YAZARLAR

Tüm Yazıları Ramazan Kayan

Gençlik reçetesi  

12.07.2019 00:02

Ömrü boyunca gençlik çalışmalarını önemsemiş, öncelemiş ve içinde bulunmuş bir kardeşiniz olarak gençlikle ilgili küçük bir alıntıyı sizinle paylaşmak istiyorum. Bugüne kadar birçok gençlik organizasyonunda, pratiğinde, projesinde hasbelkader bulunmuş biri olarak gençlik gerçeğine uzak olmadığımı düşünüyorum. Gençlik çalışması olmayanın geleceğinin de olmayacağı kanaatindeyim. Bundan dolayı gençlikle ilgili her türlü tespit, tez, teklif, tanım, tenkit ilgimi çekmiştir…

Bugünkü alıntımı da bu kaygı ile yaptım. Alıntının kime ait olduğunu en son söylemek istiyorum. Aşağıdaki satırları dikkatinize sunuyorum:

- Gençlere, üniversite okuyanlara neler söylemek istersiniz?

- Bundan 20-25 sene evvel Kuveyt Üniversitesinde bir konferans vermiştim. O zaman kitabımın 6. cildi çıkmıştı. Bir genç kalktı bana dedi ki:

- Siz bu zor kitabı yazıyorsunuz, bize neler tavsiye ediyorsunuz? Ben de ona Arapça dedim ki:

- Birincisi, gerçek bir zühd… Yani dünyanın nimetlerinden feragat edebilmek… Ben belki daha rahat yaşayabilirdim, ama otuz yıldan beri evden çıkarken çantama sadece küçük bir ekmek parçası koyarak gidiyorum enstitüme. Enstitüye geldiğimde dolabımdan ufak bir peynir parçası veya yağsız reçel çıkarır onunla öğlen yemeğini hallederim… Yani 10 dakikayı geçmiyor, benim öğle yemeğim.

   İkincisi, ‘’Sabr-u cemil’’, tatlı sabır…

   Üçüncüsü, ‘’Takva, Allah korkusu’’. Allah’ın bütün hareketlerimizi kontrol altında tuttuğunu bilme şuurunu tavsiye ederim…

   Ben bu kitapları yazarken bazen yorulduğum oluyor masa başında. Ara sıra biraz dinlenmek istiyorum. Sonra aklıma hemen şu geliyor:

- Vakit geçiyor vakit! Zaman geçiyor! Kendine nasıl zaman tanıyabilirsin, diye kendime kızıyorum. Sonra hemen dinlenmeyi bırakır, kendimi yazmaya zorlarım. Yani okuyan, yazan, düşünen bir millet olmalıyız. Bunu tavsiye ediyorum.

   Evet, üç kelimelik bir tavsiye; Zühd, Sabır, Allah korkusu… Üçlü bir gençlik reçetesi…

   Peki, bu cümleler kime ait olabilir ki?

   Bir dergâhın mürşidi mi? Etkin ve yetkin bir vaiz mi? Şöhretli bir medrese mollası mı? Bir tasavvuf büyüğü mü? İslami ilimlerde maruf ve meşhur bir âlim mi? Bir müftü mü? İlahiyat kökenli bir akademisyen mi? İslamcı bir düşünür mü? Bir kanaat önderi mi? Cemaat lideri mi? Cami görevlisi mi?

   Hayır, hayır! Hiç biri…

   Şimdi bu cevaba dudak bükenler, burun kıvıranlar, klasik bulanlar, fazla gelenekçi kalmış değerlendirmesinde bulunanlar, vaaz dilini aşamamış diyenler olabilir…

   Yaşadığımız çağın ve gençliğin sorunlarına yabancı, entelektüel derinlikten uzak, akademik analizden mahrum basit bir değerlendirme olarak görenlerde olabilir…

   Peki, yukardaki satırların sahibi, dünyanın en büyük İslam bilim tarihçilerinden biri kabul edilen merhum Prof. Dr. Fuat Sezgin hoca olduğunu söylesem şaşırırsınız değil mi? İyi derecede 27 dil bilen, 18 ciltlik İslam Bilim Tarihi’nin yazarı…

   Alanının duayeni… Akademik başarılarının doruğunda bir isim… Bilimde otorite… Ve işinin piri… Bilim dünyasının önünde saygıyla eğildiği, hayırla andığı mümtaz şahsiyet… 2019 yılının Prof. Dr. Fuat Sezgin yılı olduğunu da unutmayalım…

   İşte bu ünlü Fuat hocanın üniversite gençliğine sunduğu reçete; Zühd, Sabır ve Takva…

   Hem de endüstri 4.0 çağında… Yapay zekâ günlerinde bunları öneriyor…

   Kafamız karıştı değil mi? Gerçekten bu alıntı Fuat Sezgin’e ait olabilir mi? 

   Şablonlarımızı, ezberlerimizi alt üst ediyor… Neden sükseli cümleler yok? Prestijli bir dil kullanmamış? Karizmayı çizdirme riskine girmiş? Fuat hocanın imajına uymuyor değil mi?

   İşte bir mümin yüreğin duyarlılığı… Gerçek bilim adamının sorumluluğu…

   Vahyin diliyle konuşuyor, fıtrata dokunuyor… Aşkın bir iklimde, enfüsi bir damardan giriş yapıyor…

   Fuat hoca ismiyle müsemma, kalb-i selim ile konuşuyor…

   Ruhsuz, hedefsiz, kimliksiz, iradesiz, iddiasız bir gençliğe başka ne söylenebilirdi ki?

   Seküler sularda seyreden, popüler rüzgârlarla savrulan, liberal limanlara demir atan gençliğe ne sunmak gerekir?

   Tek derdi test kitapçığı, başarı grafiği, kariyer, konfor ve diploma olan bu nesle çağrımız ne olacak?

   Şımaran, şaşıran, şiddete, şehvete, şüpheye, şerre yönelen bu gençliğin ruh köküne yönelmesi gerekiyor…

   Haz, hız ve hırs üçgeninde çırpınan gençliğe Fuat hocanın üçlü reçetesinin birebir şifa içerdiğine inanıyorum…

   Bu reçete bağlamında iyi tatiller diliyorum!

 

 

Son Haberler

  • 1

    NATO uzayı yeni harekat alanı ilan etti

  • 2

    İran Rusya'dan 5 milyar dolar kredi alacak

  • 3

    Saldırı zihniyeti Türkiye için üzüntü verici

  • 4

    AK Partili vekiller, CHP'li Özkoç'u kınadı

  • 5

    Türk şirketi batan İngiliz devini satın aldı

Günün Manşetleri

Çavuşoğlu: Teröristler AP'de adeta cirit atıyorlar
İran destekli gruplardan İdlib'e füze saldırısı: 8 sivil öldü
Fahrettin Altun: Filistin topraklarının işgali asla meşrulaştırılamayacak
'Kızım kalem tutacağına şimdi silah tutuyor'
Bakan Kurum açıkladı: Siyanür satışına yasak getiriyoruz
IKBY Başbakanı Barzani: Türkiye'nin Sincar'daki hedefi PKK
Şehitlerin cenazesini kaçıran PKK'lı terörist yakalandı
Ekran başında çok zaman geçiriyorsanız dikkat!
CHP tiyatrocuları işten attı: SUSUN!
Tel Abyadlılar eve dönüş mutluluğu yaşıyor
Sıcaklıklar azalacak, yağışlı hava geliyor
52 yıldır devam eden işgalin adı: Yahudi yerleşim birimleri
Gezici Barış Atay'dan darbe tehdidi!
Düzensiz göçmenler Yunanistan'da yaşadıkları zorlukları anlattı
Whatsapp'tan Filistinli gazetecilere engel