Ramazanın Gölgesinde Bir Soluk

0

'Güzel söz kökü sabit, dalları semada olan bir ağaca benzer.' Bir başka ayette ise Allah'ın nuru ağaca nispet edilir. 'Ne doğuya, ne de batıya ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır.'

Musa peygamber, Mukaddes Tuva Vadisi'nde, Allah ile bir ağaçtan gelen sesle konuşur: 'Derken oraya geldiğinde, o kutlu yerdeki vadinin sağ yanında olan bir ağaçtan: "Ey Musa, Alemlerin Rabbi olan Allah Benim;" diye seslenildi.

Ağacın hikmetle anıldığı çok örnek var. Her ağacın bir özelliği hikmete kapı aralar. Mesela meyve ağaçlarının dallarının budanması. Bol meyve almak için dallar seyreltilir. Bir tenakuz gibi. İnsanın üretkenliğine engel olan nefsani arzuları gelir aklıma. Nefsini törpüleyen kişi yol alır.

Bugünlerde, kokusuyla yakınından geçenlerin başını döndüren bir ağaçtan söz etmeden geçmeyelim. Mayısın son haftası ve haziranın ilk haftası iğde günleridir. Bunun gibi bir ay önce kısa bir dönem erguvan da iç açıcı rengiyle arz-ı endam etmişti.

Şimdi iğde mevsimi. Günün telaşesi ile yürürken çekim alanına girdiğinizde zihninizdeki gündem birden değişir. İğde kokusu ötelerden uzanan bir hediye gibi gönlünüze bir şeyler katar. Etrafına yaydığı rayiha, yeryüzüne ödünç bırakılmış gibidir. Bu kadar güzel koktuğuna göre henüz 'insan eli' değmemiş olabilir. 'Sektör' denilen azman dokunduğu her şeyin tabiatını değiştiriyor zira.

İğdenin lahuti kokusunun kısa süre yeryüzüne neşe kattığı bu günlerde Ramazan'a girdik. Ramazan'da iğde gibi sayılı günlerde yeryüzüne misafir oluyor. Bakalım yoğun gündemleri ne denli değiştirebilecek?

Ramazanı nasıl bilirsiniz? Açlık günleri mi? Muhabbet günleri mi? Sabır ya da arınma günleri. Çok şey söylenebilir. Ramazan etkinliğini itiyat haline getiren ve kasiyer kuyruklarında bekleyen zihinlere nasıl seslenmeli? Ramazana dair hikmetler üzerinde düşündürmek güç bir uğraşı.

Ramazan geldiğinde kalpler onun ilahi dokunuşlarıyla telif olur. On bir ayın yorgun zihinleri onun gölgesinde sükün bulur. Ramazan hikmetlerle donanmış bir ağaç gibi meyvesi ve gölgesi ile gelir. Beden ile ruhun değişim zamanı Ramazan'dır. Beden celal tecellisi altındayken cemal dokunuşları ruha yerleşir. Ten celal tahtında, can cemaliyle uruç eder.

Hakikat; insan zor kemal bulan bir varlıktır. Ne ki rüşdüne ermek için bir ömür bekler. Benliğine arız olan illetler sebebiyle içinde küffar sesler yükselir. Nefsani kuvvetler şeytanla işbirliği içinde Rahman'a savaş açarlar. Yeryüzü haz yolunda zeval bulmuş yığınlarla doldurur. Ekranlarda oyun eğlence ve teselli kareleri sergilenir. Yüzünüzde led ekranın izleri vardır. Diziler, mesaj grupları, sosyal ağlardan akan acaip içerikler ve gözler beğeni butonundadır. Değişmek için kutlu bir gün beklenir.

Çaresiz yığınlara Ramazan bir hediye gibi gelir. El Vehhab olandan hibedir. Beşinci mevsim gibi gelir. Kutlu misafiri baştacı edenler kazanır. Her kişinin ağırladığı ölçüde nasibi vardır. Her şey değerinde karşılık bulur. Şeref ül mekan bil mekin. Şeref mekanı dolduranındır. Mekanın misafiri Ramazan'dır.

Kişinin sözünü en zor geçirdiği kişi kendisidir. Sıcak ve içten bir bağla saran nefse dokunmak, bir canavara dokunmak gibidir. Ramazanda içinizdeki yaratığın görünmez mühürleri sökülür. Bir kutlu el ruhunuzun yaralarına dokunur.

Çocuklar büyükler geldiğinde ellerine bakarlar. Gözleri oyunda oynaştadır. Oruçlu kişi de Ramazan'da iftarı gözler. Kimilerinin de gözü iftarda gönlü zikirle doyan itminandadır.

Tabiat ikliminde iki hafta kokmak için bekler iğde. Ramazan bir aylık mevsimiyle azalarınızı mühürlerken içinize baharı getirir. Arındırır. 'Allah arınanları sever.'