Projeksiyon

0

30 trilyon doları entegre edecek Kuşak Yol Projesi, Çin'den itibaren üç aşamalı bir koridoru ön görüyor. Bunlardan Rusya kuzey, İran'da güney güzergahını teşkil etmekte. Kritik önemdeki orta koridor da ise; Avrupa, Orta Asya Cumhuriyetleri, Afganistan, Pakistan ve merkezinde Türkiye yer alıyor. Anlayacağınız egemenlerin dünyadaki büyük kapışması, artık bu istikamette şekillenecek gibi. Zira projenin bir ucunun uzandığı İngiltere'deki son terör hadisesi, bu anlamda şüphe verici...

Söz konusu kavganın ileride Türki Cumhuriyetlere sıçraması ise ihtimaller arasında değerlendirilebilir. Lakin ilk etapta, İran ve Rusya'yı hedefe koyacakları ayan beyan ortada. Kaldı ki ABD'nin, Suud'u kim için silahlandırdığı herkesin malumudur. Diğer yandan Rusya'da aylardır süren hükümet aleyhtarı gösterilerin ivme kazanması da, bizi doğrular bir diğer realite. Tabi Rusların; "yabancı istihbarat servislerinin, bir renkli devrimine izin vermeyeceklerini" belirtmesi de...

Olayları bu perspektifte ele alırsak; aslında bazı Suud ve İran'lı yetkililerin, arada birbirlerine atarlanması bize ipucu veriyor. Belli ki birileri, bu coğrafyada uzunca sürecek bir kaos için senaryo hazırlamakla meşguller. Zaten G.Friedman'ın; "ABD başka bir gücün yükselebileceği alanlarda istikrarı önlemeye çalışır" tespiti, fazla söze hacet bırakmayan cinsten.

***

Büyük vaatlerle göreve gelen Trump'un; küreselcilerle tamamen olmasa da, kısmen ittifak yaptığı su götürmez bir gerçeklik. Yoksa beğenmediği Obama hükümetiyle, Suriye'de aynı politikayı izlemesi başka türlü izah edilemez. İşte geçen hafta Türk Heyetinin gerçekleştirdiği ABD ziyareti, böyle bir atmosferde cereyan etti. Ve kapalı kapılar ardında karşılıklı noktalar atıldı. Sonuç olarak kamuoyunda; "Türkiye'de, ABD'de bildiğini uygulayacak" gibi bir izlenim oluştu.

Takdir edersiniz ki Sn. Cumhurbaşkanımızın, Trump'un gözüne baka baka sergilediği kararlı tutum, bunun şifrelerini fazlasıyla veriyor. "YPG/PYD terör örgütünün, HANGİ ÜLKE tarafından olursa olsun muhatap alınması uygun değildir" sözleri ise bu minvalde okunabilir. Tabiri caizse Sn. Erdoğan; "terör örgütünü hangi ülke desteklerse desteklesin, bekamızı tehdit eden bir iklime kesinlikle müsaade etmeyiz" şeklinde noktayı koymuştur.

Her şeye rağmen; Türkiye'nin İslam Dünyasındaki nüfuzu ve jeopolitik konumunu göz önüne alan ABD'nin, ilişkileri sıcak tutmak istemesi gayet doğal. Zira Trump'un "Türkiye ile ilişkilerimizi kimse yenemez" güzellemesi, bizi ürkütmeyecek bir hesap içerisinde olduklarını gösteriyor. Bu açıdan adına ister komplo teorisi deyin ya da başka bir şey, Devletimizin ileride olabilecek PROJEKSİYONLARI şimdiden çeşitlendirmesi elzemdir.

Mesela üst aklın; PKK ile PYD'yi, Rakka'dan sonra keskin çizgilerle ayrıştırması, bunlardan ilk akla gelenidir. Öyle ki PYD'yi legalleştirmek adına, PKK'yla bile çatıştırabileceklerini söylemek mümkün. Böylece PYD'yi PKK karşıtı gibi göstererek, akıllarınca PYD kantonlarına ses çıkartmayacağımızı sanıyor olabilirler. Ama nafile… Bunu ilkokul çocukları bile yemez… O nedenle Türkiye'nin bahsettiğimiz sinsi plana engel olması işten bile değildir. Tabi onlarında kargaşa oluşturmaya yeltenmeleri… Fakat Devletimizin; bu kurguyu görüyor olması, avuçlarını yalayacaklarının resmidir bana göre…

***

Cumhurbaşkanımız Sn. Erdoğan, 998 gün sonra AK Partinin başına fiilen döndü. Rabbim "Yeni Atılım Dönemini", Vatan-Millet adına hayırlı kılsın. Ayağına/ayağımıza taş dolaştırmasın…

Sn. Erdoğan'ın Kongre konuşması, önümüzdeki dönemin kodlarını barındırması bakımından oldukça önemli. Buradan kamuoyu beklentilerinin çok iyi analiz edildiğini de anlayabiliyoruz. Özellikle dava bilincine; "Milletimize, yük olan değil, yükü omuzlayan" ve "Karşılık beklemeden sahiplenen kardeşlerimizin başımızın üzerinde yeri var" gibi sözlerle vurgu yapılması heyecan verici. Bu doktrinin, yenileneceği belirtilen teşkilatlarda vücut bulması ise inanın azımsanmayacak bir fayda üretecektir. Ne diyelim! Allah buna şahit olanlardan eylesin.

Vesselam…