniz’de kendilerine özgü bir hakimiyet ve nüfuz bölgesi oluşturmaya çalışmaktadırlar. Doğu Akdeniz, bundan sonra sürekli olarak yeni bir hegemonik kriz ve mücadele alanı olarak uluslararası ilişkilerde stratejik bir konu olarak yer alacaktır.

Doğu Akdeniz’de 2 milyar veya üzeri varil petrol ve 130 trilyon doğal gaz kaynağı olduğu ifade edilmektedir. Doğu Akdeniz’de varolan geniş enerji kaynakları, Kıbrıs sorununun, uluslararası hukukun ve enerji güvenliğinin birlikte ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Doğu Akdeniz krizi, bölgesel bir sorun değildir. Doğu Akdeniz sorunu, 2000’li yıllardan itibaren küresel bir sorun olarak dizayn edilmiştir.

Rusya ve Çin, Doğu Akdeniz’de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Suriye üzerinden Amerika ve Avrupa ülkelerinin faaliyet alanlarını daraltma ve onları kendi coğrafyalarına sıkıştırmaya çalışmaktadırlar. S-400, İdlib sorunu başta olmak üzere birçok konu Doğu Akdeniz kriziyle yakından ilişkilidir. Doğu Akdeniz’in Rusya ve Çin’in kontrolünde bir ticaret ve enerji bölgesi olmaması için Amerika ve Avrupa, büyük bir direniş ortaya koymaktadırlar.

Rusya ve Çin, Amerika’ya ve Batılı müttefiklerine dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi, Doğu Akdeniz’i de onlara dar etmeyi amaçlamaktadırlar. Rusya ve Çin, Doğu Akdeniz’deki Amerika varlığından çok rahatsızdırlar. Bu bağlamda Kıbrıs, ekonomik, askeri ve siyasi bir sorun olarak Doğu Akdeniz krizinin merkezine yerleşmiş durumdadır. Münhasır Ekonomik Bölgeler kavramı ve hidrokarbon-doğal gaz rezervleri üzerinden, Doğu Akdeniz’de sınır tartışmaları yapılmaktadır. Doğu Akdeniz’de yapılan sınır tartışmaları, aslında küresel güçlerin Kıbrıs üzerinden birbirlerine bölgeyi daraltma stratejisinin adıdır.

Doğu Akdeniz’de doğalgaz ve hidrokarbon rezervlerini araştırma girişimleriyle Kıbrıs’ta Kıbrıs Rum Yönetimi lehine ve Türkiye’nin Kıbrıs’taki garantörlük haklarını ortadan kaldıran, KKTC’nin varlığını tehlikeye sokan oldu bitti eseri hızlı çözümler dayatılmaktadır. Kıbrıs’ta Türkiye ve KKTC’yi dışlayan her türlü dayatma, karada ve denizde sıcak çatışma ve savaş anlamına gelmektedir. Fransa gibi ülkeye Kıbrıs’ta askeri alan açılması, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’i çözümün olmadığı sürekli kriz ve çatışma alanı getirmeyi amaçlayan stratejinin bir parçasıdır. Rum Yönetiminin, Kıbrıs’ı Fransa gibi devletlerin ordularına açması, Kıbrıs’ı patlamaya hazır bir barut fıçısı haline getirmektedir. Kıbrıs, mevcut haliyle tehlikeli silahlarla donatılmış yüzen bir savaş gemisi gibidir.

Alan daraltma stratejsine cevap olarak Türkiye’nin Kıbrıs’ta yeni deniz ve hava üsleri kuracağını, Doğu Akdeniz’de daha güçlü bir şekilde varolmak çin etkili askeri adımlar atacağını öngörebiliriz. Donanmasının büyük bölümünü Doğu Akdeniz’e konuşlandıran Türkiye, karada ve denizde hiçbir oldu bittiye izin vermeyeceğini, gerekirse sert askeri güç kullanacağını dünyaya göstermektedir. Türkiye, Doğu Akdeniz’de ve Kıbrıs’ta varolmak ve alanının daraltılmaması için çatışma ve savaş dahil her türlü riski göze almış durumdadır. Yavuz ve Fatih araştırma gemilerinin çalışmaları, Türkiye’nin kararlılığını gösteren faaliyetlerdir.

Doğu Akdeniz’de varolduğu öne sürülen gaz, hidrokarbon ve petrol rezervleri, uluslararası hegemonya mücadelesinde stratejik bir araca dönüşmüş bulunmaktadır. Enerji kaynakları etrafında Kıbrıs Rum Yönetimi, Yunanistan, İsrail, Mısır, İtalya, Lübnan gibi bölge ülkeleri arasında ikili ittifaklar ve çoklu bloklar oluşturulmaktadır. Kıbrıs Rum kesimi ve Yunanistan, AB’yi kullanarak Türkiye’yi yaptırımlarla tehdit etmektedirler. Rum kesimi ve Yunanistan üzerinden Türkiye’yi kıyılarına hapsetme ve Doğu Akdeniz’den dışlama stratejisine karşı Türkiye, güçlü bir şekilde askeri, siyasal ve diplomatik düzeylerde karşılık vermektedir.

Doğu Akdeniz, 21. yüz yılda sürekli olarak gündemde kalacak stratejik kriz ve çatışma alanıdır. Türkiye’yi dışlayarak Doğu Akdeniz’de bir güç ve hakimiyet merkezi oluşturmak imkansızdrır. Bölgesel ve küresel güçlerin Türkiye’yi etkisizleştirerek Doğu Akdeniz’de hakim olma çabaları, kriz ve çatışma ortamını beslemekten başka bir işe yaramamaktadır. Doğu Akdeniz’de krizi çözmenin yolu, Rusya, Amerika ve AB başta olmak üzere bütün aktörlerin Türkiye’yle işbirliği yapmasından geçmektedir.

 

 

 

 

Son Haberler

  • 1

    İran Rusya'dan 5 milyar dolar kredi alacak

  • 2

    Saldırı zihniyeti Türkiye için üzüntü verici

  • 3

    AK Partili vekiller, CHP'li Özkoç'u kınadı

  • 4

    Türk şirketi batan İngiliz devini satın aldı

  • 5

    İdlib'e hava saldırısı! Ölü ve yaralılar var

Günün Manşetleri

Fahrettin Altun: Filistin topraklarının işgali asla meşrulaştırılamayacak
'Kızım kalem tutacağına şimdi silah tutuyor'
Bakan Kurum açıkladı: Siyanür satışına yasak getiriyoruz
IKBY Başbakanı Barzani: Türkiye'nin Sincar'daki hedefi PKK
Şehitlerin cenazesini kaçıran PKK'lı terörist yakalandı
Ekran başında çok zaman geçiriyorsanız dikkat!
CHP tiyatrocuları işten attı: SUSUN!
Tel Abyadlılar eve dönüş mutluluğu yaşıyor
Sıcaklıklar azalacak, yağışlı hava geliyor
52 yıldır devam eden işgalin adı: Yahudi yerleşim birimleri
Gezici Barış Atay'dan darbe tehdidi!
Düzensiz göçmenler Yunanistan'da yaşadıkları zorlukları anlattı
Whatsapp'tan Filistinli gazetecilere engel
Fırat'ın doğusunda 9. ortak kara devriyesi tamamlandı
2018 yılının vergi rekortmenleri açıklandı