Referandumda strateji savaşları

0

Darbe Anayasasının değişimine 'evet' diyecek olan kesimlerden en büyüğü olan (çünkü darbe anayasasının değişmesine 'evet' diyecek olan sadece Adalet ve Kalkınma Partililer değil) Ak partinin propaganda çalışmalarına "hayır diyecekler terör örgütleriyle aynı çizgiye düşerler" söylemi ile başlaması "darbe anayasası değişmesin" diyenlerin bazısı için bulunmaz fırsat oldu. Mal bulmuş mağribi gibi atıldılar üstüne.

Burdan vurmaya kararlılar.

Dönüp dolaşıp bunu konuşuyorlar. "Bizi nasıl teröristlerle aynı safta gösterirsiniz" diyerek mağduriyet üzerinden siyaset yapma peşindeler.

Her zamanki gibi yanlış bir stratejinin, taktiğin peşinde koşuyorlar.

Kim veriyor bu akılları bunlara acaba?

Ben, "darbe anayasası değişsin yada değişmesin" için oy kullanmaya gidecek bir vatandaş olarak her iki tarafı dinliyorum ve hayırcı kesimin "darbe anayasası değişmesin çünkü..." demeyi bırakıp "hükümet bizi terör örgütleri ile aynı safta gösteriyor" diye ağlaşmalarına bakıp "bunların darbe anayasasının değişmemesi için mantıklı hiç bir gerekçeleri yok, bu yüzden maymuna bak taktiği uyguluyorlar" diye düşünmez miyim?

Hiç bir parti ile organik bağı olmayan ben böyle düşünüyorsam, halkın önemli bir kısmıda böyle düşünüyor demektir. Seçmende böyle bir intiba bıraktınızmı bir kere, işiniz çok zor demektir.

Yani demem o ki bu referandumu da kaybedeceksiniz sevimli faşistlerimiz.

Siz iyisimi şimdiden "referandumda hile yapılacak, elektirikler kesilecek, trafolara kedi köpek girecek" edebiyatına tekrar başlayın. Fakat kendi partilerinizin yaptırdığı anket çalışmalarını nasıl gizliyeceksiniz onu merak ediyorum. HDP'nin yaptırdığı ankette bile Ak Partinin oyu yüzde 50'nin üstünde gözüküyor.

Jirki aşireti de eré diyecek

Jirki aşireti, darbe anayasasının değişimine "evet" diyecekleri deklare etti. Kürdistan'ın en büyük aşiretlerinden biri olan Jirki aşiretinin önde gelenleri biraraya gelerek "bizlerde sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın etrafında tüm aşiret reislerimiz ile birlikte kenetlenerek, halkımızla birlikte evet diyeceğimizi ifade ettik" açıklaması yaptı.

Bunu duyunca başları önlerine düşmüştür bazılarının sanırım. Utanmadan tüm Kürtleri ideolojik bir yapının takipçisi gösterip "referandumda hayır diyecekler" diye yazı döşeyenler bunlar.

Ne Kürdistanı bilirler, ne Kürdü tanırlar. Gazetelerinde kürt meselesinin çözümü için somut tek bir öneri yok. Şifa için tek bir kelime Kürtçe bulamazsınız. Fakat maşallah hepsi, benim, darbe anayasasının değişmesine "hayır" diyeceğimi savunuyor.

Gelip bana sormadılar, öyle umuyorlar.

Kürtler bunlar için muhteşem bir hükümet düşürücüdür.

Hükümetler düşsün ki iktidarlar sarsılmasının.

Kürdüz, general Kenan Evren'in anayasasının değişmesine "eré" diyoruz!

Son kararımız...

Faşistler kendilerine Kürtlerden başka kapı bulsunlar artık...

Meğer bir zamanlar herkes Ak Partiliymiş

Cumhuriyet Halk Partinin ağır toplarından, bilinçli İttihatçısı (çoğu kendini solcu sanır) Muharem İnce'nin anayasa komisyonu çalışmaları kapsamında yaptığı konuşmasının bir bölümünde "arkadaşlar Ak Partinin 2002 parti tüzüğü Türkiye tarihinin en özgürlükçü, en demokratik tüzüğü idi" demesi artık meselenin saklanır gizlenir yönünün olmadığını gösterdi hepimize.

Meğer ne çok Ak parti hayranı varmış hiç ummadığımız cenahlarda...

Ertuğrul Özkök'ten, Taha Akyol'a, HDP'li milletvekillerininden Abdüllatif Şener'e, Aydın Doğan'a kadar geniş bir yelpaze, fırsatını buldukca Ak partinin bir zamanlar ne iyi bir parti olduğunu dile getiriyor.

Sonra ne olduysa oluyor Ak Parti kötü, despotik, özgürlük karşıtı bir parti haline dönüşüveriyor.

Herbirinin favori AK parti yılı farklı. Muharrem İncenin favori Ak Parti yılı mesela 2002-2005 iken, Abdulatif Şener'in favori yılı 2006. 2007 de AK partiden istifa ediyor sayın Şener. 2008 yılı ise Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir devlet televizyonunun (TRT Şeş) Kürtçe yayına geçme hazırlığına başladığı yıl. Türkiye'de Kürtler özgürleştikce birilerine göre Hükümet despotikleşiyor. Mantık ilginç...

Sosyalizmin duayeni (şimdilerde sıkı Kemalist, bana göre ise herzaman İttihatçı) Murat Belge'ye göre ise Ak parti 2011 yılına kadar harikaydı...

İnsan merak etmeden duramıyor. Madem hepiniz Ak Parti hayranıydınız, Ak Parti için yanıp tutuşuyurdunuz, "Muhtar bile olamaz" manşetini uzaylılar mı attı? 2008 de attığınız "411 el kaosa kalktı manşeti" neydi öyle?

İki senede bir "ordu göreve" pankartı açanlar bizim aşiret miydi?

Ak Parti durmadan seçim kazandığı için gece yarısı muhtırası verenler gariban muhtarlarmıydı?

Atılan her özgürlükçü adımın öncesinde ve sonrasında biryerlerde patlamalar yapanlar İrlanda Kurtuluş Ordusu muydu?

Gezi faşist ayaklanmasında halkı galiyana getirmeye çalışanlar martılar mıydı?

Kimsenin gidin Ak Partiye katılın falan diye bir beklentisi yoktu sizden fakat bu kadar beğendiğiniz hükümete bari tuzak üstüne tuzak kurmasaydınız... Seçim sonuçlarına, halkın tercihlerine saygı duysaydınız yeterdi.

Söylenmezse eksik kalırdı

"Heq tê xwarin, lê nayê daxwarin"

"Hak yenir, ama hazmedilmez"

-Rum Atasözü-