YAZARLAR

Tüm Yazıları Ramazan Akkır

İdlib: Pornografik Savaş

14.09.2018 00:03

Fransız düşünür Jean Baudrillard, Körfez Savaşı sırasında Le Monde’a yazdığı bir yazıda “Bu, pornografik bir savaş” demişti. Pornografi kavramı ile aşırılığın yarattığı soğukluğa, duygusuzluğa, uzaklaşmaya, sıradanlığa gönderme yapıyordu, baştan çıkarıcı düşünür. Herşey Körfez Savaşı etrafında dönüyordu... Bizler, savaşın tam orta yerindeydik. Evimizin baş köşesinde bulunan kadife koltuğumuzun yaydığı rehavet ile çayımızı, kahvemizi yudumluyor ve savaşı izliyorduk, tıpkı bir tiyatro oyunu gibi. Her şeyi görüyorduk; ölümü, kanı, gözyaşını ve istilayı... Ancak hiçbir şeyi hissetmiyorduk. Sanki kangren olmuştu duygularımız. Ölüm, sıradanlaşmıştı. Ne gözyaşı, gönlümüze dokunuyordu ne de ölüm akıl tutulması yaratıyordu benliğimizde. Kötü huylu kanser uru gibi tüm duygularımızı istila ediyordu barbarlar. Herşey oluyor ve bitiyordu. Sahnedeydi ölüm.

Şimdi, dahası yedi yıldan beri soysuzlar çetesi Suriye’de insanlığı katlediyor. Ölüm yeniden sahnede. Masum insanların kanı dolduruyor kadehlerimizi. Milyonlarca insan yerinden yurdundan sürgün edildi. Akdeniz, insanlığın maviye çalan mezarı... Yoksullaşıyor, çölleşiyor duygularımız. Soysuzlar çetesi, vahşetin çağrısını hayata uyarlamakla meşgul.

Ölüm öyle sıradan hale geldi ki...

Artık dikkatimizi bile celb etmiyor. Savaş, sadece bir ateri oyunu, kendimizi kaybettiğimiz, bağırdığımız, çağırdığımız. Kanıksadık. Ürkütmüyor, ölümlerin yarattığı bozgunlar bizi. Ölümü estetize etmekle meşguluz. 

Şimdi sıra İdlib’te... Rusya’sı, İran’ı, ABD’si, Çin’i ve daha bilmem nesi orada... Neredeyse bir avuç kalmış insanı boğmak için sabırsızlanıyor. Bir avuç insan deyişim kimseyi şaşırtmasın; İdlib’te yaklaşık dört milyon insan yaşıyor. Ancak bu sayı, pek bir anlam ifade etmiyor. Sadece savaş tanrıları ve barbarlar, katliam istiyor.

Aslında ölenler, ne Suriyeli masumlar ne de denizin kıyısına vuran Aylan bebek... Ölen insanlığın vicdanı, merhameti, aklı ve kalbi... Hepimiz, ölüler ordusunun bir parçasıyız sanki. İsrafil’in sura üflemesini bekliyoruz. Tanrıyı kıyamete zoruluyoruz. Ne diyordu Dostoyevski Ölü Evinden Anılar’ında; “Hiç insan öldürmediği halde, altı kişinin canına kıymış bir katilden daha cani insanlar gördüm. Umudumuzu öldürenleri gördüm.”

İşte bunun için onlardan davacıyım. Rusya’dan, içimizde bir kısım akılsızların gönül verdiği İran’dan, kendi insanını vahşice katleden Esat’tan, savaş baronu ABD’den, insanlığa ve vicdana olan inancımı öldüren katillerden ve içimizdeki Esat sevicilerden... Onlar, mutlu olma ihtimalimizi elimizden çalanlar.... Onlar, umudumuzu ve inancımızı öldürenler...

Ellerimiz mavi göge doğru açıp dua etmeli...

Zamanın kalbini mühürleyip dua edelim...

Allah’ım sen bizi içimizdeki akılsızların işledileri suçlardan dolayı helak etme!!!

 

 

 

   

Çok Okunanlar

  • 1

    Erdoğan'dan ABD'ye sert tepki

  • 2

    İsmail Cesur kimdir? İsmail Cesur nerelidir?

  • 3

    Türkiye ve Rusya'nın hamlesi ABD'yi zora soktu!

  • 4

    Nagehan Alçı hastanelik oldu

  • 5

    Af teklifinin detayları belli oldu

Son Haberler