Referandumdaki tek tehlike: Rehavet!

0

TBMM'nin tarihi görevini ifa etmesiyle referandumun kapısı aralandı. Şimdi gözler Cumhurbaşkanı Erdoğan'da. Sayın Erdoğan, Anayasa değişiklik paketini onaylayıp resmi gazetede yayınlattığı günden itibaren 60 gün sonraki ilk Pazar Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en önemli referandumu için sandık başına gidecek.

Referandumun önemine binaen şimdiden kampanya sürecinin başladığını söylemek mümkün. Bu meyanda AK Parti de referandum hazırlıklarına bir süre önce başladı. Seçmenlerin bilgilendirilmesi için Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin sade bir dille anlatıldığı broşürler basıldı. "Teşkilat içi eğitim" sürecine girildi. Bu kapsamda 81 ilin Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı tarafından Genel Merkez'e davet edildi. Önce teşkilat eğitilecek. Sonra sahaya inilecek.

AK Parti, referandum kampanya sürecinde "söylem birliği" ile hareket etmeyi planlıyor. Farklı ses, farklı dil ve retorik ile halkın bilgilendirilmesi ve basına birbirinden farklı açıklamaların yapılması kamuoyunda "kafa karışıklığı" yaratacağından bunun önüne geçilecek. Kampanya süreci boyunca tüm teşkilat, Bakan ve Milletvekillerinin "aynı dili" kullanması için bir dizi çalışma yapıldı.

Öte yandan Sayın Erdoğan da meydanlara inecek.

Türkiye'yi şehir şehir, ilçe ilçe, köy köy dolaşıp mitingler düzenleyecek, açılışlar yapacak. Kimi zaman bir günde iki-üç şehir gezip Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile Türkiye'nin nasıl bir noktaya geleceğini anlatacak.

Referandum kampanya sürecinde 3 legal ve meşru unsurun doğrudan, 1 illegal-gayri meşru unsurun da dolaylı olarak sahada olacağını söyleyelim.

Bunlar:

1-AK Parti ve MHP

2-CHP ve HDP

3-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

4-Türkiye düşmanı siyaset dışı odaklar

AK Parti ve MHP, "evet" için, HDP ve CHP ise "hayır" için çalışacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan da "evet" için sahada olacak. Ancak Sayın Erdoğan, daha çok ülke ve millet için bu sistemin ne anlama geleceği üzerinden bir kampanya süreci yürütecek. "Evet" ya da "Hayır" tercihinden ziyade, Parlamenter Sistem ile Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin karşılaştırmasını yaparak, Türkiye'nin içerisinde bulunduğu "açmazı" tarif ederek, Cumhurbaşkanlığı Sistemi'ne geçilmesi halinde Türkiye'nin nasıl bir sıçrama yapacağını net ve yalın bir dille anlatarak kampanya yürütecek.

Tüm bu unsurların yanı sıra bir de siyaset dışı unsurların gayri meşru yöntemlerle referandum sonucunu değiştirmek için çalışacağını göreceğiz. Bu unsurlar arasında başta FETÖ olmak üzere birçok terör örgütü, başkent, politbüro, uluslararası sermaye oligarşisi, faiz ve döviz lobisi ve kredi derecelendirme kuruluşları var. Bu unsurlar, Türkiye'nin büyümesini, gelişmesini, bedenine dar gelen Parlamenter Sistem elbisesini çıkarıp atmasını engellemek için ellerinden geleni yapacaklar.

Türkiye'nin siyasi ve ekonomik istikrarını sekteye uğratmak, demokrasi ve insan hakları standardının gelişimini engellemek ve Türkiye'de konuşlanan bürokratik oligarşinin Cumhurbaşkanlığı Sistemi'yle beraber tarihin çöplüğüne atılmasının önüne geçmek için illegal yöntemlere başvuracaklar.

Dolaysıyla, bu gayri-meşru ve gayri-demokratik unsurların da, tıpkı bir siyasi parti gibi kampanya yürüteceğini bilmek ve dikkatli olmak gerekiyor.

Buradan hareketle bu aralar daha çok ekonomik müdahalelerin olacağını kestirmek güç değil. Nitekim bunun ilk işaretlerini kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye'nin kredi notunu sudan sebeplerle düşürerek verdi zaten. Amaç, Türkiye halkının algısıyla oynamak, Türkiye'de ekonominin kötüye gittiği söylemini elden ele uzatarak hükümet aleyhine kara propaganda yürütmek, halkın gerçekle bağını koparmak.

Öte yandan terör unsurları da devreye sokulabilir. Burada güvenlik kuvvetlerinin her zamankinden daha dikkatli, her zamankinden daha temkinli olması gerekiyor.

Diğer bir husus da sosyal medyadaki algı yönetim süreçleridir ki bu alandaki en büyük faaliyeti FETÖ'nün binlerce robot hesabı yürütüyor. Referandum sürecinde "negatif algı" üretmek için son 1 ayda "1Milyon civarında fake hesap" açıldığı söyleniyor.

Gelelim sadede!

Kim ne hesap yaparsa yapsın, kim ne plan kurarsa kursun!

Allah'ın da bir hesabı var!

Allah, tüm hesapları bozandır!

Kaldı ki, Türkiye halkı, yıllardır hesap kuranların tüm hesaplarını başlarına çalmış, feraset sahibi bir halktır. Bu defa da tüm oyunları, tüm hesapları, tüm planları bozacaktır!

Ancak!

AK Parti teşkilatlarında bir rehavet var!

Bu rehavet, "Yüzde 50'yi kesin geçeriz" rehavetidir!

Bu rehavet, "bu iş bitti, referandumu kazandık" rehavedir!

Bu rehavet, "Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, tek başına "evet"leri alır, götürür" rehavetidir!

İşte, bu çok tehlikelidir!

Referandumdaki tek tehlike de bu rehavettir!

Bu rehavetin önlenmesi, her bir teşkilat ferdinin "Ağustos Böceği" gibi sahaya inip karış karış Cumhurbaşkanlığı Sistemi'ni anlatması oldukça elzemdir.

Zira karşıdakiler her zamankinden daha büyük bir iştahla bilenmiş durumdadır!

Her kim rehavette ise, silkelenip kendine gelmelidir!

Yoksa buradan çıkacak herhangi bir vebal, o'nun üzerindedir!