Ramazan biter, camiler boşalır mı?

Yazar Merhum İbrahim Balcı’nın kitabı:

-Camilerin Çağrısı!

Tefekküre davet eden şu başlıklar da Merhum'dan:

-Ertelenen İslâmi Hayat!

-Kaybolan Samimiyetimiz!

*

Şimdi…

Ramazan’da camileri “önceki aylara nispetle” dolduran bizler, Bayram namazından hemen sonra “Geldi mübarek 11 aylar!” moduna mı gireceğiz yine?

Bir ay boyunca ilgi gören camilerimiz, Cuma, bayram ve cenaze namazları, kandil geceleri hariç, boynu bükük mü kalacak…

Yine!

*

Namazı, camiyi hayatın merkezine koymak o kadar önemli ki…

Ben, kafeterya misali saçma sapan mekânlarda kafa ütületen, kendisini zehirleten kişilere hep hayret etmişimdir.

Bunlara huzur lâzım değil mi, kafalarını dinlemek, dinlendirmek istemezler mi?

Tertemiz bir ortamda, kalpleriyle baş başa kalmaya ihtiyaç duymazlar mı?

*

Ya camilere gidenler?

Onlar…

Yani ben, niçin apar topar bitirmek istiyoruz namazı…

Cuma namazlarından işi olmayanlar da erken çıkıyor.

Bir yaş almış amca “Şeytan kovalıyor bunları, şeytan!” demişti.

Beni de kovalıyor bazen.

Önceki gece, teravihten sonra güngörmüş zatlardan biri ile yürüyüşe çıkmıştık…

Lâf lâfı açınca…

Konu, camilerden kaçışa gelince…

“Namazın sonuna kadar kalan herkese çıkışta 500’er lira dağıtılacak olsa erkenden çıkanların sayısı çok azalır değil mi Hocam?” diye sordum.

Yürüyüş arkadaşım, “Ne 500 lirası, çıkışta mendil dağıtılacak olsa yine bekleyen çok olur!” diye karşılık verdi.

Yani…

Namazın sonuna dair müjdelerin, sevapların “mendil” kadar kıymeti yok mu?

*

Bu Ramazan, yakın geçmişteki ramazanlardan çok daha verimli geçti gibi geliyor bana.

Dillere yapışan ilahilerin etkisinden midir, Gazze’deki soykırımı karşısında acze düşüşümüzün idrakinden ve yürek ezikliğinden midir, etrafımıza Siyonist füzelerinin yağıyor olmasından mıdır, nedendir bilemiyorum…

Etrafımdakiler de “Bu Ramazan güzel geçti.” diyorlar.

*

Öyle olup olmadığını göreceğiz Allah’ın izniyle…

Vakit namazlarında camilere bakacağız…

Önceki ramazanlardan farklı mı olacak camilerimizin gördüğü ilgi…

Artacak mı, göreceğiz kısmetse.

Ramazan'dan sonra ne yapsak?

Camiye gitmeye üşenenler için…

Mesela…

Hazret-i Peygamber’in (s.a.v.) “Bir sünneti 40 gün devam ettirme” tavsiyesine uyarak, her gün en az bir namaza camide, cemaatle birlikte kılma taahhüdü…

Kendi kendine söz vermek.

Ve sonra sayısı gittikçe arttırmak…

Adeta alışkanlık haline getirmek…

Namazı camide cemaatle birlikte kılmadığımda rahatsızlık hissetmek…

Hissedebilmek!

*

Hayatın merkezine camiyi ve namazı koyabilmek.

Namazlardan çalmamak, düzgün, hakkıyla eda edebilmek.

Bunun için hep birlikte çaba göstermemiz şart.

Zira, Rabbim, Müslümanların hep birlikte hareket etmesini emrediyor.

Camilerde cemaat var, bir de cemaatin parçası olan görevliler.

Cami görevlileri.

Bazıları, bu görevi “657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu”nun yüklediği görevler olarak görüyor.

Camiyi hayatın merkezine yerleştirme çabası, sadece camide gösterilirse çok yetersiz kalıyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bünyesinde görevli onbinlerce vatan evlâdı “manevi seferberlik” ruhu ile görev yapsa…

Bu işin bir “memuriyet görevi” olmadığını bilerek çalışsa…

Yani…

İçlerindeki örnek şahsiyetlerin halleri, çabaları umuma yansısa bu memlekette neler olur?

İmamlar, müezzinler hep birlikte…

Güzel halleri, tatlı dilleri ile çevreye açılsa…

“Hazret-i Peygamber’in (s.a.v.) İslam’a Davet Metodu” nu esas alarak çalışsa…

Bu memlekette neler olur?

*

Bizler…

Elleri kalem tutan, topluma hitap etmek için ortalamanın çok üzerinde imkânlara sahip olan insanlar…

Üzerlerimize düşenden de fazlasını yapmanın gayreti içinde olsak…

Bu memlekette neler olur?

*

Bu Ramazan’daki tempomuzu sonrasında da artırarak devam ettirsek…

Ne iyi olur?

Bu heyecan ramazandan ramazana olmasın!

Bir dahaki Ramazan’a erişebileceğimize dair senet mi var elimizde?