Provokasyon

Dün, İzmir HDP İl örgütünde bir kadın öldürüldü!

İnsani olarak üzülmemek mümkün değil..

Katilin kimliği üzerinden algı yapmak işin kolay kısmı. Olayın sosyolojisini çıkarmak zor kısmı..

İntikam duygusunu diri tutmak için onca söylem ve eylem varken böyle bir olayın olmaması tuhaf olurdu!

Herkesin hemfikir olduğu nokta ise saldırının amacının toplumsal fay hatlarında kırılma yaratması olduğudur..

Böyle bir saldırıyı kurumsal olarak iktidar partilerine mâl etmek insafsızlığın ötesinde artniyetli yaklaşım olur..

Ki!

Amaç da bu zaten!

Kürtlere,

- Bakın, size yaşam hakkı bile vermeyen bir Türk düşmanınız var!

Bunu demek istiyorlar..

Başka ne var?

- HDP ve CHP etrafında konsolide olun!

Sonra..

- Bu hükümet teröristlere ve mafyaya taviz veren bir zihniyettir, zaten Sedat Peker’i de duydunuz, üstüne bu olay!

Yani!

Yani, Cumhur İttifakına karşı içeride oyları bloke etmek..

Mümkünse Kürtleri HDP çatısına çekmek! Sonra da “Gelsin yeni iktidar” beklentisi..

Terörü kınamamış bir parti orta yerde dururken Türkiye’de politik sahneyi onunla dizayn etmeye çalışan bir üst akıl var..

Üstelik, toplumun bir kesimince meşru olduğu varsayılıyor..

Türkiye’nin şu yol ayrımına gelmeside gecikmiş bir durum var.

Acilen, hem de çok acil!

Terör ile arasına mesafe koymayan hiçbir partiye kurumsal statü bir günlüğüne dahi verilmemelidir.

Toplum adına söz söyleme hakkı ancak ülkenin yasaları ve devletin varlığına saygı esası ile tanınabilmelidir..

Yoksa!

Hiç istenmeyen “İhkak-ı Hakk”lara yol açar..

Bu provakatif eylem, HDP’nin açık çağrısı ile olmuş bir saldırıdır!

Nasıl yani?

Şöyle..

PKK terörünü kınamamış bir siyasi partinin varlığı bizatihi davettir..

Ya da!

Birilerinin bu durumdan kendi bölgesel çıkarlarına uygun gelecek bu tür saldırılar organize etmesinin yolunu açar..

Öyle ise kanunların dolduramadığı boşluğu adalet ile sağlamak gerektir.

HDP türevli siyasi partilerin varlığına müsade etmemek de toplumsal barışın bir önşartıdır.