Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş

Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, Türkiye’nin yetiştirdiği “devlet gibi adam” sıfatını taşıyan allame Türk aydınlarından biriydi. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin yapıldığı gün o da hayata gözlerini yumuyordu. Sosyal siyaset konusunda Türkiye’nin yetiştirdiği nadir uzmanlardan biri olan Yalçıntaş’ın on parmağında on hüner vardı. Hoca, yazar, fikir adamı ve siyasetçiydi.

Gazetecilik yaparken birlikte çalışmaktan şeref duyduğum nadir insanlardan olan Yalçıntaş, Türkiye ve Tercüman gazetelerinde başyazarlık yapmış kalemi güçlü bir münevverdi. Geçtiğimiz Çarşamba günü vefatının 10. Yılı dolayısıyla rahmetli Adnan Menderes Anıt Mezarı’nın hemen yanı başındaki aile kabristanında rahmetle anıldı, dualar okundu.

Nevzat Yalçıntaş, Batı ve Orta Doğu ülkelerinin yanı sıra Sovyet döneminden başlayarak adım adım Türkistan coğrafyasını gezip atılımlar yapan, yeni camilere öncülük eden; dil, tarih ve kültür konusunda işbirliğini teşvik eden bir öncüydü. 10 yıl yaptığı Aydınlar Ocağı Başkanlığı döneminde Türkistan coğrafyasının toparlanıp kendine gelmesi için çaba gösterdi.

***

Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, yazılarında eski dönemi şöyle anlatıyordu: “Sovyetler bütün dinlere savaş açmıştı. Dinlerle savaştılar ama kaybettiler. O dönemin Sovyet, bugünün Rus vatandaşları artık dinlerine sahip çıkıyor. Sovyet döneminden Türkiye’de kalan ateistler ise hala değişmedi. Onlar hâlâ ateist ve İslam düşmanı.” O, laikliğin çarpıtılmasına karşıydı.

Gelişmiş demokrasilerde “laiklik” uygulamasının din ve vicdan özgürlüğünü sağlayan unsur olarak yerleştiğini vurguluyordu Yalçıntaş. Türkiye’de ise bu kavramın kendi çerçevesinden çıkarılıp toplum ve fertlerin yaşayış ve davranışlarını bir başka deyişle kültürün tamamını “dinden koparan” bir anlayışa sürükleme histerisi haline getirilmesini yanlış buluyordu.

Böyle bir uygulamanın, “özünde totaliter ve ilkel bir ideoloji’ tesis etmeyi hedeflemek anlamına geldiğini vurgulayan Yalçıntaş, “Böyle bir anlayış laiklik kavramının özünden sapmayı ve hür bir toplumun niteliğinden uzaklaşmayı getirir; aynı zamanda da totaliter, müdahaleci bir yönetimin kapılarını açar” diyordu. Bu tür saptırmalara karşı çıkıyordu.

***

“Laikliğin modern ve hürriyetci özü ile ilgisi olmayan bu yozlaşmış anlayış aynı zamanda çatışmacı, baskıcı ve ayırımcı bir ideolojik nitelik taşıyacaktır. Fert ve toplum hayatına totaliter müdahaleleri, yasakları öngören bu anlayış uygulamada ayırımcı olacak, fertler kategorilere ayrılarak standart normlara uygun davranmayanlara baskılar uygulanacaktır.”

Prof. Yalçıntaş’ın izah ettiği baskılar on yıllarca uygulandı. Çoğunluğu teşkil etmeseler de köşe başlarını tutan “azgın azınlık” inançlı insanları sürekli tahakküm altında tuttu. Yer yer onlara akla hayale gelmeyecek iftiralar atıldı, baskılar uygulandı, zulmedildi. Genç kızlar üniversitelere, yetişkinler kamu kurumlarına sokulmadı. Ancak gün geçti, devran döndü.

Nevzat Yalçıntaş ve bir avuç münevverin ilmek ilmek işlediği Türk gençliği hayatın her alanında kontrolü eline aldı. Laikliği din gibi göstermeye çalışanlar şimdi aynı mesajları “mizah” adı altında vermeye çalışıyor. En çok güvendikleri öncü ve şarkıcıları kumarbaz ve sahtekar çıkınca ahbaplıkları bozuldu. Şimdi yeşeren tohumların başak verme zamanı…